Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Afganistan’a yapılacak yatırımlarda Türkiye’de, avantajlı bir konumda.

Dünya çok değişti. SSCB dağılalı çok oldu. Sovyetler Birliği’ne karşı desteklenen yeşil kuşak da İslamcı örgütler de kalmadı. Afgan Mücahitler, Kızıl Ordu Afganistan’a girmeden önce de vardı ve Afganistan Demokratik Halk Partisi’ne karşı mücadele ediyorlardı. Sovyetler Birliği ile Afganistan ilişkileri epeyce eskidir. İki ülke arasında geniş çaplı bir anlaşma vardır. Bu anlaşmaya göre eğer Afganistan isterse Sovyetler Birliği Afganistan’a askeri müdahalede bulunabilir. Meseleyi Kızıl Ordunun Afganistan’ı işgali gibi görmek doğru değildir. Afganistan Demokratik Halk Partisi, Kızıl Ordu’yu çağırmış yada SSCB’den yardım istemiş ve Kızıl Ordu bunun üzerine Afganistan’a girmişti.

Her politik tarihin aktörleri bulunur. Afganistan çok etnik yapılı bir ülke. Ve bu etnik yapıların değişik grupları arasında sürekli kavga bulunuyor.

Afganistan politik tarihinin aktörleri olarak özellikle ön planda olanlar, iktidarı darbe ile ele geçiren hanlığı deviren Afganistan Demokratik Halk Partisi. Afganistan Demokratik Halk Partisi Nisan 1978’de gerçekleştirdiği Sevr Devrimi ile var olan hükümeti devirerek yönetimi ele geçirmiş ve Afganistan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurulmasına yol açmıştır. Afganistan Demokratik Cumhuriyeti yıkıldıktan sonra parti kapatılmıştır. Fakat Afganistan Vatan Partisi olarak devam etmiştir.

Afgan Mücahitler, Taliban, El Kaide, DEAŞ, Tacik lider Raşit Dostum, Afganistan’nın politik aktörleridir. Bunlar politik tarihe dahildir, dışında değildir.

Taliban eskiden El Kaide ile yakın ilişki halindeydi. O kadar yakın ilişki halindeydi ki ikiz kuleler sonrasında ABD, ABD işgalinden önce Usame bin Ladin’i, Taliban’dan istedi. Usame bin Ladin’i, yakala bize ver dedi ama Taliban reddetti. Araya ABD’nin yakın müttefiki Pakistan’ın da girmesine rağmen Taliban, Pakistan’ın istediğini de kabul etmedi. Yani o dönem Taliban ile dünya çapında İslam devleti kurmayı hedefleyen global cihad örgütü El Kaide arasında yakın bir ilişki vardı. Taliban buradan Milliyetçi bir cihad örgütüne yani Afganistan ile sınırlı bir İslam devleti kurmaya geldi. Bu değişim çok ciddi bir değişimdir. Taliban’ın dünya çapında cihadist bir islam amacı mevcut değildir. Taliban ve Hamas gibi örgütler Milliyetçi cihadist örgütlerdir.

Eskisine göre ciddi bir şekilde zayıflasa da Afganistan’da politik aktör olarak El Kaide bulunuyor. Ve ABD çekilirken Taliban’a şu şartı dayattı; El Kaide ile ilişkinizi geliştirmeyin.

Afganistan’da DEAŞ politik aktör olarak ortaya çıktı ve Taliban ile çatışma halindedir. El Kaide’de, DEAŞ’da İslam devletini amaçlıyor ama bunlar küresel, Taliban, Ulusal savaşı veriyor.

Türkiye bağımsızlık kararı sonrasında KKTC’yi tanıdı. Pakistan ve Bangladeş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıdıktan sonra, ABD ve İngiltere’nin baskıları ile bu kararlarından vazgeçtiler. Buda Türkiye ile bu ülkeler arasında yakın bir ilişki olduğunu gösterir.

Taliban’ın örgütlenmesinde Pakistan’ın, ciddi bir rolü vardır. Taliban, önemli oranda Paştunlardan kurulu bir örgüttür. Pakistan kurulduktan sonra ikiye bölünen Paştunların %40’ı Afganistan’da, %60’ı Pakistan’da yaşıyor. Ziya Ülhak, Benazır Butto zamanında Pakistan’ın Batı bölgesinde yani Afganistan sınırında çok sayıda medrese açıldı. Bu medreselerde klasik dini eğitim değil, esas olarak uygulamalı İslam Hukuku yada fıkıh görüyorlar. Çünkü bunlar İslam devleti kurmayı amaçlıyorlar ve sonuçta bir ülke yönetecekler. Dolayısıyla İslam hukukunu öğrenmeleri gerekiyor. Bunlar medresede belirli oranda silahlı eğitim de görüyorlar ve savaşa hazır hale geliyorlar. Bu medreselerde okuyan Paştun öğrencilerin önemli bir bölümü, daha sonra Afganistan’a geçmiştir ve Taliban’a katılarak askeri gücünü oluşturmuşlardır.

Türkiye’nin, Afganistan ile de Pakistan ile de geçmişten beri yakın ilişkisi bulunuyor. Türkiye’nin, Afganistan’a olan ilgisini Kabil havaalanı ile sınırlı görmemek gerekir. Bunun ötesinde sermaye için büyük bir alan açılmıştır ve bu alanın değerlendirilmesi de Pakistan’daki konumu nedeniyle Türkiye’ye özel bir avantaj sağlıyor.

Türkiye’nin, Afganistan’a girmesinde Pakistan’ın, ciddi bir rolü bulunuyor. Taliban ile Pakistan arasında sorunlar çıksa da tabanları büyük oranda aynı halka dayandığından birbirlerine son derece yakındır. Afganistan’da iç pazara girmek ancak Taliban ile anlaşmakla mümkündür. İktidar onun elinde olduğu için başka türlü olmaz. Bu anlaşmalarda Pakistan’ın ciddi bir rolü olacaktır.

Afganistan, 40 yıldır savaş içerisinde olduğu için büyük oranda yıkılmış durumda ve büyük bir inşaat faaliyeti lazım. Türk firmaları bunun için gönüllü ve oraya girmek istiyorlar.

Pakistan, Türkiye’nin sermaye ihracı yaptığı önemli ülkelerden bir tanesidir. Türkiye, üç yıl önce Koç Holdig ile Pakistan’da üretim yapmaya yönelik doğrudan yatırım yaptı. Koç Holding, Pakistan’da beyaz eşya üreten bir firmayı, yan kolları ile birlikte satın alarak Pakistan’ın dayanıklı beyaz eşya iç piyasasını büyük oranda ele geçirdi. Bunu Türkiye’de üreterek Pakistan’a ihraç etmiyor. Doğrudan Pakistan’ın içerisinde bu üretimi yapıyor. Buradan Afganistan’a ihraç etmek zor olmasa gerek. Türkiye dayanıklı beyaz eşyadan sonra başka alanlara da geçmiş ve yaptırım yapmış olabilir ve belki Afganistan’da, asayiş sağlandıktan sonra oraya da böyle bir yatırım yapılabilir.

Buradan şu sonuç çıkar; Afganistan’a, dünyanın değişik ülkelerinden sermaye yatırımları gelecekse Türkiye, avantajlı bir konumda bulunuyor. Bu avantajlı konum, sadece inşaat sektöründen gelmiyor.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.