Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Her fırsatta teşhir edilmesi gereken “ALO FATİH MEDYA DÜZENİ”

Bundan yedi ay önce kendimden o kadar emin konuşmamalıydım” diyerek özür dilenmesi,

Kanıtsız Kabataş olayına şüpheyle yaklaşmayarak haber atlatma çabaları ve aceleciliğinin nelere mal olduğunun anlaşılmasıdır.

Başörtülüye saldırıldı yalanı ile iç savaş çağrısı yapma ısrarı da artık herkesi bezdirmeye başladığı için Kabataş palavrasının kullanışlı aptalları özür diliyorlarmış!

Demek ki hırs, sadece hırslı kişinin içini kurutmuyormuş.

Siyasal türbanın baştan aşağı yalan dolan olduğunu biliyorduk, Kabataş palavrası ile millet bir kez daha görmüş oldu.

Gezi, iktidar açısından ne pahasına olursa olsun bastırılması gereken bir isyandı.

Bunun için psikolojik savaşa da başvurulduğu için sana neden inanayım kanıtın nedir diye sormak gelmeyen medyaya da yansıdı, kim nerede duruyor açıkça görülmüş oldu.

Camide içtiler, Türbanlı bacımın üzerine işediler gibi haberler, “Yanlış ya da eksik bilgi” değildi, düpedüz bu savaş için tasarlanmıştı.

Bu haberlerle bir yandan geziciler karalanacak, öte yandan muhafazakar taban hassasiyetleri üzerinden alarma geçirilecekti.

1980’de Çorum‘da Aleviler Alaattin camisini bombaladı yalanı, nasıl Çorum katliamını tetiklediyse,

Alo Fatih Medyasının parçası olan Kabataş saldırısına dair o iğrenç haberleri yapanlar, İsmet Berkan, Elif Çakır, Balçiçek İlter, Hilal Kaplan, Nihal Bengisu gazetecilik değil psikolojik savaş elemanı olarak görev yapmış oldular.

Kabataş bir iç savaşın kıvılcımını tutuşturabilirdi.

Konunun bugün önemsizleştirilerek özür dilenmesi kabul edilemez. Alo Fatih medya düzeninin rezilliği her fırsatta teşhir edilmelidir.

Kabataş ile de kirletilemeyen Gezi, Türkiye‘nin en kitlesel muhalefetidir

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.