Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Peleponez Savaşı ve 24 Haziran seçimleri…

Tarihi iyi araştırdığımızda bugün yeni bir olayla karşılaşmayız. Eskiden yaşanmış bir olayı tekrar yaşarız ama yeni gibi göründüğü için de yeni zannederiz. Bu söylediğim bir filmi tekrar seyretmek gibi bir şey de değil! Yeni yaşanan olayı daha boyutlu kavramak için.

24 Haziran seçimine hazırlanan Türkiye’nin içerisindeki kutuplaşmayı en güzel Peleponez Savaşı örneği ile anlatabiliriz. Peloponez Savaşı‘nın özelliği gerçek nedeninin görünürde olanda değil, gizli olanda aranmasıdır. Peloponez Savaşı : MÖ 25 Nisan 431 – MÖ 404 Antik Yunanistan coğrafyasında yapılan, büyük Kent devletlerinden Atina ve onun imparatorluğunun, Sparta ve Peloponez Birliği karşısında yer alan ve Atina’nın yenilgisi ile sonuçlanan savaştır. Ve ayrıntıları ile yazılmış en eski savaştır.

Persler ve Yunan Devletleri arasında zaman zaman büyük savaşlar oluyor. Peloponez Savaşı bunun tam tersi olarak, iki Yunan Devleti Atina ve Sparta arasındaki çekişmedir. Pers-Yunan devletleri savaşlarının askeri bakımdan en büyük destekçisi cesur ve güçlü askerlere sahip Spartalılardır. Maddi anlamda çok büyük bir hazineye sahip ve denizde güçlü Atinalılar ise ekonomik destekçi ve idareci konumundalar. Perslere karşı yapılan savaş sona erdikten sonra Sparta ve Atina, Yunan toprakları üzerinde iki ayrı güç olarak ortaya çıkar. Atina başka kent yönetimleriyle deniz ittifakı kurar. Bu ittifak Sparta’ya karşı kurulmamıştır. Zaten iki şehir devleti arasında yıllardan beri süren barış vardır. Ama Atina‘nın bu ekonomik ve siyasal alanda güçlenmesi Sparta ve diğer Peloponez Birliği’ni, endişelendirmektedir.

Sparta kendisini en büyük güç olarak görmektedir ve anlayışını sürdürmek istemektedir. Atina‘nın, başka kent yönetimleriyle deniz ittifakı kurması Sparta için tehdit değildir. Ama Atina’nın güçlenmesi Sparta’yı rahatsız eder ve güçsüzleşme korkusu sarar. Peloponez Savaşı‘nın amacı fetih ya da kendini işgal tehdidi altında hissetmek değil, güçsüzleşmeyi engellemektir. Atina, Sparta‘dan daha güçlü konuma gelirse Sparta şehir devletleri arasında güçsüzleşerek gerileyecek, giderek önemsizleşecektir. Düşüş ve önemsizleşme korkusu yaşayan Sparta, bunu engellemek için değişik gerekçeler ileri sürerek savaş çıkarır.

ABD ordusunun 2003 yılında Irak‘ı işgal etmek için, Saddam‘ın kitle imha silahları var demesi ya da Libya örneğini, Suriye örneğini verebiliriz. Hatta bunu çoğaltabiliriz. Aralarında 2500 yıl bulunan bu olaylar birbirinden çok farklı olmakla birlikte analoji kurmak mümkündür. Belirleyici neden geri plandadır, gizlidir ve zayıflama sürecini bertaraf etmeye yöneliktir.

Peloponez Savaşı üç devreye ayrılır.
Birinci devresi MÖ 431 den, MÖ 421 e kadar sürüyor. Bu devrede iki taraf birbirinin topraklarını yağma etmişler ve elli yıllık bir barış antlaşmasıyla kapanıyor gözükse de MÖ 416 da bozulmuştur.
İkinci devresi MÖ 416 dan MÖ 413 e kadar sürüyor. Bu devre, Atina donanması ve ordusu Sicilya‘da Syracusa önünde bozguna uğruyor.
Üçüncü devre MÖ 412 de başlamıştır. Perslerin yıllarca savaştığı Sparta ve Atina‘nın birbiriyle savaştığı Peloponez Savaşı, Persler için bulunmaz bir nimet gibiydi. Perslerin, savaşın uzun sürmesi için iki tarafa da gizliden gizliye maddi destek vermesi savaşın sadece Perslerin işine yaramasını sağlıyordu. Savaşın son yıllarına doğru Persler desteklerini Sparta üzerine yoğunlaştırdılar. Perslerin de desteğiyle Ispartalılar MÖ 405 teki kesin zaferleriyle Atina’ya egemenliklerini kabul ettirmişlerdi. Fakat bu egemenlik, ancak bir kaç yıl sürebilmiştir. Netice itibarıyla iki taraf da birbirine bir üstünlük sağlayamamıştı. Savaşın çıkarlı tarafı Peloponez Birliği gibi görünse de aslında tek fayda sağlayan Perslerdi.

Dönem Avrasya‘nın yükseldiği dönemdir. Bugün dünyada yaşanan Avrasya – Atlantik çatışmasıdır. Haliyle Türkiye gibi diğer ülkelerde yaşananlar Avrasya – Atlantik çatışmasının dünya ülkelerine uzanmasıdır. Ortadoğu‘nun kuzeyinden kovulan ABD, dikkati Ortadoğu‘nun kuzeyinden uzaklaştırabilmek için İran politikasını öne çıkardı. Bu konudaki bir başka hesabı da Batı Asya Birliği‘ni bölmektir.

Türkiye, Atlantik‘ten koparak Avrasya‘daki yerini alıyor. 24 Haziran seçimleri için yapılan Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı‘na baktığımızda tamamı Atlantik sisteminin partileri ve Cumhurbaşkanı adayları. Sadece Vatan Partisi ve Cumhurbaşkanı adayı Doğu Perinçek, Avrasya‘yı temsil ediyor. Atlantikçiler, Vatan Partisi ve Doğu Perinçek‘e şans vermeseler de Peloponez Savaşı’nı anlayarak okuyanlar Vatan Partisi ve Doğu Perinçek‘in merkezinde olduğu bir Türkiye‘nin yapılandığını görür.

Daha net açıklayayım. Peloponez Savaşı‘nda, dönemsel olarak Sparta ve Atina‘nın kazançları, savaş sonunda da Peloponez Birliği kazançları anlatılır ama aslında tek fayda sağlayan Perslerdir.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.