Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Doğu Akdeniz’de Türkiye, eşit paylaşım ve sulh istiyor.

Başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkeleri, doğalgaz ihtiyacının büyük kısmını Rusya‘dan karşılıyor. ABD‘de Dedeağaç LNG projesi ile Rusya‘nın enerjide Avrupa‘daki etkinliğini kırmak istiyor. Kaya gazı üretimini artırarak dünya doğalgaz liginde öncü rol almak isteyen ABD, Yunanistan‘ın Dedeağaç (Alexandroupolis) şehrine inşa edilecek sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminali ile ürettiği doğalgazı AB ülkelerine müttefiklik nedeniyle satmak istiyor. Bulgaristan da, Dedeağaç‘taki LNG projesine yüzde 20 ortak oldu ve Yunanistan‘ın Gastrade şirketi ile Bulgaristan‘ın Bulgartransgaz şirketi LNG projesini birlikte yürütecekler.

AB ülkeleri ABD‘den LNG şeklinde gelecek gaza sıcak bakmıyor. ABD‘nin tehdit boyutuna varan baskılarına rağmen Almanya projeden çekilmedi. Ardından ABD, savunma harcamanız çok düşük, askerlerimi çekerim dedi ve bir bölüm askerini Polonya’ya kaydırıldı. Türkiye‘de ABD‘nin müşterisi oldu ve Katar‘dan sonra en fazla LNG ithalatı yapılan ülke ABD, oldu.

Politikada söze değil pratiğe bakılır. Arada insan haklarıyla ilgili protestolar, yaptırım uygularız tehditleri olsa da bu gerçeği yansıtmıyor. Almanya ile Rusya’nın da Almanya ile Türkiye’nin de arası son derece iyi.

Politikada bir şey yapmakla, o yapılanı pazarlamak genellikle farklıdır. Türkiye, kendi izlediği politikasını yerine getirmek istiyor. Yakın yıllara kadar savaş gemileri konusunda iyi durumda sayılmayan Türkiye, deniz askeri araçlarını geliştirerek eskisine göre denizde daha güçlü. Türkiye, savaş araçlarının bir bölümünü kendisi yaparken bir bölümünü de Almanya’dan aldı. Almanya‘dan, Fırkateyn de ithal eden Türkiye, Almanya‘dan sipariş ettiği modern deniz üstü savaş araçlarıyla Türk deniz kuvvetlerini donattı ve Akdeniz‘deki konumunu güçlendirdi. TürkiyeAlmanya‘dan, denizaltı siparişlerinin tamamlanmasıyla ve kendisinin üreterek savaş filosuna katacağı savaş gemisi ile Akdeniz‘deki faaliyetlerini genişletecektir. Libya’da savaşın gidişatını değiştiren SİHA ve İHA‘ların yapımında da Almanya’nın katkısı bulunuyor. Almanya’nın son iki yıldır silah ihracatının üçte birisi Türkiye’ye ait. Denizaltı siparişleriyle bu oran daha da yükselecektir.

Türkiye, hem haklı hem de bu sorunun savaş ile değil diplomasi ile çözülmesini isteyen taraf olmasaydı AB ve NATO, Türkiye’nin bu tezini ciddiye alırmıydı? AB ve NATO‘nun devreye girmesi Türkiye geri adım atacak demek değildir. Oruç Reis‘in Antalya Limanı’na geri dönme nedeni hem Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasının bir parçası hem de NATO nezdinde başlayan müzakereler.

NATO nezdinde başlayan müzakereler çerçevesinde Türkiye barışçı bir ülke olduğunu göstermeye çalışıyor. Görüşmeler olumsuzlukla sonuçlanırsa o zaman saldırgan ve savaş isteyen tarafın Türkiye olmadığı anlaşılır ve Türkiye‘nin eli daha da güçlenecektir.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.