Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Devlet krizini kim çıkarları için kullanıyor?

Her alanda yürütülen politikaların başarısızlıkla sonuçlanması, devletin çok önemli oranda işlevsizleştiğini ve tıkandığını gösterirken mevcut sistemin yönetememe krizi çok daha belirgin olarak ortaya çıkıyor. Bu belirginlik “Devletin sistemi Darbelerle mi yeniden yapılandırılacak?” düşüncesini de beraberinde getiriyor.

Demokrasi karşıtı darbe türleri oldukça fazlalaşmışken Darbe deyince halen sadece “Askeri Darbe“nin olduğu zannediliyor ve “Askeri Darbe” bekleniyor. Sistemin kendi iç krizi veya darbesi olarak görülen Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahmet Davutoğlu’na karşı gerçekleştirmiş olduğu da bir darbedir.

Son 14 yılda dikiş tutmayan bir Devlet sistemi meydana geldi. Büyük sorunlarla karşı karşıya olan bu devlet gerçeği çökme noktasına geldi. Darbelerle ayakta tutma çabalarıyla sistemin yeniden yapılandırılması bir türlü organize edilemiyor.

Seçim yenilgisi iç dinamiklerini çok daha belirginleştirip saflaşmanın daha netleştiği MHP, çok ciddi bir iç kriz yaşıyor. Farklı grupları temsil eden ve hatta aralarında şiddet içerikli çatışmayı da yaşayacak olan ülkücü grupları göreceğiz. Dik başlı görünen Devlet Bahçeli, diyet borcunu öderken Çözülme sürecinde olan MHP’deki etkisini sürdürmek istiyor ve  AKP’nin desteğiyle ayakta kalıyor.

AKP’yi bütünüyle kendisine bağlı hale getirecek tarzda dizayn eden Recep Tayyip Erdoğan, Politik gücü kendisinde somutlaştırmak istiyor. Parlamenter sistemin hiç bir özelliği kalmadı. Parlamenter sistemin yerine neyin konulacağı konusunda da sistem içi güçler arasında belli bir farklılaşma bulunuyor. Recep Tayyip Erdoğan. HDP/PKK’ye yönelik başlatılan gelişmelerin politik lideri haline gelerek stratejik ittifaklarını güçlendirmeye çalışırken CHP ve MHP’yi baskı altında tutuyor. Böylelikle oluşturmaya çalıştığı dengelerde kendi geleceğini süreklileştirmeyi esas alıyor. Böylesi özel süreçlerde sisteme muhalif olan güçlerin tasfiyesi özellikle ön plana çıkarılır. Öncelikli olarak toplumun muhalif güçlerini etkileyen kesimlerini etkisizleştirmeye yönelirler.

Süreklileşen ekonomik kriz, toplumun bütün katmanlarını kontrol altına almış bulunuyor. Krizin ertelenmesi veya örtbas edilmesi artık söz konusu değil. Sistemin üzerinde şekillendiği kurumsal yapıların iflas ettiği, toplumsal ve politik gelişmelerin çok gerisinde kaldığı herkesin kabul ettiği bir realitedir.

Tabandan tavana kadar toplumun farklı katmanlarını çok daha fazla etkileyen bu dönem, tarihsel bir fırsata dönüştürme imkanına da sahiptir…

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.