Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

AKP, çözülüyor mu?

Güzelim diye övünme bir sivilce yeter. Zenginim diye övünme bir kıvılcım yeter.

Laik kadınların sokağa inmesi, Meclisteki sapıklara Çocuk istismarı tasarısını geri çektirdi. Bu tasarı AKP tabanında da tepkilere yol açtı. AKP içerisinde ilk defa görünen geri adım atma olayı aslında AKP‘nin, içerisini de gün yüzüne çıkardı. 

İlk defa yaşanan bu olay sonrasında AKP Medyasında Başbakan Binali Yıldırım ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ‘ın, karizmasının çizilmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın, kurtarılmaya çalışılması ile AKP‘nin, içerisinin fokur fokur kaynadığı, AKP içerisinde AKP’yi, sorgulayanların gün geçtikçe çoğaldığı ve AKP’den, kaçış hazırlığının başladığı gözüktü.

Ekonomik dengeler, Parlamento işlevsizleşiyor, politik kriz belirsizleşiyor, çözümsüzlük derinleşiyor. Bunun nedeni de Başkanlık ve yeni Anayasanın içeriğinin ne olacağının hiç bir öneminin kalmadığı bir süreç başlatılıyor. Yani FETÖ’‘nün 15 Temmuz Amerikancı darbe girişimin “Parlamentonun işlevsizleştirilme dönemi” ayağını güçlendiriyor.

AKP gibi güçlü bir iktidarın çöküşünden bahsetmek zor gözüküyor ama şunu unutmamak gerekir. “Kendini en güçlü gördüğün an en zayıf olduğun andır.” Bu görüntü de en zayıf halkayı geliştiren andır. Bu zayıf halka gelişirse de çözümsüzlük görüntüsü gerçekleşir ve çöküş gerçekleşir. Bu olay sistemin iradesi dışında gerçekleşir.

Türkiye‘nin, çöküntüye giren sistemi kendisini yeniden yapılandırma arayışlarında ama birliktelik oluşturamıyorlar. Çünkü Türkiye‘nin, politik aktörleri, politik hassasiyetleri dikkate almıyor. Şu an Türkiye‘nin, fotoğrafına baktığımızda görünen adeta, kendisine toplumsal bir dinamik oluşturan iktidar gücünü, saldırı stratejisi ile ters düşen herkesi kapsayarak merkezileşerek otoriterleşen bir sistem gözüküyor. 

Medya gücünü arkaya alarak içeride toplumun alt dinamiklerini etkilemek için Dünyaya kafa tutuyormuş gibi politikaların gerçekleri öyle işlemez. İçeriye, dışarıya karşı dik duruyor, boyun eğmiyor gösteren gerçek dışı politikalar, çaresizliğin getirdiği politikalardır. Bir taraftan ABD/Batı‘ya, meydan okurken bir taraftan da her dediklerini yapmak “sistemin çözülmesi” demektir.

Sicili bozuk AKP değil de sicili temiz bir parti olsaydı Türkiye‘nin, ABD/Batı‘ya karşı FETÖ ve PKK ile mücadelesi daha kolay anlaşılırdı. Sistem kendi iç dinamiklerini yeniden organize etmek istiyorsa Türkiye‘nin, ABD/AB’nin baskısına dayanması gerekir. Uygulamaya koyduğu stratejinin başarılı olması için önce Uluslararası alanda 15 Temmuz FETÖ‘nün Amerikancı darbe girişimi ile mücadeleyi kazanması gerekiyor.

AKP Hükümeti, güvenli bir politik ortam ile ekonomik dengeleri korumak, ekonomiyi düzeltmek, politik istikrarı sağlamak istiyorsa Yurtta Sulh konseyini, Meclisteki FETÖ‘cü milletvekillerini, FETÖ‘cü Belediyeleri, ByLock‘cuları deşifre ederek yeniden etki gücünü kırması gerekiyor. Bunları yapmazsa Küresel güce dayanamaz. Bunu da nasıl anlarız? Tutuklu HDP‘liler ve Cumhuriyet Gazetesi yazarlarını çok yakında cezaevinden çıkartmak zorunda kalır. Bundan sonra AKP’nin, geri atacağı her adım, çözülme sürecini daha da hızlandıracaktır.

 

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.