Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Neden bir Toplum, Kıtlığa/Yokluğa, (Ekonomik Kriz) mahkum edilir?

Dünyada yaşanan olaylar geçmişte de yaşanan olaylardır. Bizler egemen güçler tarafından geçmişimizi hatırlamayan bir toplum olarak yetiştiriliyoruz. Hatırlayamadığımız için de yaşanan bir olayın tekrar yaşanmasını yeni yaşıyoruz zannediyoruz. Sadece konu ve kişiler değişiyor.

Dünyada şimdiye kadar üç defa “Küresel Ekonomik Kriz” yaşanıyor. 1873, 1929 ve 2008

Ülkemizde hiç olmayacak zannetsek de Kıtlık/Yokluk tarihine baktığımızda MÖ 1200 yıllarında yaşanan Anadolu’daki Kıtlığı/Yokluğu ya da MÖ 235’lerde Türklerin Orta Asya’dan göçünün başlamasını örnek verebiliriz. Kıtlık/Yokluk örneğini çoğaltabiliriz. Ama en yakın Tarihe bakarsak; 1873-74’de İç Anadolu ve Balkanlar’da, 1925-28’de Anadolu’da yaşandığını görüyoruz. Devamında da Türkiye, en son 1939 – 1945 İkinci Dünya Savaşı döneminde Kıtlık/Yokluk yaşadı.

1873-74 Kıtlığı/Yokluğu 600 yıllık Osmanlının son yılları. 1925-28 Kıtlığı/Yokluğu Cumhuriyet‘in ilk yılları. Ama 1930-40 arası Dünyada gelişen ülkeler sıralamasında 2. sırayı Türkiye alıyor. Mustafa Kemal Atatürk‘ün, liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Atatürk Devrimleri” sayesinde Buhran Krizinde bu başarıyı elde ediyor. Türkiye, 1939’da başlayan 2. Dünya savaşına girmedi. Buna rağmen 1939-45 arasında Kıtlık/Yokluk, yaşandı. Sonuç olarak da Türkiye, Atlantik‘e peşkeş çekildi.

12 Eylül 1980 sonrası ABD, Turgut Özal ile birlikte bize Borçlanma Ekonomisini dayattı. ABD, Dünya ülkeleri ile rekabet edeceksiniz dedi. Bunu nasıl yapacağız denildiğinde de üretmeyeceksiniz, benden borç para alacaksınız, bana faiz ödeyeceksiniz dedi. Gelinen sonuç da Tarımı ve Hayvancılığı bitirdi. Zaten 1950’de Demokrat Parti ile tam teslim aldığı Türkiye’ye, “siz Tarım ülkesiniz Sanayi ile uğraşmayın” diyerek Atatürk Devrimleri ile kurulan Fabrikaları yavaş yavaş kapattırmıştı.

Geldik 2008 Küresel Ekonomik Kriz‘e ve yarın (24 Haziran) seçim var. Seçim sonucunda Türkiye, çözümü sistem partileri (Atlantikçi) ile arayacağı için seçimden yine çözümsüzlük doğacak. 2008 “Küresel Ekonomik Kriz” devamında Türkiye, yarım kalan Atatürk Devrimleri‘ni tamamlayacak. Bunu 1945’den sonra Türkiye‘yi teslim alarak Atatürk Devrimleri‘ni yarım bırakan Atlantik‘i, sırtından atarak ve Avrasya’da, çıkarları doğrultusunda konumlanarak yapacak.

Cumhur İttifakı da Millet İttifakı da Atlantik‘e dönmüşler ve ellerini açarak yağmur duası gibi, sıcak para duası ediyor. Mevcut sistemin Siyasi Parti temsilcilerinin anladığı sadece Kedi-Köpek kavgası. Atlantik’in, 1945’den sonra Siyasi Parti temsilciğini Avam tabakasına vermesinin nedeni zaten buydu. Türkiye, bunlarla bir adım öne gidemez. Türkiye, yarından sonra (24 Haziran) Vatan Partisi’ni keşfetmeye başlayacak.

Türkiye‘yi, yamaçtan yuvarlanan birisine benzetiyorum. Yamaçtan yuvarlanırsanız yamacın dibine gelmeden ayağa kalkamazsınız. Yamaçtan düşme tamamlanır ve ayağa kalkarsınız. Türkiye, halen Atlantik‘te çözüm aradığına göre daha düşme bitmedi demektir. Türkiye’yi, Ekonomik Kriz’in beklediği biliniyor. Avam tabakasından oluşan siyasi parti liderlerini destekleyen halk, yaşayacağı Ekonomik Kriz ile birlikte gerçekleri anlayacak ama bizi eski adı ile Kıtlık/Yokluk bekliyor demektir.

Kıtlık/Yokluk, Savaşın acımasız yüzü ile karşılaştırıldığında, daha hafif gecen bir krizdir. Kıtlık/Yokluk, insanlara eski alışkanlıklarından bazılarını unutturur. Yepyeni bazı alışkanlıklar edindirir. Ama açlıktan kimse ölmez. Sonuç olarak Kıtlık/Yokluk, bitmiyor, sadece adı değiştiriliyor. Yarından sonra yaşanacaklar gibi…

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.