Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Halep mi Kobani mi önemli?

Osmanlı döneminde İstanbul’dan sonra ikinci önemli kentti, Doğu ile Batı‘lı ülkeler arasında ticari açıdan köprü görevi görmekte olan Halep‘in mühim bir geçiş güzergahı ve Anadolu’ya yakın olması nedeniyle, Osmanlı imparatorluğu döneminde son derece önemliydi.
Batı‘lı devletlerin büyükelçilikleri İstanbul’daysa, konsoloslukları Halep’te bulunmaktaydı.
Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra, 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Muahedesi Halep’i Suriye topraklarının bir parçası olarak belirledi.
Mustafa Kemal Atatürk bu anlaşmayı kabule yanaşmayıp, Halep’i ve Ermenistan’ı Türkiye’ye katma konusunda ısrarlı davransa da, Batı’lı devletlerle 24 Temmuz 1923’te Lozan Anlaşması’nı imzaladı. Bu anlaşmayla Halep, etrafındaki kentlerden soyutlanarak Türkiye’ye katılmak isteniyordu.
Nitekim Hatay bu kentlerden biriydi.
Böylelikle Halep önemli bir liman kentinden mahrum oluyor ve çevresinden soyutlanıyordu.

Gözler Kobani’ye odaklanmışken, Suriye’nin en büyük şehirlerinden sanayi ve sanayinin oldukça gelişen kenti Halep’te çok kritik gelişmeler yaşanıyor. Halep düşerse 1 milyon Türkmen kaderine terk edilecek
IŞİD gibi bir örgütün eline geçmesi durumunda ise ortaya çıkacak tablo, diğer bölgelere göre çok daha karamsar.

Suriye’ye karşı büyük bir kampanya başlatan Batı‘lı ve bölgesel güçler, Halep üzerinden ülkedeki gelişmeleri yönlendirmek istiyorlar.
Bölge, İdlib, Şam ve Halep’te fiyasko yaşayan silahlı gruplar için önemli bir hareket noktası haline getirilmek isteniyor.
Çünkü Halep’te başarılı olamazlarsa onlar açısından oyun bitmiş olacak. Silahlı gruplar Şam’ı ele geçiremediler, bu da onları, faaliyetlerini kuzey bölgelerinde yoğunlaşmaya itti.
Silahlı gruplar Halep’i ele geçirmeyi başarabilirlerse de rejimle denge kurmuş olacaklar.
Kaybederlerse buraya denk başka bir yer bulmaları oldukça zor

Suriye’nin en büyük şehirlerinden olan ve 4 milyonu aşkın nüfusu bulunan Halep’i rejim güçleri muhasaraya almış durumda.
Kobani için dünyayı ayaklandıranlar, Halep için parmağını bile kaldırmıyor ama Türkiye’ye çok yakın bir mesafede olan bu kentten olası göç dalgası ile Kobani ile mukayese edilemeyecek boyutta.

Halep’teki çatışmaların sonucu, Türkiye’nin istediği yönde gerçekleşirse Recep Tayip Erdoğan, önce AKP içindeki rakiplerine karşı önemli bir puan kazanmış olacak, ardından gerek Türkiye toplumundan gerekse muhalefet partilerinden kendisine karşı yöneltilen suçlama ve eleştirilere karşı önemli bir koz elde etmiş olacak.

Recep Tayip Erdoğan, silahlı grupların savaş alanında zafer kazanmasını istiyor, böylelikle muhalif grupları desteklemek ve onlara Türkiye‘de yer vermek için önemli bir gerekçeye sahip olacak. Silahlı grupların başarısı Türkiye’nin onlara desteği için iyi bir neden oluşturacak.

Halep kuşatmasına kadar Esad‘in gideceğini düşünen Büyük Türkiye hayalleri kuran yöneticiler, ya Halep düşerse? AKP ve Recep Tayyip Erdoğan için sonun başlangıcı mı olacak?  Halep değil, tüm Suriye, Türkiye sınırından başlayarak muhasaraya alınacak. Bu muhasarayla sadece kuşatma yapılmak istenmiyor. Suriye‘de kaybeden bir muhalefet havasıyla birlikte, panik havası yaratılmaya ve halk göçe zorlanmaya çalışılıyor ve Türkiye‘den de intikam alınmak isteniyor.

Tarih boyunca bölgede varlığını sürdürmüş, bölge kültürüne, demografisine, sosyo-kültürel yapısına çok büyük katkıları olan Halep Türkmenlerinin yaklaşık 1 milyon nüfuzu var. Türkiye, Irak Türkmenlerini de Suriye Türkmenlerini de korumak zorunda. Göçecek mültecilerin sınırda karşılanması, karınlarının doyurulması için yiyecek ve barınaklarının ayarlanması ve kumanyaların dağıtılması değildir Büyük Türkiye! Üzerlerinde vakfiyelerin isimleri yazılı kolilerle sınırda gelecek misafirleri beklemek değildir Büyük Türkiye! Böyle büyük devlet  ve oyun kurucu mu olunuyor?

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.