Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Ortadoğu’nun değişen politik dengeleri

Irak’ta çok uzun yıllar iktidar olan azınlık Sünni Araplar, ABD’nin ve müttefiklerinin askeri müdahalesiyle politik konumlarını kaybettiler, tersine uzun yıllar baskı altında olan Şii Araplar iktidar oldular. Böylelikle Sünniler ile Şiilerin politik pozisyonları değişti. ABD’nin baskısıyla, Şiiler, Sünniler ve Kürtler arasında bir iktidar dengesi oluştu. Oluşan politik denge, söz konusu güçlerin kendi politik iradeleriyle almış oldukları bir karar olmayıp, ABD’nin ve bölge ülkelerinin belirlemiş olduğu zorunlu bir politikaydı. Uzun yıllar iktidar olan Sünniler, özellikle baskıcı politikalarıyla ön plana çıkan Maliki rejimiyle çatışmalı oldular.

Kürtlerle arasını bozan Maliki, Sünnilerle de arasını bozdu. Sünnilerin hak arama direnişlerini kanla bastırdı ve birçok Sünni’yi öldürdü. Sünniler bu kez silahlı direnişe başladı. Irak Ordusu ile çatışan gruplardan birisi olan IŞİD güçlendi. Geçmişte Maliki ile birlikte IŞİD’e karşı savaşan Sünni Arap aşiretleri bu kez Sünnilerle birleşip Maliki‘ye karşı savaşmaya başladı. Olaylar Suud-İran, İran-Amerika ve Suud-Rusya arasındaki yakınlaşma havasının gölgesinde patlak veriyor. Irak bölünürse, bölge ülkelerinden hiçbiri bunun önüne geçemez. Irak’taki olayların iç savaşa dönüşmesi bütün bölge için büyük bir tehlike niteliğindedir. Irak’taki savaş durdurulursa, Irak Hükümeti ülkede meydana gelen büyük boşluktan sonra muhalif güçleri kolaylıkla hezimete uğratamayacaktır. Musul’un kurtarılması mümkün. Ancak şu kesin ki Bağdat’ın düşmesi imkansız.

Irak‘ta ortaya çıkan politik durum, IŞİD gibi ciddi politik perspektifi bulunmayan bir radikal İslamcı örgüte karşı mücadelenin çok ötesinde, bütün Ortadoğu’nun gelecekteki stratejik ilişkilerini belirlemede önemli veriler ortaya çıkarmış bulunuyor.Eğer yeniden bir uzlaşı sağlanamazsa, bu politik çelişki ve çatışma çok daha kapsamlı bir boyut alacaktır.

Irak eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi Reuters’a verdiği röportajda bu durumu şöyle özetliyor: “Sünniler ve Şiiler arasında Cihad bekliyoruz. Dünya bu konuya odaklanmalı.”
Şiilerin dini lideri Ayetullah Ali Sistani  “Silahlarınızı alın ve ülkeyi IŞİD’e karşı savunun” çağrısı, çok açık olarak Sünni-Şii eksenli bir iç savaşın çok daha fazla derinleşeceğini gösteriyor.

Suudi Arabistan, “Yabancı bir ülkenin doğrudan askeri müdahalesinin uygun olmayacağına” dikkat çekerken, Sünnilerin yoğun olduğu bölgede ‘Özerk’ bir yönetimin kurulmasını dolaylı olarak destekliyor. Bu bakımdan IŞİD gibi gelecekte nasıl bir politik hat izleyeceği belli olmayan bir örgütten çok, Sünnilerin resmi politik güçlerine dayanan bir süreci desteklemeyi esas alıyor.

Nüfusunun yüzde 60’ı Şii olan Irak’taki politik dengeler İran için stratejik öneme sahiptir. İran’ın Suriye ve Irak üzerinde artan etkinliği, aynı zamanda Ortadoğu güç ilişkilerini önemli oranda etkiliyor. İran, çok daha aktif bir rol üstlenmeye başladı. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “Eğer Irak hükümeti bizden yardım isterse bunu sağlarız, şu ana kadar onlardan bir talep gelmedi. Biz kendilerine yardım teklifinde bulunmaya hazırlanıyoruz.”

İran, Irak’ın güneyindeki Şii bölgelere saldırılması durumunda Irak’a müdahale edebilir. İran’ın Özel Kudüs Kuvvetleri şuanda Irak’ın güneyinde

PKK, AKP‘nin Kemalist sistemi değiştirmek için attığı her adımı destekledi. IŞİD’e çok aktif destek veren Hükümet, şuan politik bir belirsizlik içinde debeleniyor. Türkiye diplomatlarının ve şoförlerinin kaçırılmasını engelleyemeyen AKP iktidarı, MİT ve Tarık Haşimi aracılığıyla IŞİD ile pazarlık yapıyor. Recep Tayyip Erdoğan, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaştığı bir dönemde, IŞİD’e vereceği tavizlerle rehineleri  getirtip iç politikada bir araç olarak kullanmak istiyor. Bunu başarabilir ama Irak’ın iç politik dengelerinde çok ciddi bir rolü de olmayacaktır.

İran-ABD arasında gerçekleştirilecek nükleer anlaşma tarihinin yaklaşmasıyla Irak’taki olayların patlak vermesi tesadüf değil. Irak’taki sorunun “bütün hizipleri temsil eden” bir hükümet tarafından, siyasi yolla çözüleceğine işaret ediyor.

IŞİD’ın Musul‘u işgali ve Irak ordusunun bölgeyi terk etmesi, Kürtlerin Kerkük ve bu bölgelerdeki iktidar boşluğunu doldurması, Kürtlerin kan dökmeden Kerkük‘ü almasına neden oldu. AKP Hükümetinin Doğu-Güneydoğu‘da diğer partileri zayıflatarak AKP’yi güçlendirmesi ve zaman içerisinde Doğu-Güneydoğu‘da AKP’yi devletten daha güçlü göstermeye çalışması da Devlet yok AKP var dedirtmek içindir.
Bugün Irak‘ın başına gelenler yarın benzeri yöntemle Doğu-Güneydoğu’nunda başına neden gelmesin?

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.