Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

ABD/İsrail’in, Kürdistan (2. İsrail) projesinin gölgesinde kalan “Filistin sorunu” tekrar öne çıktı…

Yıllarca Ortadoğu denilince akla önce Filistin sorunu gelirdi. Suriye’deki vekalet savaşı ve ABD/İsrail‘in, Kürdistan (2. İsrail) projesi ortaya çıkınca Filistin sorunu bunların gölgesinde iyice geride kaldı ve Filistin sorununa çözüm yönünde herhangi bir adım atılmamış adeta sönmüş gibiydi.

Filistin Kurtuluş Örgütü ve bunun bünyesindeki yapılar Barzani, Talabani ve PKK’de simgelenen örgütleri sevmezler. ABD/İsrail’in,  Kürdistan (2. İsrail) projesine bölge ülkelerinin bağrına sokulan hançer olduğu için Filistin hareketinin büyük bir bölümü eskiden beri karşıdır. Barzani’nin, Kuzey Irak’taki referandumuna Batı Asya ittifakı karşı çıkarken, ABD erken buldu. İsrail açıkça destekledi. İsrail, Ortadoğu’da kurmak istediği Kürdistan’ı (2. İsrail) kendi çıkarları gereği destekliyor. Sadece İsrail’in desteğiyle bir şey olmaz ama ABD/İsrail‘in müttefikleri her fırsatta desteklerini gösteriyorlar.

Şimdi bitmemiş bir sorunun yıllardır geride duran aktörü Filistin, ABD’nin, atağıyla öne çıktı ve Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak tanıyarak sönmüş olan sorunu öne çıkardı.

Filistin hareketi yıllardan beri bölünmüş durumdadır. İsrail, Hamas’ın gelişmesini destekleyip FKÖ’nün bölünmesini sağladı. Filistin hareketini bölmek, FKÖ’yü zayıflatmak için Hamas’ın güçlenmesinde İsrail’in önemli payı bulunuyor ama FKÖ‘ye sadece İsrail değil, bazı Araplar İsrail‘den, daha çok zarar verdiler. Filistin hareketini sürekli bölmeye çalışan bazı Araplar, bazen mülteci kamplarına saldırıp katliam da yaptılar.

Filistin‘de, çatışma potansiyelinin yükselmesini isteyen ABD/İsrail, özellikle sessiz kalması zor görünen Hizbullah’ın, İsrail’e karşı harekete geçmesi isteniyor. Nedeni de Hizbullah zayıflarsa İran zayıflar demektir. Suudi Arabistan’ın bölgede kendisine en tehlikeli rakip olarak gördüğü ülkenin İran olduğu unutulmamalı.

Filistin’de, çatışmanın yükselmesi ABD/İsrail‘in, Kürdistan (2. İsrail) projesinin geriye gitmesini ve değişik baskılarla bu güne kadar kazandıklarının bir bölümünün alınmasını da sağlayabilir.

Filistin sorununun çözümü kaçınılmaz olarak İsrail’in, 1967 savaşında işgal ettiği topraklardan geri çekilmesi yani geriletilmesi anlamına gelir. 1967 savaşının ardından İsrail, mevcut sınırlarını işgal ettiği alanda sürekli yeni yerleşim birimleri kurmakta ve bir kaç kat genişlemektedir. İsrail’in genel bir gerilemeyi kabul etmesi demek Filistin sorununda çözüme ulaşılabilir.

Ortadoğu’da, Arap birliği gibi bir hedef artık bulunmuyor. Birleşmeyen Arap ülkeleri birleşmiş olsa İsrail, küçük bir ülke olduğu için çözümü kabullenmek zorunda kalır. ABD desteği de fazla anlam taşımaz. hatta ABD bile Arap dünyasını tümüyle karşısına almamak için tutumunu değiştirebilir.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.