Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Birbiriyle uzun süre geçinebilen İslamcı örgüt mü var da Sedat Peker’e, inanıyorsunuz?

Ortadoğu’da, İslamcı örgütler arasında güç dengesinin değişmesine göre kıran kırana bir savaş sürüyor. İslamcı örgütleri bütün olarak görürseniz hata yaparsınız. DEAŞ ve El Kaide selefi, şeriat devletini savunuyor ama DEAŞ, El Kaide’den kopalı çok oldu.

Suriye ve Irak’ta Baas Partisi iktidardadır ama araları açıktır. Suriye’de yönetim Arap Alevisi, (Nusayri) nüfusun çoğunluğu ise Sünnidir.

Irak nüfusu içinde Şiiler çoğunlukta, Sünniler azınlıktaydı ve nüfusun çoğunluğu Şii olmasına rağmen yönetim Sünniydi. Sünni olan Saddam ve yönetimi Şiileri baskı altında tutardı. ABD Irak’ı işgal ettikten sonra Baas Partisini kapattı ve orduyu lağvetti. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiiler de yıllardır süren ezilmişliklerinin hıncını almaya başlayınca Sünni isyanı ve bunun temsilcisi DEAŞ ortaya çıkacaktı. Saddam’ın savaş tecrübesi olan subayları da DEAŞ’nın kadroları oldular.

Suriye’de iç savaş başladığında Esad yönetimine karşı barışçı gösteri yapan bir muhalefet vardı. Polis bir taraftan muhalefete saldırırken diğer taraftan da hapisteki militan İslamcılar serbest bıraktı. Amaç dış dünyadan büyük destek gören Demokratik muhalefette İslamcıların önderliği ele geçirmesiydi. Böyle olursa dış dünyadan İslamcıları destekleyenler az olurdu. Sonuç olarak da Esad rejimi mağduru oynamaya başladı. Yani hem hapisteki İslamcı militanları serbest bırakacaksın hem de dış güçlerin desteklediği militan İslamcılara karşı savaşıyoruz diyeceksin. Nusayriler arasında da dış dünyada da Esad’ın numarasına düşenler oldu, zaten bir bölümü düşmeye gönüllüydü.

El Kaide, Şiileri düşman olarak görmez, Irak’taki Sünni isyanı sonucunda ortaya çıkan DEAŞ, Şiileri düşman olarak görür. DEAŞ’nın kadın tugayı vardır ve kadınların savaşa katılması kabul edilir. El Kaide’de ise böyle bir şey düşünülemez. İki örgüt Afganistan’da da çatıştı. İran, Afganistan’da El Kaide’yi destekledi. DEAŞ, Afganistan’da El Kaide’yi zorlamaya başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Şubat 2016’da, PKK/PYD/YPG, DEAŞ’a karşı savaşıyor diyerek silah veren ABD/Batı’ya: “Eğer dost olmak için DEAŞ’a karşı olmak ölçüyse, o zaman El Nusra’yla da dost ol. Çünkü El Nusra da DEAŞ’la şu anda savaşıyor.” diyerek sert çıkmıştı.

Daha önce FETÖ’nün son günlerde de Sedat Peker’in açıklamalarına göre Türkiye, Suriye’deki cihatçıları destekledi. Neden şu soru sorulmuyor; Demokratik muhalefette İslamcıların önderliği ele geçirmesi için hapisteki militan İslamcıları serbest bırakan kimdi? Bu taktik sadece İslamcılara özgü değildir. Ortadoğu’daki bütün politik güçlerin sürekli olarak mağdurları oynamak için çok sık başvurduğu bir taktiktir.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.