Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Cemaatin “MOKU” çıkınca hizmet olur hezimet

Biz bu ülkede yıllardır Hacı Bektaş Veli’yi, Mevlâna Celâleddin i Rûmî’yi, Yunus Emre’yi okuduk, onların yaşam tarzlarına hayran kaldık.

İslamın ruhuna aykırı olmayan, Müslümanları olgunlaştıran onlara ilim ve irfan sahibi yapan tarikatlara, tasavvufa karşı olunmaz.

Ancak Türkiye’yi bir örümcek ağı gibi saran günümüz tarikatlarında durum böyle değildir.

İslamiyet de ibadet sadece Allah için yapılırken, onlar liderlerini Allah ile kendi aralarına koyar.

Başındaki şeyhleri, müritlerini Allahtan gelen güçleri olduğuna inandırıp, kendi yörüngelerinde tutmaya çalışır.

El etek öptürerek kendilerinde bir insan olduğunu düşünmezler, verdikleri fetvalar dini bir emir olarak algılanır.

Şu kadar rekât namaz kılacaksınız, şu günah bu sevaptır, kurban derilerinizi bize veriniz, bizim yayınlarımızı okuyunuz

Cemaate girilmeden Müslüman olunmaz deyip, kendilerine put gibi tapılmasını isterler. ihtişamlı villalarına çekilirler. 

Zavallı müritleri de Allahtan başka kişilere de sonsuz itaat olduğuna inanıp, İslam’da bir Müslümanın başka bir Müslümana köle olmasının mübağ olmadığını hatırlamazlar. 

Bu sebepledir ki hür doğup hür yaşamak isteyenler, Tarikat ve Cemaatlerin hür iradelere ipotek koymasıyla, demokraside nasibini alır.

Müslümanları tek yönlü ve bir taraftar gibi kontrol ederek, karanlık odalarda kontrol eder. 

Onların dar ve sabit fikirli bir Müslüman olmalarını isteyip, kendilerinden olmayanlara hoşgörülü davranmaz. 

Halbuki İslam dini hoşgörü ve samimi olmayı emrederken, onlar giyimleriyle, yaşam tarzlarıyla kullandıkları isimleriyle dindarlık taslarlar. 

Eleştiriye tahammülleri yoktur, yoksa din düşmanı olup çıkarsınız.

Müslümanları, cehalete, riyakârlığa, bölünmeye götürüp, köleleştirip, sürü olarak görür. 

Müslümanları daha iyi Müslüman yapmak için ortaya çıkarken, aslında onların inanç, ibadet ve davranışlarını bozar.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.