Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Eriyen AKP ile birlikte Politik dengeler de değişiyor…

Recep Tayyip Erdoğan, etkisiz Cumhurbaşkanı olmaktansa etkili Başbakan olmak istiyorum diyordu ve Cumhurbaşkanı olmak istememesine rağmen Cumhur başkanı yapılarak yalnızlaştırılmaya başlandı.
En açık mesajı da Emine Erdoğan, Afyon’da, söylemişti. Demişti ki, “Biz uzun adamım Cumhurbaşkanı olmasını istemiyoruz
Recep Tayyip Erdoğan, bunun farkına vardığı ve geriye dönüşü olmadığını bildiği için de hem halen bir Başbakan ve AKP Genel Başkanı gibi davranmak istiyor.

Ali Babacan, Yalçın Akdoğan ve Bülent Arınç, bir bakıma Ahmet Davutoğlu’nun yalnız olmadığını ve Recep Tayyip Erdoğan, tarafından ezilmesine izin vermeyecekleri mesajını vererek Recep Tayyip Erdoğan‘a karşı açık bir tutum aldılar.

Cumhurbaşkanlığını fiili başkanlık sistemi gibi kullanarak hükümetteki ağırlığını göstermeye çalışan Recep Tayyip Erdoğan, Başkanlık sistemi için halka seslenerek ’400 milletvekili verin bu iş huzur içinde çözülsün’ demesinin nedeni de 300’ün altında kalınması durumunda, hem AKP’nin dağılacağını, hem de kendisi için önemli bir riskin oluşacağını görmesi.
7 Haziran 2015 seçimlerinde ortaya çıkacak tablo kendi geleceği bakımından çok ciddi sorunlar doğuracak ve isminden en çok söz edilen kişi, kuşkusuz Recep Tayyip Erdoğan olacaktır.

AKP’deki çok yönlü gelişmelerin, Recep Tayyip Erdoğan’ın istediği gibi yürümemesi AKP içerisinde iç savaşın gelişeceğini ortaya koyuyor ve saflar netleşiyor.
AKP içerisinde saflar netleşirken de Recep Tayyip Erdoğan’ın yalnızlaştırılmasına paralel olarak politik olarak kuşatılma ve etkisizleştirilme sürecine girildi ve fiilen yeni dengeler oluşturulmaya başlandı.

Ali Babacan‘ın,“ekonomiyle ilgili kararlarda sadece Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamalarını dikkate alın” demesi Uluslararası güçlerin ve küresel sermayenin dolaylı desteğini almaya devam eden Ahmet Davutoğlu, Başbakanlığındaki Hükümetin Recep Tayyip Erdoğan’a, dur denilmesi kararının alınması.
Recep Tayyip Erdoğan, aşamalı olarak güçsüzleştirilmeye çalışıldığını anladı ve AKP içerisinde kendisine karşı oluşan ittifakı kırmaya uğraşıyor.
Kendisine karşı oluşan ittifakı kırmaya uğraşmasının sonucu da Hakan Fidan‘ı bu ittifaktan koparan bir hamle ile kendi safına çekmesi.

Recep Tayyip Erdoğan‘ın, kendisi tarafından oluşturulan ve hükümet tarafından devam ettirilen süreçte de kendisine karşı oluşan ittifakta hedef tahtasına oturttuğu en önemli kişi, bir dönem en çok güvendiği ve AKP politikalarının belirlenmesinde önemli bir rolü olan ve Dolmabahçe’deki açıklamaya hükümet adına katılan Bakanlar Kurulu’nda önemli bir etkisi olan Yalçın Akdoğan’dır.
Recep Tayyip Erdoğan, politik olarak kuşatılma ve etkisizleştirilmeye girilmesine “Akil insanları kuran benim. Ama Ada’ya bir de böyle bir ekibin gönderilmesini yanlış buluyorum. Bir ara şu çıktı: 15 kişi gitsin, 10 kişi gitsin. Bu ayrı bir felakettir. Bu Ada’nın meşruiyetini artırma adımıdır. Dolayısıyla bu tehlikeli bir adımdır.” söylemesi “Ben bu davaların savcısıyım” diyerek kumpas davalarını sahiplenen Recep Tayyip Erdoğan‘ın bugün ‘aldatıldık’ demesinin nedeni Genelkurmay ile yeniden barışmak istediğinin mesajdır.

Abdullah Öcalan’ın Nevruz Mesajında “Eşme Ruhu” demesi ve bunun TSK-PKK ittifakı olarak anlaşılmasına karşılık Genelkurmayın “hiçbir zaman muhatabımız olmayan ve olmayacak olan terörist başı” kınama mesajı PKK ile yürütülen sürecin durdurulması ve bir TSK‘nın PKK ile aktif savaş koşullarına dönmesidir.

Bülent Arınç‘ın, Recep Tayyip Erdoğan‘a “Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında veya bakan arkadaşlarımız tarafından ne zaman emretmişse kendisine bilgi sunulmaktadır. Ekran önünde konuşmasını uygun bulmuyorum” demesi, Recep Tayyip Erdoğan‘ın “konu mankeni değilim” açıklaması, İslamcı ve AKP medyasındaki Ahmet Davutoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan eksenli eleştirilerin giderek bir saflaşmaya dönüşmesi, Melih Gökçek’in Bülent Arınç’ın istifasını istemesi, geçmişte Recep Tayyip Erdoğan’ın kişiliğine hakaret yapıyorcasına açıklamalar yapanların Ak Saray-Hükümet saflaşmasında destek vermeleri, AKP’deki güç değişimine paralel olarak Hükümetin terör örgütü olarak suçladığı Fethullah Gülen Cemaatiyle barışması durumunun oluşması, AKP’nin giderek güç kaybetmesidir ve çıkar ilişkilerinin sarsılarak ittifak ilişkilerin yeniden şekillenmesidir.

Zaten yapılan bütün anketler de AKP tarafından yapılan anketler de AKP’nin, giderek güç kaybettiğini göstermesi AKP’nin, iç Anadolu bölgesinde ve Doğu-Güneydoğu illerinde toplumsal dinamiklerini kaybetmeye başladığını gösteriyor.
Zaten AKP’deki düşüş ile MHP’nin, %20 civarında olması HDP‘nin,  %10 civarında olması birbirine paralel yürüyor.
Güç kaybeden AKP içerisindeki milliyetçiler belirgin bir şekilde MHP’ye yöneliyor.
AKP’ye oy veren Kürtlerin HDP‘ye yöneldiği gözüküyor.
CHP’nin oy oranında belli bir yükselişin olacağı da kesin.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.