Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

İslamcı, Şeriatçı Örgütler…

DEAŞ, El Kaide, Taliban, Hamas örgütleri arasındaki benzerlikler biliniyor. Bunların hepsi şeriatçı örgüttür. Cihadçı, şeriatçı lafı genel bir sözdür. Bunların kimisi Ulusal, kimisi de Küresel cihad örgütleridir ve arasında ciddi farklılıklar vardır. Ortak özellikleri birbirlerini dışlamasını, birbirlerini öldürmesini dışlamaz. Farklılıklarının da bilinmesi gerekir.

Bazı örgütler için İslam devleti kurulması ulusal sınırlar içindeki bir sorundur ve islam devletini sadece yaşadıkları ülke için savunurlar. Diğer ülkelerde islam devleti kurmak onların hedefi değildir. Yani bu güne kadar ne bu yönde eylemlerini, nede bir görüş ifade etiklerini görülür. (Ulusal cihad örgütleri)

Bazıları ise bunu dünya çapında gerçekleştirmeye çalışır. Başka ülkelerde şeriat devleti için Allah yolunda savaştığını söyleyerek, mevcut dünya düzerine karşı farklı bir düzenin kurulmasını amaçlar.(Küresel cihad örgütleri)

Ulusal cihad örgütlerine örnek olarak Taliban ve Filistin Gazze Şeridi’ndeki Hamas verilebilir. Değişik etnik kökenlerden gelseler de Taliban’ın neredeyse tümü Afganlardır ve Taliban’ın meselesi Afganistan’da islam devletinin kurulmasıdır. Taliban’ın, bu güne kadar başka bir ülkede islam devletini hedeflediğine dair hiçbir eylemleri de olmadı, bu yönde açıklaması da olmadı.

Taliban’ın kadınlar konusunda iki kanadı vardır. Muhafazakar denilen kesim kız çocuklarından başlayarak kadınların okumasına kesin olarak karşıdır. Kadınlar okula gidemez ve çalışamaz. Taliban’ın daha ılımlı denilen kesimine göre ise erkek çocuklarından farklı sınıflarda okumak şartıyla kız çocukları ilk okula gidebilir.

Gazze şeridindeki Hamas’ın tümü Filistinlilerden oluşur ve şeriatçı bir örgüttür. Şeriat, islam devleti kurmayı amaç edinmiştir. Ama bu amacını sadece Filistin için savunmaktadır. Bunun dışında herhangi bir ülkede ne bir eylemi vardır nede bir görüş ifade etmiştir.

Küresel cihad örgütlerine örnek olarak DEAŞ ve El Kaide verilebilir. Zaten şu ana kadar da başlıca iki tanedir. Merkezi Afganistan’da olan El Kaide, Taliban ile ilişkili bir örgüttür ancak ondan farklı bir örgüttür. Gerek DEAŞ, gerekse El Kaide, belirli bir ülkede değil, dünya çapında islam devleti projesine sahiptirler ve dünyanın bütün ülkelerinde İslam devletini kurmayı amaçlamaktadırlar. Eylem alanları da ulusal sınırlarla sınırlı değildir, teorik olarak bütün dünya ülkeleridir. Bunu yaptıkları eylemlerinde de yaptıkları değişik yazılı açıkladıklarında da göstermişlerdir.

Bu özelliklerinin doğal sonucu olarak küresel cihad örgütlerinin yapısı daha çokulusludur. El Kaide adına eylem yapanlara bakarsak Avrupa’da doğup büyüyen insanları da görebiliyoruz. DEAŞ’a, Irak ve Suriye’de katılanlara bakarsak bu örgüt daha geniş çokulusludur ve yüzde 20’si kadındır. İngiltere ve Avrupa’da, DEAŞ adına yapılan saldırılara bakılırsa genellikle saldırıların yapıldığı ülkede doğup büyümüş kişiler tarafından düzenlenmiştir.

Afganistan’ın komşusu İran, her zaman arası iyi olmasa da DEAŞ’ın Afganistan’da ortaya çıkmasından sonra daima Taliban’ı destekler. Çünkü Taliban’ın, Afganistan’daki şiilerden öldürdüğü olmuştur ama şiileri öldürülmesi gereken insanlar olarak görmez. El Kaide de görmez. El Kaide Şiileri düşman olarak görmezken, DEAŞ görür ve öldürür. Taliban, El Kaide’yi değil  DEAŞ’ı kendi hakimiyetine tehdit olarak görüyor.

DEAŞ için Şiiler katledilmesi gereken insanlardır. Nedenine gelince DEAŞ, Irak’ta, sünnilerin şiilere karşı isyanı sonucu doğmuştur. Irak, ABD tarafından 2. Körfez savaşında işgal edildiğinde ilk iş olarak BAAS partisi ve Irak ordusunu feshetti. Sonuçlara bakınca bu hamlesi ABD’nin vahim bir hatası oldu. Çünkü feshedilen BAAS partisi ve Irak ordusunun politika ve askeri olarak tecrübeli militanları ortada kaldı.

Irak ordusunun çoğunluğu şiidir ve Saddam yönetimi zamanında ağır baskı gördüler. Saddam devrilince benzer baskılar sünnilere uygulanmaya başlandı ve buna karşı bir sünni isyanı başladı. Bu isyandan da DEAŞ doğdu.

DEAŞ daha önce Irak’ta El Kaide’nin bir kolu olarak vardı ve bu kol hemen El Kaide’den bağımsızlaşarak IŞİD (Irak ve Şam İslam Devleti) adını aldı. DEAŞ, Irak ordusunun subay kadrosunu büyük oranda kendisine aldı. Zaten bu örgütün askeri olarak güçlenmesinin önemli nedenlerinden birisi budur.

DEAŞ, kadınların savaşa katılabilecekleri ve toplumsal hayatta aktif olabilecekleri görüşüne sahiptir. Kendisinden olmayan kadınları esir pazarında satar, öldürür, tecavüz eder. Buna karşılık kendisinden olanların evde oturması gerektiğini savunmaz. DEAŞ, bir dönem kadın tugayı da kurmuştu. Kadınların savaşa geri planda da olsa katılması gerektiğini savunur.

Kabil havaalanında günlerden beri bir kargaşa hüküm sürüyor. Çok sayıda insan Afganistan’dan gitmek için havaalanına hücum ediyor. Bu kalabalığın içerisinde ABD/Batı ülkelerinin vatandaşları ile birlikte çok sayıda Afganistan vatandaşı bulunuyor ve boşaltma işlemleri yürütülüyorlar.

İngiliz The Times gazetesine konuşan yetkili, Afganistan’da bulunan ama adı pek duyulmayan DEAŞ, ABD yönetiminin Afganistan’dan tamamen çekilmek için ilan ettiği 31 Ağustos tarihi yaklaşırken, tahliyelerin merkez üssü konumundaki Kabil havalimanında intihar saldırısı düzenleyebilir dedi.

Olası DEAŞ’ın yapacağı eyleme karşılık önlem geliştirmek amacıyla Havaalanı ve Havaalanına çıkan yollardaki düzenlemeyi ABD askerleri ve Taliban birlikte yapmaya başlamışlar. Yani ABD ve Taliban’ın amacı olası DEAŞ eylemini önlemek amaçlıdır. Taliban’da, DEAŞ’da islamcı bir örgüt. Bir çok kişi “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?” diyebilir. İkisi de bu güne kadar ABD’ye karşı değişik eylemler yapmışlar. Dinciliğin gelişmiş olduğu bir ülkede Taliban ve ABD işbirliği yapıyor. Kısa süreliğine bir işbirliği de olsa sonuçta yapılıyor. Tek hareketle büyük sonuçlar çıkarmak doğru olmaz. Bu olayın benzerlerini ortaya koyarak sonuçlar çıkarmak gerekir.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.