Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

İktidar savaşında dikkat çeken bazı noktalar

– Küresel sermayenin AKP’yi toptan tasfiye etmek gibi bir projesi henüz yok.
Türkiye’nin sosyolojik yapısı, politik dengeleri ve ekonomik güç ilişkileri bakımından henüz buna hazır değil.
Şu anki politika, AKP’nin denetlenebilir bir noktaya çekilmesi ve gücünün sınırlanmasıdır.
Bu bakımdan AKP’ye yönelik hamleler sanıldığı gibi öldürücü olmayacaktır.
31 Mart 2014 yerel seçimlerinde ortaya çıkacak tablo, gelişmelerin yönünü tayin edecektir.
– Erdoğan, küresel sermaye ile daha uyumlu bir politika izleyerek, iç politikayı kendisine göre yeniden şekillendirmeye çalışacaktır.
Bunu yaparken bazı hedeflere saldıracaktır.
CHP’nin Ankara ve İstanbul’da boşa çıkartılması için çok büyük bir çaba gösterecektir.
Çünkü Ankara ve İstanbul’daki seçim sonuçları, Türkiye’nin siyasal haritasının yeniden çizilmesi için atılacak en büyük hamledir.
Şişli Belediyesinde gündeme gelen rüşvet dosyalarını yargıya taşıyarak Mustafa Sarıgül’e karşı bir kısım hamlelere yönelecektir.
Cemaat ise dolaylı olarak M. Gökçek’e veya oğluna karşı rüşvetten dava açtırabilir.
– AKP, Cemaat’in devlet içerisindeki kadrolarının tasfiyesine yönelik planları çok daha kapsamlı uygularken, cemaat de tersten karşı koyuşu örgütlüyor.
AKP’nin hamlelerini, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı alması gibi yargı yoluyla boşa çıkartmaya çalışacaktır.
Örneğin görevlerinden alınan veya görev yerleri değiştirilen emniyetteki bürokratların dava açmasını sağlayarak alınan kararları yargıdan döndürebilir.
– Erdoğan, dershanelerin kapatılmasını iki yıllık bir süreye yaymıştı ancak bu süreci hızlandırarak yeni yasalarla fiilen işlevsizleştirip cemaatin toplusal damarlarını kesmek için çok daha önemli hamleler yapacaktır. Cemaat ise Erdoğan’ın oğlunun ve kızının da aktif bir rol üstlendiği ve hakkında yolsuzluk iddiaları bulunan vakıf hakkında yasal süreç başlatabilir.
– Erdoğan, 2000’li yıllara dönerek, Cemaat’i ‘paralel devlet’ iddiasıyla yasadışı örgüt konumuna sokmak için yeni bir süreç başlatabilir.
Böylelikle Gülen’i terörist listesine aldırarak ülkeye dönüş sürecini bitirebilir.
Bekir Bozdağ’ın Adalet Bakanlığına getirilmesi, bu sürecin bir parçasıdır.
Cemaat ise yaşamını önemli bir kesimini Amerika’da sürdüren Bilal’e yönelik çok daha farklı operasyonlara yönelebilir.
Bilal’in El Kaide gibi uluslararası İslami örgütlerle ilişkisi olduğu ve finanse ettiği iddiasını hızla yargıya taşıyabilir.
Böylelikle Erdoğan’ı hedef tahtasına oturtabilir.
– Rüşvet operasyonu ile AKP’ye yakın şirketlerin gücünü kırmaya çalışan Cemaat özellikle Halk Bankası’nı hedefledi.
Buna karşılık AKP’nin hamlesi, Cemaat’in kara para aklama merkezi olarak bilinen Bank Asya’ya yönelik operasyonu devreye koyacaktır.
Ayrıca cemaate yakın özellikle gıda ve inşaat sektöründeki şirketlere yönelik maliye eksenli operasyonlar başlatacaktır.
– Gülen-Erdoğan çatışması AKP ve Cemaat içindeki dengeleri de etkiliyor.
Gül’ün bugünkü politik dengelerde ön plana çıkması, Bülent Arınç ile Erdoğan arasındaki ilişkinin kopuş noktasına varması, Gül-Arınç ilişkisinin Cemaat tarafından benimsenmesi, 2014-15 yılları arasındaki dengeleri etkileyecek bir faktördür.
Erdoğan, kendi geleceğini hesaba katarak bu dengeyi bozmak için AKP’deki politik ilişki ağlarını yeniden örgütlüyor.
Bugün AKP’ye karşı uygulanan politikalar da, Cemaat içerisinde bütünlüklü olarak kabul görmüyor.
Gülen, Erdoğan için “oligarşik iktidar kuruyor, cemaate iftira ediyor, komplo kuruyor” değerlendirmesine karşılık Hüseyin Gülerce, “başbakanım Erdoğan, savcı militanlık yapıyor, oyum AKP’ye” diyerek, Cemaat içindeki farklı politik bir eğilim de olduğunu belirtiyor.
Bu bakımda ne AKP, ne de Cemaat tek merkezlidir. AKP’den milletvekillerin kopuş sürecinin başlaması gibi Cemaatten de tersten kopuş yaşanabilir.
– Erdoğan, mevcut politik gelişmelere bağlı olarak, çok fazla yıpranmadan 2014 yılı içinde cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri aynı zaman diliminde gerçekleştirebilir.
– Bu sürecin en önemli kritik halkasından biri de Kürt sorunudur.
Sistem içerisinde bu konuda esasa ilişkin ortak bir politika oluşmuş durumda.
Her konuda birbiriyle çatışan, savaşan güçler, Kürt meselesinde tam bir uyum içerisindedirler.
Ancak, iç iktidar kavgası, Kürtlere karşı çok yönlü bir saldırıya dönüşme olasılığı yüksektir. Bu sorunu bir başka yazıda ele alacağım.
– Küresel sermayenin dostu olmaz, çıkarları olur.
Bütün bu gelişmeler özellikle ABD tarafından dikkatle izleniyor.
Dengeleri ve ilişkileri belirleyen dönemsel çıkarlardır.
Bu bakımdan Türkiye’nin iç dengelerinde belirli bir istikrar sağlanamazsa, Pentagon’un göz kırpmasına bağlı olarak İslamcıların Necdet Özel’inden bir muhtıranın gelmesi sürpriz olmaz.
Daha fazlası ABD-AB anlaşmasına bağlıdır.
– Küresel güçlerin belirlemiş olduğu politikaların sürekli yaşam bulması mümkün değildir.
Özellikle sisteme karşı olan toplumsal muhalefetin etki gücü bütün dengeleri değiştirebilir. Bu bakımdan, toplumsal güçlerin örgütlenme ve mücadele düzeyi, sistem içi çelişkilerin derinleşmesinde önemli bir işlev görür.
Rüşvet ve yolsuzluk, kapitalist sistemin varlık nedenidir. Bu sürekli var olacaktır. Önemli olan toplumsal muhalefeti örgütlemeyi, yani sokağı örgütlemeyi başarmaktır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.