Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Musul, 2003’den sonra Irak’ın, yeniden inşa edilmek istenmesinin yarasıdır…

63 ülkenin bulunduğu Irak‘taki mesele Musul‘un, DEAŞ‘tan temizlenmesi gibi gözükse de Irak‘taki pazarlıkların merkezinde bulunan Musul, DEAŞ‘tan kurtarıldıktan sonra Musul‘un kaderini kimlerin tayin edeceğidir.

Musul‘un, insanlık düşmanı DEAŞ‘tan, kurtulmasında bende rol alacağım diyen Türkiye, dışlanarak önü kesilmek isteniyor. Yani ABD, İran, ve Irak,  Türkiye’yi, DEAŞ‘a karşı Musul‘daki mücadelede aktif olarak görmek istemiyor.

Irak meselesinde karmaşık gibi mi gözüküyor? Yada ABD tarafından bilerek ve isteyerek mi karmaşık hale getirildi? diyorsak Musul meselesinde Tarihin içerisinde gezinerek bugünün ip uçlarını aramak çalışalım. Yani 2003 sonrası Irak’ın, kimler tarafından ve nasıl inşa edilmek istendiğine bakalım.

2003’den sonra 58. Maddesinde Musul ve Kerkük vilayetlerinin statüsü için referandum yapılmasını öngören Irak, geçici Anayasasını hazırladı, oylandı ve meclis tarafından da onaylandı. 2005 yılında, Irak daimi Anayasası kabul edildiğinde de aynı sorunlar 140. madde olarak anayasada yerini aldı. İran‘ın desteklediği Bağdat Hükümetinde Şiilerin üstünlük sağlanması ile bilerek ve isteyerek Irak’taki siyasi mücadelenin ana malzemesi kutuplaştırıcılık oldu.

Şiilerin bu üstünlüğünü kırmak için Kürtler de ciddi bir şekilde yapılanmaya başladı ve 7 Mayıs 2006’da yeni bölgesel hükümetin kuruluşu sırasında Ninova (Musul), Kerkük, Hanekin, Sincar, Şeyhan, Zummar vb. gibi yerlerle ilgilenmesi için “Kürdistan Bölgesi Dışındaki Bölgeler Bakanlığı” adlı yeni bir bakanlık kurdu. Bu bakanlık Kürt bölgesinin uluslararası ilişkilerini de takipçisi oldu.

Bölgesel Kürdistan yönetiminin başkanlığında Mesut Barzani varken İran. ABD, Merkezi Irak Cumhurbaşkanlığına 2006’da Celal Talabani geldi. 2006’da yeni döneme giren Irak‘taki bu tablo, 2003 yılında ABD’nin, en temel yönelim stratejisiydi ama yürümedi. Nedeni de ABD ile İran‘ın ortak yapımı haline gelen Irak‘t,a Celal Talabani, silahlı Şii güçleri kontrol etmek amacıyla İran’ı, Irak siyasetinin içine davet etti.

Irak‘ta, ABD işgaline karşı en ciddi Muhalefet, Saddamcılar ve Baascılardı. Irak‘ta, Saddamcılar ve Baascılara karşı her ittifakın doğru olduğuna inanıldı. Bu düşüncedeki İttifaklar da 2006 yılında Nuri Kamil Muhammed Hasan el-Maliki’yi Başbakanlığa getirdi. Nuri Kamil Muhammed Hasan el-Maliki, Sünni-Şii dengesinde uzlaşmaz tavırlar sergileyip, sorunun gittikçe büyümesini sağlarken 2008’de mezhep kutuplaşmasına yol açtı ve Sünni soykırımının önünü açtı.

Çoğunluğu Sünnilerden oluşan Musul. 2014 yılında DEAŞ’ın eline geçti. DEAŞ, Musul‘u ele geçirirken de yerel unsurlardan destek buldu. Irak‘taki Şii-Sünni kutuplaşmasında, Sunnilerin kurtarıcı gözüyle baktıkları DEAŞ‘a destek vermeleri de normal. (DEAŞ‘a, Musul‘da, yerel destek verenler Aşiretler, eski Baascılar, farklı Sünni gruplar) Musul, DEAŞ‘tan temizlense de burada yaşayan unsurların burada kalması gerekiyor. Aksi taktirde Musul‘da yaşayanlarbir göç tehlikesinde aşağıya doğru gidemeyecekleri için Türkiye‘ye, yeni göç dalgası başlar.

Irak meselenin özü: ABD destekli Türkiye Devlet yapısı, 2. Dünya savaşından sonra Türkiye‘deki Türk Alevilerine ne yaptıysa ABD destekli İran‘da, 2003’den sonra yeniden inşa edilmesine başlanan Irak‘taki Sünnilere aynısını yapıyor. Anlamayanlara Mealini de söyleyeyim. 2. Dünya savaşından sonra Türkiye‘de yaşayan Türk Alevileri yurtlarından göçe zorlandı. 2006 yılından sonra Nuri Kamil Muhammed Hasan el-Maliki ile Irak‘taki Sünniler göçe zorlandı ve devam ediyor. AKP Hükümeti, içeride Türk Alevileri görmemezlikten gelirken Irak‘ta, ABD, İran, ve Irak‘a karşı gelerek kahramanlığa soyunuyor…

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.