Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Anadolu Alevi geleneğinden bir menkıbe…

Anadolu Alevi geleneğindeki “Dede” denilen kurum bugün sembolik olsa da günümüze uyarlarsak yaptığı üç görevi var.

 1-Dinayet İşleri Başkanı
 
2-Maliye Bakanı
 
3-Adalet Bakanı

 Bugün bu kurumların bizler ayaklarına gideriz. Osmanlı İmparatorluğu zamanında obalar dağınık yaşadığından bu kurumları “Dede” adı altında birleştirmiş ve insanların ayağına gönderiliyor.

 İnsanlar mahsulünü kaldırdıklarında bağlı oldukları Dede gelir. Kurbanlar kesilir. Dede Cem’de, posta oturduktan sonra diğer bireyler de yerini alır. Düşkünler (suçu olanlar) Dede düşkünlüğünü kaldırıncaya kadar Cem’e alınmaz.

 Dede Cem’de halka ibadet yaptırır. (Bugünkü Dinayet İşleri Başkanı) Giderken de halka ibadet yaptırması için halkın içerisinde bir kişiyi yerine Baba tayin eder

 Suçu olanların (düşkünlerin) cezasını söyler. Yada önceden suçlu bulup cezalandırdıklarının cezasının bittiğini söyler. (Adalet Bakanı)

 Dede en son giderken de hak toplar gider. Hak toplama işi maliye gibi zorla değil de halk ne kadar isterse o kadar verir. (Maliye Bakanı)

 Gelelim Anadolu Alevi geleneğindeki menkıbeye:

 Obanın gençleri kendi aralarında konuşurlarken bir tanesi “biz ekiyoruz, biçiyoruz, dede hak adı altında bizden haracını alıyor gidiyor. Bundan sonra dedeye hak, vermeyelim.” Kendi aralarındaki konuşma sonrası dedeye bir daha hak vermeme kararı alıyorlar.

 Zaman geçiyor, mahsuller kaldırılıyor ve dede geliyor. Dede geleneksel işlerini yapıyor ve hak topladıktan sonra oradan ayrılmaya karar veriyor. Dede giderken obanın dışında gençler dedenin önüne geçiyorlar ve “dede, bir dakika dur diyorlar. Biz ekiyoruz biçiyoruz, sen gelip alıp gidiyorsun. Karar verdik bundan sonra sana hak vermeyeceğiz. Heybendeki şu altıklarını da boşalt” diyorlar. Dede olur boşaltayım diyor. Heybesini boşaltıyor ve içinden yılan, çıyan çıkıyor. Dede diyor ki, ben sizin ürününüzün içindeki haramı topluyorum. Bu anlatılan menkıbe obada geçiyor. Buradaki kazançta haram nasıl olabilir? Tarlada başkasının su sırasını almış olabilir, başkasının tarla sınırını bilmeyerek kendine katmış olabilir vb.

 Her türlü kazancın içerisinde haramın olduğuna hemen hemen herkes inanır. Bu menkıbeyi kurandan yola çıkarak bugüne uyarlayalım. Kazançta haramın olması önemli değil, haramın sizde kalmaması önemli. Kalırsa ne olur? Sağlık, huzur, ağız tadı ya bunlardan birisi gidebilir yada hepsi gidebilir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında sizin kazancınızın içerisindeki haramı dede alıp gidiyordu. Bugün haram sizden nasıl çıkabilir? Borç para verirsiniz gelmez, hırsız bir şeyinizi çalar, birisi camınızı kırar, devlet ceza yazar vb.

 Sonuç: Her hayırda da bir hayır vardır, her şerde de bir hayır vardır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.