Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

ABD-Batı, İran’a karşı IŞİD ve PKK kartını kullanmaya hazırlanıyor.

1979 İran Devrimini destekleyen Kürt gruplar Devrimden sonra hükümetle anlaşamadılar. Hükümetle anlaşamayan KDP-İ ve Komala, İran güçleriyle uzun süre çatıştı. İran yönetiminin Şubat 1999’da Abdullah Öcalan‘ın Türkiye‘ye getirilmesi ile bazı Kürt şehirlerinde yapılan eylemlerde PKK’ye karşı tutumu da sert oldu. 

11 Eylül saldırılarının ardından terör örgütü listesinden çıkarılma beklentisine giren PKK, ABD ve Türkiye tarafından daha az hedef gösterilmek amacı ile resmi ismini Kürdistan Demokrasi Kongresi (KADEK) olarak değiştirdi. Bu bağlamda Suriye’de Demokratik Birlik Partisi (PYD), İran’da Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’ni (PJAK) kurdu. Bunları yaparken de en yakın müttefiki Suriye ve İran’dı. PKK’nın ana kampı Kandil Dağı’nın Batı tarafında konuşlanırken, PJAK, Kandil Dağı‘nın güney eteklerine yerleşti.

İran Kürdistan Demokrat Partisi (İ-KDP) peşmergeleri ve PJAK teröristleri 15 Haziran‘dan itibaren İran‘ın kuzeybatısındaki bölgelerde İran askerlerine saldırılar düzenlemeye başlamıştı. Çatışmalarda iki taraftan da onlarca kişi hayatını kaybetmişti.

Bu saldırılardan yaklaşık bir ay sonra PKK’nın, İran kolu PJAK, İran‘da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Kirmanşah eyaletinde İran Meclisi Üyesi Milletvekili Haşmetullah Felahetpişe‘nin içinde bulunduğu araca saldırı düzenledi. Haşmetullah Felahetpişe‘nin sağ kurtulduğu bu saldırıda, aracın şoförü hayatını kaybettiği bildirildi.

2004’ten sonra başlayan PJAK ve İran ordusu arasında çatışmalar ABD’nin Irak’ı işgaliyle birlikte şiddetlenmişti. 2006 yılının Nisan ve Mayıs aylarında İran güçleri, Irak’a girerek PKK/PJAK üyelerinin saklandığı bazı bölgeleri bombalamıştı. 2010 ve 2011 yılında PKK’yı bitirme kararı alan Türkiye ve İran, ortak bir kararla Kandil Dağı‘nı yoğun biçimde bombaladı. Operasyonlar sırasında İran güçleri PKK‘nin üst düzey yöneticisi Murat Karayılan’ı yakaladı, fakat daha sonra Tahran’ın PKK ile anlaşması sonucunda Murat Karayılan, serbest bırakıldı. 2011’de Suriye’de başlayan ayaklanmalar PKK’yı politika değişikliğine itti ve aynı yıl Tahran yönetimi ile PJAK arasında ateşkes ilan edildi. PJAK’ın, İran’a karşı silahlı çatışmaya girmemesi yönünde karar alan PKK, daha sonraki süreçte PJAK‘i bölgeden tamamen çekti.

İran, Suriye rejimine yardım etmesi ve İran’daki Kürtleri kışkırtmaması halinde PKK’yı tanıyacağını ve PKK’nın Suriye’de otonomi elde etmesine göz yumacağı sözünü verdi. PKK‘de, İran’ın Arap Baharı’ndaki etkin rolünü fırsata çevirmeye çalıştı ve bu bağlamda İran’da, Silahlı faaliyetlerini tamamen bitirdi ve siyasal faaliyetlerini de dondurdu.

İran, PJAK’ı fesheden ve Beşar Esad’a karşı herhangi bir faaliyete girişmeyen PKK’nın IKBY’de etkinliğinin artmasını destekliyor. Bunu Kuzey Irak’ta, PKK’ya daha yakın olan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) üzerinden sağlamaya çalışıyor. İran, Barzani’nin Türkiye ile geliştirdiği yoğun ilişkilerden rahatsızlığını her fırsatta dile getiriyor. İran’ın bölgede Kürtler konusunda oynadığı her oyun direkt olarak Türkiye’yi, etkiliyor.

PJAK, İran için ciddi bir tehlike teşkil etmiyor. Çünkü PJAK’ın İran’da bir bölünme ya da halkı ayaklandırma gibi bir gücü yok ama yine de İran, PJAK‘ı kontrol altında tutmaya çalışıyor. İran, aynı zamanda PKK’nın, Türkiye’deki faaliyetleriyle de yakından ilgili olmuştur. Aynı İran, PKK‘nin Kandil Dağı’ndaki mağaraların üsse çevrilmesinde ve PKK‘nin, Türkiye içlerine geçişinde yardımlarını eksiltmiyor. Nedeni de Türkiye’yi, İran’ı karıştırabilecek potansiyel bir güç olarak görüyor. Irak’ta da kendisine gruplar oluşturan İran, Türkiye’yi, Irak ve Suriye‘ye, sokmamanın en ucuz ve en kolay yolunun PKK’yı güçlü tutmak olduğunu biliyor.

İran, Çözüm Süreci başladığında büyük bir panik yaşamış ve PKK’nın, Türkiye ile anlaşmaya varmasından rahatsız olmuştu. Ne var ki Çözüm Süreci’ni Türkiye, iyi değerlendiremezken İran ve Suriye PKK’yı, Suriye topraklarında güçlendirerek geçirdi.

Türkiye, devlet olarak Suriye‘li muhalifleri desteklemeye başlayınca Şam rejimi de boş durmadı ve başta PKK olmak üzere Türkiye karşıtı grupları destekledi. PKK’nın, Suriye’ye yerleşmesinde Suriye’nin en büyük çıkarı Türkiye’yi, durdurmak. Suriye’deki krizle birlikte PKK‘nin ilişkileri derinlik kazanırken Suriye ve Irak’ta, IŞİD’e, savaş açtı ve bu sayede Batı’nın dikkatini çekmeyi başardı. 

Suudi Arabistan eski istihbarat şefi prens Türki el Faysal Paris’te, İran muhalefeti toplantısına katılması bölgede nelerin olabileceği ile ilgili de ışık tutuyor. Bu toplantıda İran’da faaliyet gösteren Özgür İran Hareketinin önde gelen liderleri ile görüşme yaptı. İran bu görüşmeyi çok sert bir dille kınadı ve Suudi Arabistan’ı teröristlerle işbirliği yapmakla suçladı. 

Son zamanlarda tekrar gündeme gelen PKK‘nin, İran kolu PJAK ile İran, düşmandır ama aynı İran, Türkiye, Irak ve Suriye‘de, dosttur. İran, Arap Baharı‘nı İran Baharı‘na çevirerek etki alanını bir hayli genişletti. (1980’de Nijerya’da Müslüman sayısı sıfır. Bugün Nijerya’da, 20 milyon Şii var.) ABD-Batı, etki alanını genişleten İran‘a karşı IŞİD ve PKK kartını kullanmaya hazırlanıyor. IŞİD‘in Suriye‘den sonraki hedefi de Irak, İran ve körfez Ülkelerindeki Şii‘ler. ABD-Batı, IŞİD, PKK vb örgütlerle İran‘ın, etki alanını daraltma hesabı yapıyor. Erdal kod adlı Fehman Hüseyin gibi Cemil Bayık hakkında da pasivize edilme haberi duymamız fazla sürmez. Nedeni de Cemil Bayık, İran yanlısı…

Bölgedeki son gelişmelerin yeni bir çözüm sürecinin başlangıcı olduğu ve Türkiye‘nin, yeni bir çözüm sürecine girmesinin kaçınılmaz olduğudur.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.