Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)

Bin Ladin döneminde El Kaide’nin Irak kolu olarak kurulan Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) bölgede kalıcı stratejik bir güç olmayacağı biliniyor. Bu bakımdan dengeleri belirlemede rol üstlenebilecek bir politik perspektife sahip bulunmuyor. ABD’nin değişmeye başlayan İran politikasının arka planında Irak bulunuyor. IŞİD’in Musul’a yönelik operasyonu, ABD’nin geliştirmeye çalıştığı ‘Şii Hilal’ planlarına yönelik bir darbe olarak görülebilir. ABD, IŞİD’e karşı Bağdat rejimini özellikle askeri olarak çok daha fazla destekleyerek, Irak’ın bölgesel dengelerdeki yerini korumaya çalışıyor.

IŞİD, Suriye’de muhaliflerin stratejik bir askeri gücü haline geldi. Binlerce uluslararası İslamcı militanı bünyesinde toplamayı başaran ve diğer İslamcı gruplar üzerinde hakimiyet kurmaya yönelen IŞİD, Esad rejimine savaş açtı, İslamcı muhaliflerin bölünmesiyle başlayan El Nusra-IŞİD çatışması, Esad güçleri için önemli bir avantaja dönüştü. Suriye’nin önemli bir kesiminde rejim güçlerinin kontrolü yeniden ele geçirmelerinde, İslamcılar arasındaki çatışmanın ciddi bir etkisi olduğu söylenebilir. IŞİD, El Kaide’den ayrılıp alternatif bir güç olarak ‘Bağımsızlığını’ ilan etmesiyle Suriye’deki politik denklemi önemli oranda etkiledi, Hem Güney Kürdistan’a hem de Musul üzerinden Bağdat’a ilerleyen yolların kontrolünü sağlamak isteyen IŞİD, YPG karşısında büyük bir yenilgi aldı

ABD artık Esad rejiminin gitmesinden çok, Suriye’nin içerisinde bulunduğu bugünkü politik kaosun bir süre daha devam etmesinden yana görünüyor. Rusya ve İran’ın desteğini alan ama çok önemli oranda zayıflamış ve ülke genelinde kontrolünü sağlamasının yıllar alacağı bir Esad rejimi özellikle İsrail için çok daha uygundur. El Kaide’ye biat eden El Nusra ile IŞİD’in bölünmesi ve birbirleriyle çatışmalı duruma gelmesi, CIA tarafından örgütlenen ve uygulamaya konulan bir planın parçasıydı. Bu bakımdan Radikal İslamcı Hareketlerin parçalanması ve zayıflaması Suriye ve İsrail’i buluşturdu denebilir. Suriye rejimi, parçalanan İslamcı hareketlere yönelik çok daha kapsamlı ve etkili operasyonlar yapma olanağına kavuştu. Bu, İsrail’in de gelecekte olası güçlü bir Radikal İslamcı Hareketin saldırılarına karşı kendisini daha güvenceli görmesini sağladı.

Güç dengelerinin yeniden şekillendiği, haritaların yeniden çizildiği Ortadoğu’da kimin hangi safta yer aldığını, devletlerin çıkarlarının kiminle nereye kadar olacağını kestirmek son derece zordur. Bu soruların yanıtı, IŞİD’in üstlendiği politik kaosun yaratacağı sonuçlar bakımından bize bir fikir verebilir.

Şii toplumuna yönelik büyük bir kin ve nefret duyan IŞİD, Irak’taki politik istikrarsızlığı derinleştirerek İran’ın Ortadoğu’da bölgesel güç olmasını en azından geciktirmeye çalışıyor. İran’ın, Sünni merkezli Radikal İslamcı Hareketlerin bu saldırılarına karşı, Bağdat rejiminin istemine bağlı olarak Musul bölgesine askeri güç göndermesi sürpriz olmaz.

ABD’nin Suriye ve İran eksenli politik stratejilerinde belirgin bir değişikliğin olduğu çok açık. ABD, geliştirip hızla uygulamaya koyduğu ancak bölgedeki politik dengeler bakımından ciddi bir tehlike olmaya başlayan ‘Sünni Eksen’ oluşturma stratejisini hızla terk etti. Radikal bir dönüşümle İran ile yakınlaştı ABD-İran görüşmeleri esasen Ortadoğu’nun yeni güç dengelerinde İran’ın ön plana çıkartılması olarak algılanıyor. Avrasya, Orta Asya ve Afrika coğrafyasının merkezinde bulunan İran’ın Ortadoğu’nun bölgesel küreselleşme stratejinin bir parçası haline getirilmesi, bir bakıma zorunlu ve kaçınılmaz hale gelmiş bulunuyor. İran eksenli geliştirilen politikanın merkezinde duran ülkelerden biri de Irak’tır.

Rusya, Esad rejimini desteklemesini gerekçelendirirken, uluslararası Radikal İslamcı Hareketlerin bütün Ortadoğu ve yakın bölgelerde yaratacakları askeri ve politik kaosu gösteriyordu. Suriye’ye sayıları binlerle ifade edilen Müslüman Çeçenlerin ve Tatar Türkmenlerinin geldiği biliniyor. Özellikle Kırım bölgesinin Rusya topraklarına katılması ile, Kırım Türklerinden Suriye’ye giden cihatçıların Rusya için çok daha ciddi bir sorun olacağını gören Putin, başta IŞİD ve El Nusra olmak üzere Radikal İslamcı Hareketlerin Suriye ve çevre ülkelerinde ezilmesi gerektiği tezini ısrarla savundu. ABD ile Rusya’nın silahlı İslamcı hareketlere yönelik izlenecek strateji konusunda anlaşmaları nedeniyle, özellikle IŞİD gibi örgütlere yönelik ortak operasyonlar yapmaları sürpriz sayılmamalı.

AKP iktidarı ABD’nin çok yönlü baskıları sonucu IŞİD ve El Nusra’yı ‘Terörist örgütler’ listesine aldı. ABDRusya ve İngiltere gibi ülkeler, Recep Tayyip Erdoğan’ın isminin üzerini çizmelerinde en önemli faktör Türkiye’nin Suriye merkezli Ortadoğu politikasıdır. Uluslararası alanda ve Ortadoğu’da büyük oranda izole olmuş Recep Tayyip Erdoğan, IŞİD’e verdiği askeri yardımları keserek yeniden ABD’nin güvenini almak istiyor. IŞİD, Recep Tayyip Erdoğan’ın bu hamlesini bir bakıma ihanet olarak görüyor ve operasyonlarını Türkiye’ye yönlendireceklerini açıkladı. Musul’da Türkiye kökenli TIR şoförlerinin tutuklanması bunun bir işaretidir. Ayrıca Türkiye içerisinde de örgütlenen IŞİD’in AKP’nin mezhepsel politikasına da denk gelebilecek bir kısım eylemlere yönelmesi, Türkiye’nin bugünkü politik krizini çok daha derinleştirecektir. Bu bakımdan Recep Tayyip Erdoğan’ın, radikal İslamcı örgütlere vermiş olduğu aktif destek, tersten kendisine karşı bir silaha dönüşecek gibi görünüyor. Özellikle İran üzerinde Bağdat ile ilişkilerini düzeltmeye çalıştığı bu günlerde, Musul’da IŞİD’e karşı alacağı tutum önemli olacaktır.

Ortadoğu’da İran her koşulda kazanan ülke olarak ön plana çıkıyor.  Suriye üzerinde İran-Rusya ittifakı, Irak üzerinde İran-ABD ittifakı ön plana çıktı. S.Arabistan-İran ittifakı aynı zamanda Şii-Sünni ittifakının resmini çiziyor. Bu nedenle Körfez’in lider ülkesi olarak ön plana çıkan Arabistan, IŞİD’in Musul’da güç olmasını kendi çıkarları bakımından uygun görmeyecektir ve tasfiyesine destek verecektir.

IŞİD, çözüm değil kaos ve istikrarsızlık hareketidir. Sünni Arap halkının politik çıkarlarını savunan bir hareket olmadığı da çok açıktır. IŞİD’in askeri hamleleri onların iradesi dışında yeni politik dengeleri oluşturuyor.
Hem Ortadoğu’da hem de Türkiye’de politik değişiklikler tahmin edilenden çok daha hızlı olacaktır. Süreci doğru okuyan ve bunu uygun pratik-politik hat geliştiren kazanır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.