Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Kurt, Kuzu’yu yemeyi kafaya koymuşsa, gerisi teferruattır.

Milyonlarca Müslümanın öldürülmesi karşısında şoka girmeyen Avrupa, Son dönemde Terör saldırılarından korkup, bir nevi olağanüstü hal uygulayarak en sıkı güvenlik tedbirlerinin alındığı bir süreçte Fransa‘da, öldürülen 17 kişi için şoka neden girdi?

Bir asırdan beri İslam coğrafyasında rüzgar eken Batı, Müslümanları daima güdülecek koyun, ülkelerini de sömürülecek yer olarak görür.
Kurt kuzuyu yemeye karar vermiş ve kafaya koymuşsa, kuralına uygun, binlerce bahane bulur.
Yani bir suç isnad ederek cezalandırmak babından yemesi gerekiyor.
Günümüz Ortadoğu’sunda bu durum sıkça yaşanır oldu.
Nasıl ki, kimyasal silah bahanesi ile Irak‘a girildi ve kimyasal silah yokmuş denildi, benzerini üretilen bir senaryo ile istedikleri ülkeye girecekler.

Batı, Radikal İslamcı Örgütleri bahane ederek, İslamı yeniden dizayn etme adı altında, Türkiye de dahil olmak üzere, bütün bölgeyi ateşe atmaya hazırlanıyor.
Dileğimiz, Rüzgar ektikçe rüzgar biçerek, fırtına ektikçe fırtına biçerek, kasırga ektikçe de kasırga biçerek kazdıkları kuyuda, kendilerin boğulması ama bizi çok karanlık günler geliyor.

Avrupa’da İslam karşıtı kıpırdanmaların başladığı ve Fransa‘daki 12 kişinin ölmesi ile sonuçlanan Charlie Hebdo dergisine yapılan terörist saldırı ve diğer eylemlerin olduğu şu günlerde, Müslümanlara yönelik baskı ve dışlanma faaliyetinin artmasıyla, Avrupa’da kapsamlı eylem yapma potansiyeline sahip olan Radikal İslamcı örgütlerin bahanesi ile Müslümanlara karşı algı operasyonu başlatılmış gözüküyor.

Fransa‘daki kanlı baskınının Müslümanlara mal edilerek başta Fransa olmak üzere, AB ülkelerinin ABD‘nin Ortadoğu‘daki işgal operasyonlarına daha aktif destek vermesini sağlamaktır.
ABD‘nin 11 Eylül olaylarını bahane ederek, Büyük Ortadoğu Projesi‘nin startını vermesi gibi Avrupa’nın da Paris saldırısıyla ABD-İsrail ikilisi ile birlikte Ortadoğu’da yeni bir işgal operasyonu başlatacaktır.

Avrupa‘da oynanan senaryo, Paris olayı ile başlayıp El Kaide ve IŞİD üzerinden Suriye eksenli şekil alarak “Radikal İslamcı örgütler” ve “Radikal İslamcı örgütlere yardım eden ülkeler” adı altında Türkiye‘ye uzanacak.
Türkiye‘nin Radikal İslamcı örgütlere yardım edenler grubuna alınmasının, Türkiye‘yi çok geriye götüreceğini görmek gerekir.
Küresel Sermayenin Ortadoğu‘yu yeniden şekillendirme adı altında tasarladığı senaryoda AKP‘ye, muhalif olmama rağmen, siyasi düşünceye hiç bakılmadan bize düşen, oynanan bu oyunda bekasını düşünmek zorunda olduğumuz Türkiye Devletini savunmak, bunun devlet meselesi olduğunu anlayarak, Recep Tayyip Erdoğan‘ı Küresel sermayeye kurban etmemektir.
Bir askeri darbe Türkiye‘yi, 20 yıl geriye götürüyorsa, Uluslararası mahkemede Recep Tayyip Erdoğan‘nın yargılanması, kaç yıl götürür?

Türkiye’de dahil bölgemizde, karanlık emellerine ulaşabilmek için senaryolar yazan Batı ile ilgili bir fıkra anlatayım.

Susamış olan bir kuzu, nehrin aşağı tarafından su içmektedir.
Kuzu’yu yemeyi kafasına koyan Kurt ise, Nehrin yukarı kısmında su içiyormuş.
Kurt Kuzu’ya seslenmiş:
-Kuzu kardeş, Kuzu kardeş, Suyumu bulandırıyorsun!
Kuzu masum masum:
-Kurt kardeş, ben senin suyunu bulandırmıyorum.
Hem ben suyun alt tarafında, sen ise yukarı tarafındasın.
Ben senin suyunu nasıl bulandırabilirim?
Benim bulandırdığım su aşağı doğru akıp gidiyor.
Sana doğru gitmesi mümkün değil!
Kurt hiç istifini bozmadan:
-Kuzu kardeş şimdi hatırladım. Sen benim suyumu geçen sene bulandırmıştın.
Kuzu:
-Kurt kardeş ben üç aylığım.
Geçen sene daha doğmamıştım ki…
Kurt:
-Kuzu kardeş, geçen yıl gördüğüm sana benziyordu.
Demek ki, benim gördüğüm senin annendi.
Kuzu:
-Nasıl olur bu Kurt kardeş?
Üç ay önce ben doğarken annem ölmüş.
Bu nedenle iki ay önce annem bu dünyada yaşamıyordu.
Kurt kardeş Kurt kardeş, sen beni yemeyi kafana koymuşsun bahane arıyorsun…

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.