Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Ortadoğu’nun politik denklemleri Suriye merkezli değişiyor.

Suriye‘de 4 yıldır süren “Vekalet savaşı“nda perde arakasında kuklaları iple oynatanlar sahaya indi.
Suriye‘deki “Vekalet savaşı“nda ismi hiç geçmeyen Çin de sahaya iniyor, Çin askeri heyeti Şam‘a geldi.

Uluslararası ve bölgesel güçler Esad olmaksızın kalıcı bir çözümün olmayacağı ve geçiş sürecinde Esad’ın rol üstlenmesi gerektiği üzerine anlaşma eğilimine girerken bu durum radikal İslamcı örgütler için hem bir hayal kırıklığına yol açtı hem de yeni arayışlara yönlendirdi.

Uluslararası ve bölgesel ilişkilerdeki değişme, Suriye’deki radikal İslamcı hareketlerin geleceğini çok ciddi oranda etkileyecektir.
Esad rejimiyle anlaşma eğilimine giden örgütler aynı zamanda gelecekteki anlaşmada kendilerine bir alan açma planları yapıyor.
Bu yönelimler Esad’ın elini güçlendirecektir ve masaya otururken politik manevra alanını daha geniş tutma koşuluna sahip olacaktır.

Suriye merkezli Ortadoğu’nun geleceğine dair stratejiler yeniden gözden geçirilirken Ortadoğu’nun geleceğiyle özdeşleşiyor ve politik denklemler büyük oranda değişiyor.
Artık hiç kimsenin tek başına karar verme ve kendi politikalarını dikte etme şansı ve lüksü olmadığı gerçeği görülmeye ve kavranmaya başlandı.
Uluslararası ve bölgesel güçlerden bu sürece dâhil olanlar, Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde etkili olacaklardır.
Sürece dâhil olmayanlar eksen ülke pozisyonunu dahi kaybedeceklerdir.

Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olmada kararlı görünen Moskova, bölgeye yönelik politikasını çok daha aktifleştirmeye karar verirken Moskova ve Şam ile yaptığı askeri, politik ve ekonomik anlaşmalarla özellikle Suriye’de çok daha aktif olacağını göstererek bölgesel gücü ve rolü artan İran oldu.
ABD’nin politika değişikliğine paralel olarak AB’nin Suriye politikasında belirgin bir farklılaşmanın oluşmaya başladı ve Ortadoğu’da artık uzlaşmanın zorunlu ve kaçınılmaz olduğu anlaşıldı.

Rusya, operasyonlara başladığından beri sadece IŞİD‘den bahsetmiyor. Suriye‘deki terör örgütlerinden bahsediyor.
Rusya IŞİD, Nusra ve diğer terör örgütleriyle mücadele ettiğini söylemiyor mu?
Rusya, Suriye‘de IŞİD-Nusra gibi örgüt saflarında savaşan Orta Asya’dan Uygur, Kazak, Özbek, Tacik ve Kırgızları da imha ediyor.
Rusya, Suriye normale döndüğünde IŞİD-Nusra gibi örgütlerin içerisindeki Uygur, Kazak, Özbek, Tacik ve Kırgız grupların başlarını ağrıtacağını biliyor.

Suriye normale döndüğünde Türkiye‘nin, destek verdiği Nusra, Ahrar el Şam, Nureddin Zenki Tugayı ve Sultan Murat gibi terör örgütleri Türkiye‘nin başını ağrıtmayacak mı?
Rusya ve İran, Suriye‘yi tamamen işgal ederken Türkiye‘yi, Esad’Suriye‘ye zorla razı edecekler.

Türkiye çöken ve bütünüyle tasfiye olan Suriye merkezli Ortadoğu politikası nedeniyle bölgesel ilişkilerde izole olurken Uluslararası ve bölgesel güçlerin çözüme ilişkin yaptıkları değerlendirmelerde, sürecin dışarıda tutuluyor.
ABD-Batı, Suriye ile ilgile yaptığı görüşmelerde İran, Rusya, Suudi Arabistan‘ı esas alırken Türkiye’yi yok hükmünde saydılar.
Türkiye bölgesel politikalarda gerçekleri kabul etmeden, buna uygun somut adımlar atmadan iç politikada da başarılı olamayacak ve bugünkü iç kriz çok daha derinleşecektir.

Suriye’de, Rusya ile ABD karşı karşıya geldi ama AKP Hükümeti ve Recep Tayyip Erdoğan‘ın, yanlış politikası yüzünden Suriye‘deki Kürtler iki tarafında ortak müttefiki konumuna gelerek en karlı çıkan taraf oldu.
Türkiye, Rusya‘nın Akdeniz‘e açılan kapısı Suriye‘deki Kürtleri, “Rusya mı ABD mi?” noktasına vardırarak ikisinden birisini tercih etmek zorunda bırakırsa zayıflatır.
Suriye‘deki Kürtler taraf seçmek zorunda kalırsa Rusya‘ı tercih edecektir.
Çünkü PYD Eşbaşkanı Salih Müslim defalarca Moskova’ya davet edildi.
Buda ABD ve Müttefiki Türkiye‘nin işine gelecektir.
Suriye‘deki Kürtlerin Rusya‘ya yaklaşması Kürt davasının Batı’da kabul görmesini de zora sokacaktır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.