Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Bölgesel güç olma kapsamından çıkan Türkiye, küresel güç olma yolunda…

Dünyayı anlamayan, yaşanılan değişimi görmeyen, ülkeyi ve değişmesini anlayamaz. Gelişmeler inkar kabul etmez biçimde göstermeye başlayınca Türkiye’nin hedefi olan küresel güç olmak daha fazla söz edilmeye başlandı. Çoğu insan bu gerçeği halen kabul etmemek için direniyor ama hayat her geçen gün bu direnci kırıyor. Türkiye’nin, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra yaşanan değişimini göremeyip hala ABD‘nin maşası diyenler var. Bu değişimi görmek için uğraşmayıp görmemek için uğraşanlar Türkiye‘nin, yarınına karşı öngörü yapması zordur. Zordur ama hayat da görmeleri için fena zorluyor.

ABD‘nin denize çıkışlı Kürdistan (2. İsrail) projesini Türkiye, operasyonlarla önledi. Daha sonrasında deniz aşırı coğrafyadaki Libya‘da, söz sahibiyim diyen dünya ülkeleriyle boy ölçüştü. Türkiye’nin, Libya‘daki yaptığı müdahale ve Fransa ile çekişmesi, sahadaki askeri dengeyi değiştirdi. Türkiye’nin bu hamlesi artık bende söz sahibiyim anlamına geldi ve içeride birçok kesimi memnun etti. Milliyetçisiyle, İslamcısıyla, Sosyalistiyle kendisini hep emperyalizmin hedefi olarak gören ve “Suriye, Irak, ve Libya’da ne işimiz var?” diyenlere başka ülkeler orada ne yapıyorsa bizde onu yapıyoruz diye cevap verildi. Bu tanım emperyalizmin tanımı içindedir. Türkiye’nin hedefini büyütmesi ve bu düşüncesini halk ile paylaşması kitle desteği de buldu. Bugünkü konumu ile devam ederse bundan sonra da bulacaktır

Türkiye, büyüme hedefi olan bir ülke olduğunu çok öncelerde gösterdi. Sovyetler Birliği‘nin dağılmasıyla Türkiye, Türkiye büyük ülke söylemi ile yola çıktı. 2000’lere kadar “Adriyatik’ten Çin’e Türk Dünyası” söylemini 2000’lerden sonra “komşularla sıfır sorun” söylemleriyle 2002 sonrasında Türkiye, Ortadoğu’ya açılmaya başladı ve Türkiye’nin, model özelliği öne çıkarıldı. Türkiye, Türkiye kökenli bankalarla, GSM operatörleriyle, müteahhitlik hizmetleriyle, gıda zincirleriyle bölgesindeki ülkelerde etki alanını genişletme imkanı buldu. Televizyon dizilerinin ihracında Hollywood firmalarından sonra ikinci durumdadır. Afrika coğrafyasına ulaşmak için geçiş noktası olan Libya‘nın çatışmalı dönemlerinde bile ihracatı devam etti. Siyasal sorunlara rağmen Mısır, Türkiye‘den giden yatırımcılar için ucuz işgücü ve pazar olarak cazip oldu. Irak, ve Suriye ile birlikte Türkiye yoğun olarak Afrika’ya girdi. Afrika’da en fazla yatırım yapan ülkeler arasında Çin açık ara önde iken bunu Brezilya, Güney Afrika (zaten Afrika’da), Hindistan ve Türkiye izliyor. Sovyetler Birliği‘nin dağılması ile dünyanın neresinde olursa olsun diyaloğa geçtiği Türk gruplar birlikteliği Türkiye‘yi, artık bölgesel güç olma kapsamından çıkardı ve küresel güç olmaya aday bir ülke konumuna getirdi.

Sovyetler Birliği dağılmadan önce dünyayı analiz etmek ve Türkiye‘nin nerede durduğunu da buna göre anlayabilmek daha kolaydı. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra iki kutuplu dünyanın sona ermesi, yeni güç denge odakların ortaya çıkardı ve Dünya çok kutuplaştı. Haliyle dünyayı analiz etmek de zorlaştı. Artık sadece ABD bulunmuyor; Rusya, Çin ve Almanya özellikle yükseldiler. Bazı ülkelerle yakın işbirliği yapmadan büyüme olmaz. Bu durum Türkiye, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika gibi bölgesel güçlere yeni yükselme imkanlarını ortaya çıkardı. Bu dört ülkenin de Çin ile birlikte Afrika’da en büyük varlığı bulunan ülkeler olması dikkat çekicidir. Türkiye’nin Almanya, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ile birlikte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yeni daimi üyeliğine aday olarak gösterilmesi de bu nedenledir. Türkiye‘nin küresel güç olma düşüncesi Sovyetler Birliği‘nin dağılmasının hemen ardından vardı ama 2002’ye kadar heves sınırlarını aşamıyordu.

Silah sanayisini geliştiren Türkiye, silah ihraç etmeye başladı. Ürettiği SİHA’lar vasıtasıyla taraf olduğu Libya’daki iç savaşta etkili oldu. Libya ile Türkiye, Afrika ülkelerine yeni bir çıkarma yapmıştır. Afrika’da eskiden çok sayıda sömürgesi olan Fransa’nın huzursuzluğu bu nedenledir. Türkiye’nin, ABD ile Rusya‘yı birbirine karşı kullanabilmesi sadece kendi marifeti değildir; her iki ülke için de Türkiye ile yakın işbirliği önemlidir. Türkiye’nin, etki alanını genişletmesi sadece sermaye değil aynı zamanda işgücü ihracı anlamına da gelir. Kaddafi Libya’sındaki inşaat faaliyetlerinin mühendisiyle işçisiyle neredeyse tümü Türkiye almıştı. Türkiye’nin, girdiği her ülkede benzer durum vardır.

Sisteme karşı muhalefet içerde zorlaşan hayat şartlarından kaynaklanır. Halkın çoğunluğu Türkiye‘nin, küresel güç olma yarışından memnun ama Türkiye, etki alanını genişlettiği yerlerde elde ettiği gelirin bir bölümünü içerde dağıtamıyor. Bu nedenle de muhalefet karşısında zorlanıyor. Türkiye, dışarıdaki başarıyı sadece içerideki muhalefeti bastırmakta kullanıyor.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.