Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Devlet olmadan emperyalizm olmaz…

Devlet bir üst yapı kurumu değil, alt yapının içindedir. Devlet, alt yapıdaki birçok olguyu, üretim güçlerinin gelişmesinden emek sömürüsüne kadar düzenler etkiler. Buradaki değişme sonucu devlet etkilenir ama aynı zamanda bunu da etkiler.

Ne klasik anlamda nede modern anlamda Devlet olmadan emperyalizm olmaz. ABD’nin Irak işgalinde de bir ülkeye sermaye ihracı yapmak için önce o ülkeyi işgal etmek ön koşul olarak ortaya çıkıyor. ABD ve İngiltere, dünyanın petrol zenginlerinden olan Irak petrolünün herhangi bir hak sahibi değilken, ne zaman ABD Irak’ı işgal etti, İngiltere ve ABD tekellerinin bu ülkenin petrol sanayisine büyük yatırım yapmaları yani ülkeye büyük sermaye ihracında bulunmaları gündeme geldi. Bu devletle ilgili bir olaydır. Ordunun işgal etmesi demek de devlet demektir.

Türkiye’de son 20 yılda ortaya çıkan yeni burjuvazi, yepyeni ortaya çıkmış bir burjuvazi değildir. Mevcut inşaat alanına yatırım yapmış yani varolan burjuvazinin bir kesiminin hızlı bir şekilde güçlenmesidir. İnşaat derken bu sadece konut inşaatı demek değildir. Yol, Demiryolu, Köprü, Havaalanı kısaca aklınıza gelebilecek her inşaattır.

Son 20 yılda Devlet ihaleleri ve devlet kredileri vasıtası ile özellikle inşaat alanındaki sermayeye dayanan bu kesim, büyük bir gelişme gösterdi. Bırakın Türkiye’yi, artık Türk şirketlerine Türkiye yetmiyor. Mesela Tanzanya demir yollarını Türk inşaat şirketi yapıyor. Azerbaycan’da büyük ihaleler aldılar. Rusya’da zaten değişik ihalelere katılmış ve kazanmış durumdalar. Irak Suriye ve dünyanın çok sayıda ülkelerinde Türk şirketlerinin yatırımları bulunuyor.

Son 20 yılda büyük bir gelişme görülen inşaat alanındaki Türk şirketlerindeki bu gelişmeyi sağlayan, burjuvazinin kendi iç dinamiğiyle gelişmesi değil, devletin, ister kredi ile olsun, ister açtığı ihaleler ile olsun, bu kesimi aktif bir şekilde desteklemesidir. Yani burada devlet, burjuvazinin bir kesimini özellikle güçlenmesini ve daha ön plana çıkmasına aktif bir şekilde müdahale etti.

Alt yapıdaki bu değişim, burjuvazinin iç dengelerin değiştiriyor. İşçi sınıfının inşaat alanındaki iş şartları doğal olarak burjuvazi ile daha azdır. Bu nedenle Fabrikaya göre işçi sınıfıyla burjuvazi arasındaki ilişkileri değişiyor. Bu değişim olurken burada devletin aktif bir müdahalesi var. Buradaki değişme sonucu devlete yansıma diye bir söz konusu değil. Tabi ki devlet alt yapıdaki değişmeden etkileniyor ama aynı zamanda kendisi de alt yapıya aktif bir şekilde müdahale ediyor. Aynı zamanda değişik şekilde yön vererek orayı yönlendiriyor. Türkiye’de kapitalizmin gelişmesi devletin aktif müdahalesi ile hızlanmıştır. Bu sadece Türkiye’ye ait durum değil başka ülkelerde de benzer durum vardır.

Devlet politikası insanların günlük hayatını, tabandaki hayatını doğrudan etkileyebilmektedir. Üst yapı kurumu olmayan Devlet, alt yapının içindedir. Bunu böyle gördüğümüz zaman devlet analizinin bir hayli değiştiğini görmek durumunda kalacağız. Devlet sadece burjuvazinin bir baskı aygıtı değildir. Bu vardır ama hangisi olursa olsun din, devlet örgütlenmesine dahildir. Eğitim devlet örgütlenmesinde dahildir. Aile açık veya dolaylı olarak devlet örgütlenmesinin içindedir. Çünkü devletin şu veya bu aldığı kadar ailenin yapısını etkiler.

Bu bakımdan devletin değiştirilmesi, bir devletin yerine başka bir devletin getirilmesi yada devletin çözülmesi ordunun-polisin dağıtılmasıyla olmuyor. Bunun çok daha uzun vadeli bir politikası gerekiyor. Devlet güvenlik örgütlerinden (ordu, polis) ibarettir demek devlet açık bir kaba baskı aygıtıdır demekle aynı şey demektir. Evet devletin bünyesinde buda var. Devlet aynı zamanda bir baskı aygıtıdır. Devletin ordusu-polisi vardır ama devletin başka şeyleri de vardır…

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.