Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

İran ve Irak, Türkiye’yi Musul’da, neden istemiyor?

Türk Ordusu Irak topraklarında 1990’lı yıllardan beridir bulunur. Yani yeni girmiş değil. Bugüne kadar Irak‘taki Türk Ordusu için sessiz kalan Bağdat hükümeti, son günlerde Türkiye aleyhinde sert açıklamalar yapıyor. Ve sadece Başika’dan söz ediliyor. Irak‘ta, Başika, Kanimasye, Bamerne, Şeladize ve daha birçok yerde tankıyla, topuyla Türk ordusunun olmasına rağmen neden sadece Başika’dan söz ediliyor?

Bağdat Hükümetinin, Türkiye aleyhinde yaptığı sert açıklamanın arkasında Musul‘un, DEAŞ‘tan kurtarılma operasyonu değil, kurtarıldıktan sonra kimin yöneteceğidir. Türkiye‘de, 63 ülkenin bulunduğu Irak topraklarında varlığına meşruiyet kazandırmak istiyor. Türk Ordusunun Başika’ya, Musul’a müdahale amaçlı geldiği bilinmesine rağmen, Musul operasyonunda devre dışı bırakılmak isteniyor. Türkiye‘de buna karşı tepkisini ve öfkesini belirtiyor.

Türkiye’nin, Musul operasyonuna katılmak istemesinin nedeni ve Bağdat Hükümetinin Türkiye’yi, ısrarla Musul‘da devre dışında tutmak isteme nedenine gelince Arap Baharı‘nın, İran Baharı‘na dönüşmesinden rahatsız duyan Türkiye, İran gibi etki alanını genişleterek Ortadoğu siyasetinde var olmak istemesidir. Çoğunlu İran‘ın desteklediği Şiilerden oluşan Bağdat Hükümeti de bundan dolayı Türk Ordusunun, Musul operasyonuna katılmasını istemiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Lozan’a ilişkin olarak “Bugüne kadar Lozan’ı bize zafer diye yutturmaya çalıştılar. Bunun neresi zafer” açıklamasını İran ve Irak, eğer Türkiye, Musul operasyonuna katılırsa Musul, DEAŞ’tan kurtarıldıktan sonra Hak iddia edecek diyerek okudu ve Türk Ordusunun Musul operasyonuna katılmaması içim kulis çalışmalarına başladı.

Şu an Suriye ve Irak‘ta, DEAŞ‘a karşı mücadele ediliyor gözükse de Bölgedeki guruplar arasında gibi gözüken bu savaş bölgenin statüsünün yeniden şekillendirilmesi üzerine yürütülüyor. Şu an devam eden bu savaşın arka planında da devam eden bir Dünya savaşı var.

Suriye ve Irak başta olmak üzere Ortadoğu genelinde gözler önünde yürütülen tek bir savaş var, ama görünürde olmayan iki savaş cephesi daha var. Bir ucu Küresel güçler, diğer ucu da Bölgedeki statükocu güçler. (Türkiye, İran) Türkiye ve İran, kendi arasında etki alanını genişletme mücadelesi veriyor. Bölgede devam eden savaşın şimdiye kadar durmamasının nedeni de Küresel güçler, Bölgedeki statükocu güçler ve bunların Vekaletini yürüten gruplar arasında yürütülen bu savaşın iç içe girmesidir.

Musul‘da söz sahibi olmak isteyen Türkiye ve İran mücadelesinde İran, Şii Irak Hükümetine, Türkiye de Sünni halkın ve siyasi güçlerinin Musul’daki yoğunluğuna dayanarak söz ve hak sahibi olma mücadelesi veriyor.
Küresel güçler de hem İran ve Türkiye’yi, hem de bölgedeki yerel güçleri kullanarak sonuç almak istiyor.
Yerel güçlere gelince, bir taraftan bölgesel, bir taraftan da küresel güçleri kullanarak bölgenin statüsünün yeniden şekillendirilmesinde etkinlik sağlamaya çalışıyor.

İran ve çoğunluğu Şiilerden oluşan Bağdat Hükümeti Türkiye‘yi istemese de Türkiye, Sünni aşiretler ile olan ilişkileriyle bölgede yaşanan kaostan kârlı çıkmak için ısrar ediyor. Bölgedeki Sünni cepheyi Askeri ve siyasi olarak idare eden güç, Türkiye’dir.

Iraklı Sünni lider Tarık Haşimi’yi yanına çekmiş ve Musul eski valisi Esil Nuceyfi’nin başkanı olduğu Sünni örgüt “Heşdi Vatani” güçlerinin hamisi konumundaki Türkiye‘nin, Musul ve çevresindeki aşiretler üzerinde büyük etkisi olduğu biliyor.

Türkiye, Türkiye’nin, Musul operasyonuna katılmasında bölgenin yapısı ve Türkiye‘nin, bölge ilişkileri nedeniyle Musul operasyonunda “çatışmaları yumuşatma” etkisi yapacağını savunuyor.

İran ve Irak ise Türkiye’nin, Musul operasyonuna girmesinin bölgede devam eden Şii-Sünni çatışmasını daha fazla derinleştireceği ve Irak’ta devam eden savaşın daha fazla kızışmasına neden olacağı kaygısı taşınıyor. Bu nedenle de Türk Ordusunun Musul operasyonuna katılması istenmiyor.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.