Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

AKP’nin, getirmek istediği Başkanlık mı, Diktatörlük mü?

Demokrasi konusunda daha emekleme aşamasında olan Türkiye‘de, son dönemde Başkanlık sisteminin gerekip gerekmediği tartışılıyor.
AKP Hükümeti getirmek istediği Başkanlığı Halka anlatmaya çalışırken, Mecliste olanı ve olmayanı ile Muhalefet’te, buna karşı, hatta bu çabadan tedirgin.

Başkanlık sistemini isteyenler, ne için istiyorlar?
Daha fazla hak ve özgürlük için mi?
Ülkenin yüz yüze olduğu sorunları daha kolay çözmek için mi?
Devletin siyasi yapısını ademi merkeziyetçi bir şekilde değiştirip Kürt halkına federal veya otonom bir statü tanımak için mi?
Türkçeden başka dillerde eğitimi yasaklayan Anayasa maddesini değiştirmek, diğer dillerde eğitimin önünü açmak için mi?
Diyanet İşleri Teşkilatını resmi bir kurum olmaktan çıkarıp, bir vakfa dönüştürmek için mi? (inanç alanında gerçek bir demokratikleşme)

Başkanlık-Yarı Başkanlık sistemlerinin Dünyada, normal bir işleyişe sahip olduğu ülkeler var.
Demokratik geleneklerinin yeterince güçlü olmadığı Türkiye ve benzeri ülkelerde Başkanlık-Yarı Başkanlık, Demokrasi açısından çok gerekli ve yararlı olacağı söylenemez.
Çünkü Demokratik geleneklerinin yeterince güçlü olmadığı zayıf olduğu Türkiye ve benzeri ülkelerde Başkanlık-Yarı Başkanlık, kolaylıkla “Tek adam rejimi”ne, diktatörlüğe yol açar.

Bir zamanlar Demokrasi konusunda “Emekleme” aşamasındayken Cumhuriyet olan ve birer parlamentoya sahip olan Irak, Suriye, Mısır, Libya‘ın Başkanları da Padişah, Sultan vb’ne dönüşüverdiler.

Türkiye‘nin Coğrafi konumuna baktığımızda Ortadoğu ile Avrupa‘nın arasına bir yere sıkışmış gözükürüz.
Türkiye’nin Demokratik birikimine baktığımızda, Coğrafi konumundan farklı değildir. (Tek Partili, Milli Şefli, Askeri Darbeler. Faşizan Yönetimler)

Türkiye, Osmanlı‘dan çıktıktan sonra yüzünü Avrupa‘ya, çevirmiş gibi gözükse de Osmanlı‘daki, Padişahlık sistemi, Muhafazakarım da dese, Sosyalistimde dese, Devrimciyim de dese Ülkeyi yönetmeye kalkan kişi tarafından sürdürüldü ve Halk özgür vatandaşlığa bir türlü geçemedi.

Ülkenin yönetildiği koltukta ne varsa, oturan kişi kendisinde olağanüstü güçler olduğunu zannederek, baş eğmeyeni ezen, baş eğeni güden, ülke halkını kula dönüştüren bir diktatöre dönüşüyor.

Yasaları Meclisin yaptığı, başa gelen Hükümetin yönettiği, yargının da denetlediği, Demokrasinin bu üç temel bileşeni dengeli bir varlığa sahip, insan hak ve özgürlüklerinin düzeyinin Demokrasi olduğu İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, İngiltere, İspanya Krallıkla, yani sembolik Krallıkla yönetiliyorlar ve Dünyanın en gelişmiş ülkeleridir.

Finlandiya, Almanya, Avusturya, İsviçre, İtalya gibi demokrasi bakımından istikrarlı diğer Avrupa ülkeleri ise birer Cumhuriyetler, ve bunlarda Başkanlık sistemi yok.
Japon’yadaki İmparotor‘luğa yada Kanada, Avustralya’ya da baktığımızda, Demokratik ülkelerin tümünün, tek biçimde olmadığı, her birinin siyasal yapısı, devlet biçimi kendi tarihsel yolculuğu içinde, koşullara bağlı olarak şekillenmiş görürüz.

Kimi krallık, kimi Cumhuriyet, kiminde Başkanlık sistemi, kiminde parlamenter sistem geçerli.
Ülkenin etnik yapısına bağlı olarak birçoğu federal, bazısı değil.
Yani bir ülkenin demokratik olması için illede Başkanlık sistemi ile yönetilmesi gerekmiyor.
Daha geniş, ileri bir demokrasi parlamenter sistemde çağdaş, gelişkin demokrasileri örnek alan reformlar yapılarak da Başkanlığa geçilmeden pekala olur.

AKP Hükümetinin niyeti, ileri bir Demokrasi getirmek olsa, Demokrasi ve sorunların çözümü konusunda ne düşündüklerini, ne yapmak istediklerini açık biçimde bir bir sayar ve bu amaçla, parlamentoda anayasayı değiştirecek bir çoğunluğu elde etmek için halktan destek isterlerdi.

AKP Hükümetinin böyle bir niyeti yok!

Recep Tayyip .Erdoğan, getirmek istediği Başkanlık sistemi ile, ileri bir demokrasiyi getirmek değil de, daha geniş Başkanlık yetkileriyle ülkeyi daha kolay yönetebileceğini düşünüyor.

Dünyanın gelişmiş ülkelerini inceleyip, (Krallık, Başkan-Yarı Başkanlık, Cumhuriyet) halen Türkiye‘nin, sorununun Rejim sorunu olduğunu zanneden bir ülkemizin ve onu yöneten Hükümet kadrosunun olması, bizler için içler acısı…

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.