Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Fransa, nereden çıktı Suriye’de ve ne istiyor?

Fırat Kalkanı Harekatı‘nın devamı olan Zeytin Dalı Harekatı ile Suriye ve bölgede yeni bir süreç başladı. Başlayan yeni sürecin aktörleri de yavaş yavaş sahneye çıkmaya başladı. Zeytin Dalı Harekatı başladığında ilk olarak Rusya, hava sahasını açarak Türkiye‘yi desteklediğini beli etti. Zeytin Dalı Harekatı, Türkiye ve Rusya arasında anlaşma ile başlatılmış olsa da sadece bu iki ülke arasında olmadığı, bölgede yeni bir süreci başlattığı artık herkes tarafından kabul ediliyor;

Zeytin Dalı Harekatı‘na NATO, tepkisiz kaldı. Almanya gibi AB ülkeleri Türkiye’ye silah satarak açıkça olmasa da onay verdi. Fransa, yaptığı açıklamalarla karşı duruyor imajı vermeye çalıştı. ABD‘de, Afrin bizi ilgilendirmez dedi. ABD’nin, bu açıklaması Fırat’ın Doğu’sunda PKK ve Suriye uzantıları ile yakaladığı ilişkinin de bitebileceğini işaret ediyor. Aslında bu açıklamalar ABD/AB/NATO tarafından bir hazırlık yapıldığını da gösteriyor.

Eski çift yönlü ajan Sergey Skripal ve kızı Yulia‘ya düzenlenen suikast girişiminin ardından İngiltere ve Rusya arasında diplomatik gerilim başladı. İngiltere’nin öncülüğünde Rusya’ya karşı başlatılan diplomatik hamlede ABD ve bir çok AB üyesi ülke de yer aldı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Elysee Sarayı’nda PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD-YPG-SDG temsilcileriyle görüştü. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, YPG’ye ‘destek garantisi‘ verdiklerini belirtti ve ekledi : “DSG (ABD destekli Demokratik Suriye Güçleri) ile Türkiye arasında arabulucu olabiliriz.” Bu açıklama, şu ana kadar uluslararası güçler tarafından PKK ve Suriye uzantıları hakkında yapılan tüm açıklamalardan farklıydı. Çünkü ABD/AB’den bile bugüne kadar bu kadar net bir açıklama yapılmış değil.

Avrupa Birliği’de, 28 Ülke varken neden Fransa?

1916 yılında yapılan Sykes-Picot Anlaşması’nda Suriye, Fransa’ya, bırakıldığı için bugüne kadar Suriye halkı, yönetimi üzerinde etkisi bulunuyor. İran‘a uygulanan Ambargo sürecinde Alman ve Fransız şirketler İran‘da, dev altyapı projelerine imza attı. Bunların arasında metro ve hızlı tren projeleri de bulunuyor. Yani Fransa, AB ülkeleri içerisinde İran ile ilişkileri en iyi olan ülkelerden biri

İran ve Suriye Baas rejimi üzerinden, Rusya ve Türkiye’ye karşı bir etki yaratılmak isteniyor. NATO’ya karşı hareket eden Batı Asya Birliği‘ni oluşturan Türkiye’nin, NATO’yu, Rusya ile tehdit etmesinin önüne geçilmek istenmesi. Batı Asya Birliği‘nde olan Türkiye’ye karşı bir müdahale ortamı oluşturulmak isteniyor olması.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron‘un, açıklamasının İngiltere ve Rusya arasında diplomatik gerilimden hemen sonra gelmesi yeni süreçte Suriye‘nin Kuzey‘inde, bazı hazırlıkların yapıldığın, bölgenin pratik politikasında öncülük görevinin Fransa’ya verildiği de anlaşılıyor. Ve ABD/AB‘nin, bölgede başlayacak olan yeni sürece yeni aktörlerle planlarını pratikleştirme hesapları yaptığı da böylelikle ortaya çıkmış oluyor.

ABD/AB/NATO‘nun, Fransa‘ya bu görevi vermesinin nedeni Türkiye’yi, Rusya ile mi yoksa ABD/AB/NATO ile mi ittifak yapması konusunda bir tercihle karşı karşıya bırakmasıdır.

Fransa‘ya bu görevi vererek Türkiye’nin, Rusya ile mi yoksa ABD/AB/NATO‘dan yana mı tavrını koyacağı sınarcasına Türkiye ve Cumhurbaşkanı  Erdoğan‘ı tehdit eden ABD/AB/NATO‘ya Cumhurbaşkanı Erdoğan‘da, Fransa’yı, tehdit ederek oldukça sert yanıt verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta da telefonda görüştüm. Garip garip şeyler söylüyor. Kendisine biraz frekansı yüksek oldu ama söylemek zorunda kaldım. Türkiye ile SDG arasında arabulucu olabiliriz lafı, haddini ve boyunu çok aşan bir beyandır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.