Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Batı Bloku ile Doğu Bloku arasında oynanan Satranç oyununun piyonları – 3

İtalya, Fransa, Almanya, Belçika, Yunanistan‘da önceden kurulan ABD‘nin, gizli orduları olan Özel Harp Dairesi‘nin Türkiye‘de kurulması çalışmaları Türkiye‘nin, 4 Nisan 1952’de NATO’ya katılmasından hemen sonra, daha Kore savaşı devam ederken başladı. Türkiye‘nin, coğrafi konumu nedeniyle çok stratejik bir bölge olmasıyla Özel Harp Dairesi‘nin Türkiye‘de kurulması ABD için önemliydi. Nedeni de olası Sovyetler Birliği işgaline karşı Türkiye’yi, tampon bölge yapmaktı. ABD‘ye göre Komünizm, Batı ülkelerine gelmeden Türkiye’de, durdurulmalıydı.

5 Ekim 1947’de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak başkanlığındaki bir heyet ABD’ya gitti. Bu ziyaretten sonra Komünizme karşı kontrgerilla eğitimi alacak 16 kişilik ekip ABD Kara Harp Akademisi‘nde Özel Harp Eğitim almak için 1948 yılının başında ABD‘ye, gitti. Bu ekipe bir taraftan teorik olarak nasıl siyasete yön verecekleri anlatılırken diğer taraftan zorlu bir gerilla eğitimi veriliyordu. Birçok ülkede CIA desteğiyle faaliyet gösteren Gladyo örgütlenmelerinin Türkiye ayağı olarak örgütlen bu ekip Türkiye‘ye döndükten sonra CIA‘nın, Anti-Sovyet politikasının Türkiye yürütücüsü oldu.

Ruzi Nazar, Columbia Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü’nde çalıştığı sıralarda Babaları Margilan’dan dost olan Tatar Hamit Raşit İslamkulov ile Hac zamanı Mekke‘ye gitme kararı aldı. Amaçları da CIA’in, Sovyetler Birliği‘ne karşı Müslümanlar üzerinden başlattığı ilk açık, organize eylemi gerçekleştirmekti. 1954 Eylül ayında Hac zamanı Mekke‘de, Sovyetler Birliği’nden gelmiş çoğu Türk kökenli 21 Hacı adayını taşıyan otobüse, ABD‘den gelen Ruzi Nazar ve Hamit Raşit İslamkulov‘da biniyor. Biner binmez, bağırarak “Siz Müslüman değilsiniz? Siz komünist propagandacılarısınız, Moskova’daki Allahsızların hizmetindesiniz.”Daha sonra Mekke sokaklarında da Sovyet Müslümanlarını tacizi sürdürüyor.

Bütün şiddetiyle süren Soğuk Savaş, dünyayı iki kutba ayırırken Ruzi Nazar‘ın, Türkiye’deki görevi Sovyetler Birliği’ne yönelik çalışmaları organize etmekti.

1917’deki “Ekim Devrimi” yani Bolşevik Devrimi‘nden sonra başlayan Azerbaycan-Ermenistan Savaşı‘nda Kafkasya İslam Ordusu Başkomutanı Nuri Paşa’nın başyaveri’nin oğlu Emanullahzade Asaf‘ın oğlu Altemur Kılıç 1956 yılında Washington’da Türkiye Büyükelçiliği’nde basın ataşesiyken Ruzi Nazar ile tanışır.

Altemur Kılıç, Ruzi Nazar‘ı, büyükelçilikte askeri ataşe yardımcısı olarak çalışan Agasi Şen ile tanıştırır. Agasi Şen, Ruzi Nazar‘ı, 1955-1957 yılları arasında Washington‘da NATO Daimi Komitesi‘nde Türk Genelkurmayı temsil heyetinde görev yapan Alparslan Türkeş ya da gerçek adıyla Hüseyin Feyzullah ile tanıştırır.

Ruzi Nazar, 1959 yılı sonunda Türkiye’ye geldi. 27 Mayıs 1960 tarihinde 37 Rütbesiz Subay iktidara el koydu. 37 Subayın 14’ü 1948 yılının başında Komünizme karşı kontrgerilla eğitimi almak için ABD Kara Harp Akademisi‘nde Özel Harp eğitim alan subaylardı. Ve o askeri müdahalesinin kilit subaylarından biri de Alparslan Türkeş’di. Milli Birlik Komitesi içinde çelişkilerin artması sonucunda Alparslan Türkeş’in de içerisinde bulunduğu 14 Subay, 13 Kasım 1960’da Ordudan uzaklaştırılarak, 19 Kasım 1960’ta yurt dışına “Hükümet Müşaviri” olarak gönderildi.

14 Eylül 1954 tarihinde MAH riyâseti emrine tayin edilen Kurmay Yüzbaşı Mehmet Fuat Doğu, dört arkadaşıyla birlikte Washington’a giderek istihbarat eğitimi almıştı. Ruzi Nazar‘ın, Mehmet Fuat Doğu ile tanışması da o zaman gerçekleşti. Türkiye’nin çıkarlarının Batı’yla işbirliği yapmasını gerektirdiğine inanan Alparslan Türkeş ile Mehmet Fuat Doğu, Türkiye – ABD işbirliğinden yanaydı. Mehmet Fuat Doğu, 27 Ağustos 1962 tarihinde kurmay albay rütbesiyle MAH başkanı olduğunda, Ankara’nın, Maltepe semtindeki bu binanın bir katını Ankara’daki, CIA görevlileri kullanıyordu. Türk istihbarat örgütüyle CIA, aynı binada birlikte çalışıyordu.

MAH başkanlığını 1960-1961 ve 1964-1965 yıllarında Ruzi Nazar‘ın hayran olduğu Ziya Selışık yaptı ve 13 Temmuz 1965’te yaş haddinden emekliye ayrıldı. Ziya Selışık‘a MİT mevzuatı konusunu teslim eden kişi Ruzi Nazar‘dır. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Kanunu 22 Temmuz 1965’te yürürlüğe girerek kuruldu.

MİT Müsteşarı Mehmet Fuat Doğu, Sovyetler Birliği tarafından yönlendirilenlerin 9 Mart 1971’de bir hükümet darbesinin yapılacağını iddia etti. Mehmet Fuat Doğu‘nun iddia ettiği Subay ve Generaller Genelkurmay Başkanı tarafından emekli edildi ve tutuklamalar başladı. 12 Mart 1971’de Hükümet istifa ederken Cemal Madanoğlu ve arkadaşları tutuklandı. Tutuklanan Cemal Madanoğlu, ifadesinde ısrarla, Ruzi Nazar‘ın, kendisini darbe yapmaya teşvik ettiğini her türlü yardım vaadinde bulunduğunu söyledi. 19 Kasım 1960’ta yurtdışına “Hükümet Müşavirliği” adı altında gönderilen 14 Subay’da Cemal Madanoğlu ve arkadaşlarını sorumlu göstermişti.

Milli Amal Hizmetleri (MAH) veya Milli Emniyet Teşkilatı adıyla anılan Türk istihbarat örgütünün CIA ile teması ve işbirliği 1950 yılında başlamıştı. 1977’de, CIA adına casusluk yaparken suçüstü yakalanan MİT başkan yardımcısı Sabahattin Savaşman, Yargılanırken “MİT’le CIA esasen 1950’den itibaren içiçe çalışmaktadır, MİT’in kullandığı bütün teknik araçlar CIA tarafından temin edilmiştir, birçok MİT personeli CIA’de kurs görmüştür, MİT okulu CIA tarafından kurulmuştur.” dedi.

Fahrettin Altun, MİT eski müsteşarı Mehmet Fuat Doğu‘nun “Ben MİT müsteşarlığı yapmadım, CIA’nın şube müdürlüğünü yaptım. Bir CIA yetkilisi gelse, beni Sinop’a götür dese onu oraya götürmekle memurum.” dediğini iddia etti. MİT müsteşarlığı yapan Mehmet Fuat Doğu‘nun, yetiştirdiği MİT‘e bir dönem damga vurmuş MİT yöneticileri de Mehmet Eymür, Sadi Sağdam, Şenkal Atasagun, Emre Taner Hiram Abas. FETÖ‘den ayrılan Latif Erdoğan da FETÖ’nün, dönemin MİT Müsteşarı Mehmet Fuat Doğu‘nun Fetullah Gülen‘den, bir cemaat kurmasını talep etmesiyle kurulduğunu söylemişti.

DEVAM EDECEK…

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.