Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

AKP-Cemaat iktidar olma savaşı, Medya operasyonu ile devam ediyor…

AKP-Gülen Cemaati arasındaki ittifakın bozularak çatışmanın başlamasıyla, iktidar gücü olan AKP’nin hedef tahtasındaki, dünün ittifak güçlerinden Gülen medyasını hedef alan operasyonları,  kapitalist İslamcı medyası içerisindeki çatışma ve rekabeti ifade ediyor.

AKP, 17-25 Aralık  rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun rövanşını Gülen medyasına operasyon yaparak aldı gibi gözükse de bu savaşın asıl aktörleri küresel güçlerdir.
Bu savaşı yakından takip eden ve buna uygun stratejiler belirleyen Küresel güçlerin oluşturduğu politikalar kesintisizce işliyor.
Cemaat, elindeki belgeleri (12 yıldır arşivlenen birçok bakanın, Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin belge ve bilgileriRecep Tayyip Erdoğan ile pazarlıkta koz olarak kullanmak istese de ABD, bunun rüşvet ve yolsuzluklarla sınırlı bir operasyon olarak kalmasını istiyor.

17 ve 25 Aralık operasyonları sistem içi güç ilişkilerini yeniden şekillendirirken Türkiye’nin iç politik dengelerindeki ittifak ilişkilerini de önemli oranda değiştirdi. 
Devletin bütün hücrelerinde örgütlenmiş olan Gülen Cemaati’ne karşı tek başına savaşamayacağını anlayan Recep Tayyip Erdoğan, çareyi Asker ile ittifak kurmakta olduğunu gördü.

Gözaltına alınanların önemli bir kısmının serbest bırakılacağı da bilinen Cemaat Medyasına yapılan operasyon, karşılıklı bir denge oluşturma operasyonu olduğu için, Cemaat’te ciddi olumsuz bir etki yaratmayacaktır. Cemaat Medyasında tutuklananlar, tutuklamaktan çok, güç ilişkilerinin yeniden test edilmesi ve karşılıklı yeni hamlelerin atılmasına zemin hazırlamaktır.
Gülen Cemaati medyasını kapsayan operasyon, iktidar içi rekabet ve çatışmanın Emniyette ve yargıda tasfiyelerle de kalmayacağı, çok daha artarak devam edeceğini gösteriyor.
Medya operasyonunun çok daha kapsamlı olması beklenirken, belli bir düzeyde tutulması, aynı zamanda Politik geleceğini sağlama almak için birkaç koldan Cemaat’e karşı savaş açan Recep Tayyip Erdoğan’ın Ekonomik bakımdan ciddi bir rant kaynağı olan ve toplumsal ilişkileri sağlamada önemli bir araç işlevi gören dershaneler konusunda, Polislere yönelik yapılan operasyonlarda da, birçok yasal düzenlemeye rağmen Cemaat’in yargıdaki gücünün henüz kıramamasında. hem devlet kurumlarında, hem de AKP içinde alınan çok gizli kararların Cemaat’e akışını durdurulamamasında gücünün sınırlarını da belirlerken,  istenilen sonucun elde edilmemesinden çok ciddi oranda tedirgin oluyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük kaygısı da, kendisine ve yakın çevresine yönelik çok özel bilgilerin Cemaat tarafından her an piyasaya sunulabilme olasılığıdır. 

AKP ve Gülen Cemaati savaşı olarak bilinen ve her türlü yöntemin kullanıldığı iktidarda güç olma savaşında Recep Tayyip Erdoğan, bu operasyonla Gülen Cemaatini ‘uluslararası bir terör örgütü’ gibi göstererek hem Cemaat’i tasfiye etmek için yasal bir zemin oluşturmak istiyor, hem de Askerin istemine de yanıt vererek elini güçlendirmeyi hedefliyor. Gülen Cemaati ise Cemaat tabanı arasında çok daha güçlü bir ittifak ve sahiplenme duygusunu ön plana çıkartmak için yıllarca mağdur edebiyatı yapan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan‘ın bu rolünü tersten kullanmaya çalışarak, rüşvet ve yolsuzluğa karşı yürüttüğü mücadele nedeniyle saldırıya uğradığını ve mağdur olduğunu iç ve uluslararası kamuoyunda gündemleştirecektir.

İstemediği halde Köşke çıkmak için mecbur kalan Recep Tayyip Erdoğan‘ı Cumhurbaşkanlığı, eskisi gibi hareket etme ve denetimi elde tutma politikasını uygulayamadığı için güç merkezi yapmadı.
Dokunulmazlık statüsü kazanarak bütün gücünü kullanmasına rağmen AKP’nin günlük politik ilişkilerini yönetmeye çalışsa da politik geleceği güvende olmayan Recep Tayyip Erdoğan, Gülen Cemaati’ne karşı yürüttüğü savaşta bütün psikolojik gücünü kullanmasına rağmen, istediği sonucu elde edemedi.
Recep Tayyip Erdoğan, AKP içerisinde çok önemli bir güç ama Başbakanlığı dönemindeki gibi her istediğini yaptıracak düzeyde değildir.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.