Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

16 Nisan sonrası Türkiye’yi, neler bekliyor?

Türkiye, içeride Ekonomik, Politik kaos yaşarken 16 Nisan‘da, Referandumun sandık görecek. AKP hükümeti Körfez ülkelerinden getirdiği sıcak para ile dengeleri korumaya çalışsa da Türkiye, ciddi bir ekonomik krizin içinde bulunuyor. İhracat çok önemli oranda durdu, Turizm sıfırlandı, sanayi üretimi minimum düzeyde, işsizlik hızla arttı, küresel şirketler ülkeyi terk etmeye başladı, hareket halindeki sermaye girişinde belirgin bir gerileme yaşanıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP‘nin, ilk zamanlarında Milli Görüş‘ten olmayan isimleri çekmeye çalışmıştı. AKP‘nin, yükselişini görüp güvenmeyenler daha sonra Grup olarak yer almaya başlamışlardı. AKP‘nin, Sosyal demokrat eğilimli merkez sol ile ilişkisi, FETÖ ile TSK içerisindeki  Laik/Cumhuriyetçi/Atatürkçü Askerlere Ergenekon, Balyoz kumpası ittifakı, ABD/AB ilişkisi ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ı tam desteklediler, PKK ile “Çözüm Süreci” ittifakı, Bahçeli-MHP ile Referandum ittifakı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski ittifaklarıyla yollarını ayırırken kimileri ile ilişkisini tamamen kesti. Kimisini de oldukça sert bir biçimde ezdi.

Gizlenmeye çalışılsa da Cumhuriyet kurulduktan sonra Türkiye, ilk defa Küresel güçlerle bu kadar kavgalı duruma düştü. Bu kavgaların aldığı sonuç, Referandumun 16 Nisan’da sandık görmesinden sonra daha da kapsamlı karşımıza çıkacak gözüküyor.

Katledilen Rusya‘nın, Türkiye büyükelçisinin yerine yenisinin atanmaması dahi kendi başına Türkiye‘nin, nasıl bir krizin içerisinde bulunduğunu anlatıyor. ABD‘nin, Suriye‘de bir hava üssünün vurmasını AKP iktidarı, hem desteklediğini, hem de Esad‘sız, bir rejim istediğini açıklarken Rusya’nın, Suriye politikasına karşı açık bir de tutum aldı. Bu gelişmeler Moskova-Ankara ilişkilerinin boyutu hakkında çok açık bir fikir veriyor.

Reza Sarraf’tan sonra Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla‘nın, tutuklanması ABD Başkanı Donad Trump yönetiminin AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a bakışını belli etti. Haliyle buda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın tutuklanma olasılığını gündeme getirebilir. Zaten Reza Sarraf‘ın, avukatlarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek için Türkiye‘ye gelmesi ABD‘nin, Sarraf davasında Erdoğan-Sarraf bağını kurduğunu işaret ediyor. Bu görüş doğru çıkarsa Sarraf soruşturmasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sanıklar arasında gösterilebilir.

AKP‘nin, Ortadoğu‘da ittifak yapabileceği tek güç olan Güney Kürdistan Yönetiminin, Türkiye için çok önemli bir stratejik mesele olan Kerkük ilini Güney Kürdistan Yönetimine dahil etmek için Referanduma gitme kararı alması AKP‘nin, Kürt politikasını tamamen iflas ettirdi. Çünkü Barzani yönetimi Türkiye’nin, iç politik dengelerini etkileyecek olan böylesi bir kararı ABD‘nin, onayı olmadan alamaz.

Referandumdan çıkacak Evet veya Hayır sonucu ülkede, hiç bir şeyi değiştirmeyecek denilse de bu ülkenin gerçeklerini yansıtmıyor. Çünkü çıkan sonuca göre dengeler, yeniden yapılanmak için zorlanacak. Evet veya Hayır sonucu sistem içi ittifak ve güç ilişkilerini yeniden şekillendirse de yine de 16 Nisan sonrasında ortaya çıkacak olan yeni ittifak/ittifaklar tablosu sanıldığı gibi Türkiye‘nin, içerisinde bulunduğu krizleri çözemeyebilir. Hatta daha farklı boyutlara da taşıyabilir. Referandum sonucunun Evet yada Hayır çıkması ancak Radikal ve stratejik dönüşümler olursa Türkiye lehine döner. Radikal ve stratejik dönüşümler olmazsa Türkiye, soysal ve politik bir krizle karşı karşıya kalır ve yıl sonuna doğru olası bir erken seçime evrilir.

Çok yönlü politik değişimin ilk adımı olacak olan Referandumun ertesi günü ortaya çıkacak politik tablo, gelişmenin hangi yönde olacağını gösterecektir.

Hayır çıkarsa Cumhuriyetin kuruluşu ile bugünlere gelen statükonun devam edeceği, mevcut hükümetle uluslararası ve bölgesel sorunların çözülmeyeceği, derinleşen iç politik sorunların aşılamayacağı algısı belirirken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, meşruiyeti sorgulanmaya başlar. Karşı karşıya olduğumuz sorunların çözümü için Türkiye’nin, iç politik dengeleri yeniden şekillenir ve mevcut siyasi partilerde politik dengeler yeniden şekillenir. 12 Eylül Anayasasının bütünüyle kaldırılması ve demokratikleşmeyi esas alan bir anayasanın hazırlanması zorunlu ve gereklidir.

Evet çıkması da Hayır çıkması gibi sistemin bütünüyle yeniden şekillendirilmesi anlamına gelir. Partili-Başkan yasalaşarak politik gücün tek elde toplandığı sistemin pratikleştirilmesi zorunlu hale gelir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019’da yeni anayasaya göre tekrar cumhurbaşkanı seçilmesi sanıldığı gibi kolay olmayabilir. 2019 seçimlerine kadar politik dengelerin değişmesini beklemeden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, merkezileşmiş gücü kullanmak için yıl sonuna doğru erken genel seçimlere gidebilir. Çünkü sadece Referandumdan Evet çıkması ile anayasa değişikliğinin sağlanması yetmez.

Son 15 yılda insanların büyük çoğunluğu etnik köken ve mezhep üzerinden siyaset yapması için özellikle yetiştirildi. Her türlü yanlış yönlendirmelere rağmen, öyle bir yurttaş grubu var ki; insanlarla kaynaşmayı bilen, hoşgörülü, son derece saygılı ve dürüst. Olası Referandumun sandık görmesinde işte bu grup sonuçları belirleyecek.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.