Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

AKP yada Cemaatler ortaya birden çıkmadı…

İslamcılar tarafından kuşatılmış gözüken Türkiye‘nin, bugünkü yapısına araştırdığımızda, birden bire bunların her yeri kuşatmadığı gözüküyor.
2000 yılına doğru Türkiye’nin durumuna baktığımızda, Vali İlahiyat Fakültesi mezunu. Emniyet Müdürü İslam Entüsüsi mezunu. Kaymakam İmam Hatip mezunu.

Bu güne kadar Türkiye‘de, sonuç almış en güçlü iki örgüt vardır ve ikisi de sivil toplumun vazgeçilmez kurumlarıdır.
Bunlardan birincisi, ideolojide ilkesi tam bağımsızlık olan, Kuva-i Milliye örgütüdür. Yani Mustafa Kemal ve arkadaşlarıdır. Kuva-i Milliye toplumun en önemli sivil örgütlenme modelidir.
İkincisi de, ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere, 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılarak, üretim içerisinde eğitim eğitim içerisinde üretim ilkesini benimseyen, Köy Enstitüleridir. Eğitimde Köy Enstitülerinin görevi Atatürk devrimlerini ve Kemalizm‘in toplumsal yapısını kurmaktır. Eğitimci İsmail Hakkı Tonguç‘un büyük gayretleriyle kurularak, tamamen Türkiye‘ye özgü olan bu eğitim projesini, 28 Aralık 1938 tarihinde milli eğitim bakanı olan Hasan Âli Yücel bizzat yönetti. Anadolu’nun 21 ayrı bölgesinde açılan Köy Enstitüleri, özellikle bir demiryoluna yakın, geniş arazili yerler olmasına dikkat edildi. Köylerdeki zeki çocukları kabul ederek okuma, araştırma, inceleme ve sanatın bütün dalları destek gören Köy Enstitülerinde, günlük derslerin yarısı, çeşitli atölye ve arazilerde geçiyordu.

Köy Enstitüleri 1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti‘nin 27 Ocak 1954 de 6234 nolu yasası ile kapanmıştır. Köy Enstitülerinde toplam olarak 17342 öğretmen yetişmiştir. Bunların 1398 i bayan 15943 ü erkektir. Yine bu okullarda 7300 sağlık memuru, 8756 eğitmen yetişmiştir. Köy Enstitüleri kapandıktan sonra, köy çocukları İmam Hatip okullarına gittiler. Gittiler de ne oldu? Nemi oldu? 1983 rakamlarına göre, İlahiyet Fakultesi, İmam Hatip liseleri, İslam Enstitüsü varken, Dinayet işleri başkanlığında 46 bin personelin 23 bini ilk okul mezunu.

İlahiyet Fakultesi, İmam Hatip liseleri, İslam Enstitüsünden mezun olanlar, İmam yada Hatip olmadı. Nemi oldular?
Hukuk Fakultesine giderek Hakim, savcı, Siyasal Fakültesine gidererek Kaymakam oluyorlardı.
O yıllarda yapılan araştırmalar, Kaymakam yetiştiren bölümün yüzde 41’nin ilahiyat kökenli olduğunu kanıtlıyor
Hukuk Fakültesinde okuyup da İmam Hatip mezunu olanlara burs veriliyor. Burs verilenlerde, sınavsız Hakim ve Savcı oluyordu.

Hangi iktidar geçmişte din sömürüsüne dayanmış, bir süre yararı olmuş ama sandıkta mutlaka yıkılmış. Halka güvenmek gerekiyor. Halk din sömürüsünü affetmiyor
1949 yılında din derslerini kabul eden CHP…
1957 Said-i Nursi’nin cübbesini bayrak yapan DP…
1960’arın ortasında, Nurcuların, Süleymancıların, Tarikatların sakallarını okşayan Süleyman Demirel…
Hac seferleri düzenleyerek %20lere düşen ANAP…

Köy Enstitüleri 1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti’nin 27 Ocak 1954 de 6234 nolu yasası ile kapanmamış olsaydı, Köyden kente göçler olmazdı. Yoksulluk, hırsızlık, gasp olmazdı. Okumayan çocuk kalmazdı. Çorak toprak kalmazdı. Boşa akan, kullanılmayan, değerlendirilmeyen su kalmazdı. Dışardan sanayi ürünü, tarım ürünleri almazdık. İhracatımız ithalatımızdan az olmazdı. Heykeller yıkmazdık, resimler yırtmazdık. Üretim yapmayan fabrikalar açmazdık. Üretim yapan fabrikaları yıkmazdık. Özelleştirme olmazdı. Terör, Terör cinayetleri olmazdı. Paralı eğitim, Dershaneler olmazdı. 81 ile öğretmensiz, araç gereçsiz üniversite açmazdık. Siyasi cinayetler olmazdı. Hapishanelerimiz dolup taşmazdı. İMF nin oyuncağı olmaz ona yalvarmazdık. AB ye yalvarmaz, küçük düşmezdik. İhtilaller olmazdı. Kimse bir karış toprak istiyemezdi.

Bin bir türlü dedikodular ve saçma sapan gerekçelerle toprak ağalarına boyun eğilerek kapatan zihniyete lanet olsun!

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.