Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri, yarın Türkiye’ye, neden geliyor?

Geçen ay yaptığı bir konuşmada, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Irak’tan ayrılmasını öngören bağımsızlık referandumunu kabul edilemez diye değerlendiren İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın, davetlisi olarak üst düzey bir askeri ve siyasi heyet başkanlığında yarın Türkiye’ye, geliyor. İran heyeti ve Türk yetkilerin, terörle mücadele, bölgesel gelişmeler, savunma alanındaki ikili ilişkiler ve sınır işbirliği konularının başlıca konular olarak ele alınacağı belirtildi.

Türkiye – İran heyetinin buluşması Bölgedeki savaşın nasıl sonlandırılacak olmasını görüşürken Ortadoğu ve Bölgede oluşmakta olan yeni dengeler/ittifaklar açısından da oldukça önemli görünürken ABD/İsrail‘in, çıkarmak istediği Şii-Sünni çatıştırmasında Türkiye-İran, başlatanı olmayacaklarını belli edeceklerdir.

Ortadoğu‘da ve Bölgede gücü azalan ABD/İsrail, tekrar gücünü artırmak için Şii-Sünni savaşı üzerinden hızlandırmak istiyor. Çıkartmak istedikleri Şii-Sünni savaşına da Müslümanların kendi arasındaki bir iç savaş görüntüsü vermek istiyor.

Çıkartmak istedikleri Şii-Sünni savaşında Körfez‘de, Suudi Arabistan‘ı kullanarak “Yemen merkezli” Bölgemizde de Kürdistan (2. İsrail) projesini kullanarak “Suriye merkezli” programlarını çalıştırıyorlar. ABD/İsrail, Şii-Sünni çatışması çıkartmak isterken Türkiye-İran, bunu nasıl bir fırsata dönüştürülebilecekleri ile ilgili görüşmeler yapıyor.

Katar‘ın, İran‘ın yanında yer alacağı ortaya çıkınca Suudi Arabistan merkezli bir Katar krizi yaşandı. Türkiye, tarafını Katar olarak açıklarken Türkiye-İran ittifakı Katar’da da karşımıza çıktı. Türkiye-İran Katar krizinde ABD/İsrail’in oyununu farketti ve birlikte bozdular.

İsrail’in, Kürtlerle olan stratejik ve iyi ilişkisinden, referandumu desteklemeleri ve referandum sürecinde mali yardım yapmak istemelerinden, İsrail‘in komşu olacak olmasından İran, ciddi bir şekilde rahatsız ve İran için çok önemli ve stratejik konuma sahip ihtilaflı bölgelerin Kürtlerin kontrolü altına geçmesine şiddetle karşı çıkıyor.

En az 100 yıl sürecek bir fitne-savaş kaynağı olacak olan bu kararın ABD/İsrail‘in, Kürdistan (2. İsrail) projesine hizmet edeceğini bilen Türkiye, İran, Irak, Suriye karşılar. ABD/İsrail’in BOP projesi bölge tarafından ortak bir tehdit olarak kabul ediliyor ve Türkiye-İran, BOP’a karşı birlikte mücadele ederken BOP‘un arkasındaki güçlere karşı işbirliği, yeni bir ittifak süreci arayışındalar.

Türkiye -İran, referandum kararını kendi ulusal güvenliklerine yönelik bir tehdit olarak görmektedir. Bu tür bir referandumun yapılmasını İran ve Türkiye‘de yaşayan Kürtleri etkiler ve onlar da bağımsızlık taleplerini gündeme getirebilir.

IKBY Başkanı Mesut Barzani, kendi başkanlığında Goran ve İslam Cemaati hariç diğer Kürt parti ve grupları ile 7 Haziran 2017 tarihinde bir araya gelerek, bağımsızlık referandumu için 25 Eylül tarihinin belirlendiği açıkladı.
2005 Irak Anayasası Kürt Bölgesel Yönetimi’ne buralarda tek taraflı karar alması hakkını tanımadığından 25 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan referandumun herhangi bir hukuki dayanağı yoktur. Irak Parlamentosu da Kürt Bölgesel Yönetimi’nin referanduma gitmesine izin veren herhangi bir yasa veya karar almamıştır. KDP tarafından bloke edilen Kürt Yerel Yönetimi Parlamentosu da referandumun gerçekleştirilmesine yönelik herhangi bir karar veya yasa çıkarmamıştır.

Referandumun hukuki dayanağının olmaması yanında referandum kararını alan tarafın da böyle bir yetkisi yoktur.
2015 yılından itibaren yasal olarak Mesut Barzani’nin, görev süresi sona erdiğinden şimdiye kadar zor kullanarak görevinde kalabilmiştir. Mesut Barzani’nin, görev süresi dolmamış olsaydı bile referandum yapma kararı alma yetkisi yasal olarak bulunmamaktadır.

Kısaca Mesut Barzani‘nin, almış olduğu 25 Eylül 2017 Referandum kararı 2005 Irak Anayasası’na aykırıdır…

 

 

 

 

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.