Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Çağdaş, Demokratik bir toplumu inşa edebilirmiyiz?

Öfkelerin bilendiği, kinin nefretin yükseldiği zor bir dönemden geçiyoruz. Papaza küsüp, oruç bozarak dar düşünüp, kaos dönemlerinde sağduyuyu yitirmeyerek serinkanlı yaklaşımla (akl-ı selim) hareket etmeye ihtiyacımız var. İnsanlar olup bitenler karşısında duygusal, kolaycı, çoğu kez de yanlış saptamalarla bir suçlu ararlar ve bu suçluyu, nedeni, çareyi de çoğu zaman yanlış yerde ararlar. Atatürk‘ün mirası olan Laik Cumhuriyet‘in, tüm kazanımlarına konmak isteyen Emperyalizm ve içerideki işbirlikçilerinin yaptıklarına bakıp, biz bunları da kendimiz gibi gördük, onun için başımıza bu iş geldi, diyerek suçluyu yanlış yerde aramayalım.

CHP, ne yapsa MHP, ne yapsa AKP’ye, yarıyor. MHP‘nin tabela partisi olmasından sonra CHP‘nin, Cumhuriyet Gazetesi ve PKK/HDP‘ye sahip çıkması adeta, iki partili bir sistem üzerinden gizli bir uzlaşı var. CHP/MHP, iyi Polis, kötü Polisi oynuyor dedirtiyor. Çünkü CHP, FETÖ/PKK‘lilere sahip çıkıyor, MHP‘li seçmen de AKP‘ye yanaşıyor.

Devlet, ülkede yaşayan insanları tüm belalardan koruyan bir aygıt, sihirli değnek değildir. İkinci Dünya savaşından sonra Türkiye‘de, insanların yaşadığı nice felaketler, devleti yönetenlerin eliyle başımıza geldi. Bu başka ülkelerde de yaşandı. Afganistan, Libya, Mısır, Yemen, Suriye, Irak‘ı, örnek verebiliriz. Bunlara konan yanlış teşhis, ister istemez yanlış tedavi önerilerini de gündeme getiriyor ve bu tür yanlış yargılar bir süre sonra ezbere, yani önyargıya dönüşüyor.

Gülen’in “Ilımlı İslam” projesinin akıl hocası George Soros‘un TESEV Vakfının 183 no’lu kurucusu Kemal Kılıçdaroğlu ve dolaylı olarak bir TÜSİAD projesidir. Devlet Bahçeli o kadar milli ki; “Üst Akıl” diye tanımlanan ne kadar lobi varsa onlarla partner. TASAV’ın CIA&MOSSAD konrolündeki Think tankların partneri Devlet Bahçeli. Bu ülkede Muhalefet yok derken, oyun böyle mi kuruldu? İktidarı belirleyen Sermaye Muhalefeti de mi belirledi?

İzlenen yanlış/doğru politikaları, ülkeyi yöneten egemen sınıflar belirler. (TÜSİAD, MÜSİAD) Bunlar insanların bir bölümünü koşullandırıp kendi ekonomi politikalarına angaje ederken yanlış politikalar nedeniyle halkın çoğunluğu fakirleşti. Bunu yaparken etniksel, mezhepsel bölme ile kutuplaştırarak ayrıştırdılar. Onlar kendi bencil çıkarları için Türkiye‘de yaşayan insanları kutuplaştırarak, ayrıştırarak karşı karşıya getiriyor. Yaşananların özetinde de insanlar bundan büyük zarar gördü, fakirleşti, acı çekti.

Türkiye‘de, önce ekonomi, sonrasında siyaset mafyalaştı. Üretmeden para kazanan kan emici sülüklere hizmet eden AKP Hükümeti ve CHP-MHP Muhalefeti, Başkanlığın makyajlı hali olan Partili Cumhurbaşkanlığı ile  zaten fakirleşmiş halkın, daha da sefalete sürükleneceğini gizlemeye çalışıyor.

Başkanlıkla, Sıcak para komisyoncuları, Dolar borsa vurguncuları, İhale vurguncuları, Cemaat/tarikat rantçıları, Parlementoyu etkisiz hale getirerek, Diktatörlük kurmak istiyor. Bu nedenle getirilmek istenilen Başkanlık, Türk milletini birleştirmediği için Halkta karşılık bulmayacak ve bu Millet, bu oyunu da bozacaktır

Egemen sınıfların kullandıkları ve halen kullanılanlara karşı yapacağımız şey egemenlerin yaptığının aynısı olamaz. Yani bunun karşılığı İslamcı gelenekten gelenleri düşman gibi görmek, ne söylerlerse ne yaparlarsa karşı çıkmak değildir. Karşı tarafın oyununu bozmanın yolu bunun tam tersini yapmaktır. Yani halkın sağduyusuna, insani yanına seslenmektir. Egemen sınıfların, sömürgeci kesimin oyununu bozacak olan budur.

Dönem dönem bir moda, bir salgın gibi yayılan bu yanlışlara maruz kalmadan yıllardır yaşadığımız gerginlik ve çatışma ortamını sona erdirerek demokratik, çağdaş bir toplumu el ele vererek inşa edebiliriz.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.