Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

PKK/PYD, Arap NATO’sunun askeri olacaktı ki Cemal Kaşıkçı olayı, bu oyunu bozdu…

Türkiye ve Katar, Suriye‘de Esad rejimine karşı önce ABD, Suudi Arabistan ile hareket etti. Suudi Arabistan‘ın finansörlüğünü yaptığı Mısır’daki Sisi darbesinde İhvan (Müslüman Kardeşler) rejimi yıkıldı ve terör örgütü ilan edildi. Sisi Darbesi Ortadoğu‘daki oyunda kağıtların yeniden karılmasını sağladı ve cephelerin yeniden şekil almasına da neden oldu. Sisi darbesinden sonra Türkiye ile Katar, birlikte İhvan’ı (Müslüman Kardeşler) destekleyerek Suudi Arabistan merkezli Körfez ülkeleriyle ters düştü.

Zaten İhvan (Müslüman Kardeşler) nedeniyle Ankara-Riyad ilişkileri gergindi. Cemal Kaşıkçı olayı da Suudi Arabistan ile Türkiye‘nin, diplomatik ilişkisini tamamen kesme niyetinde olanların kurmak istedikleri oyunun bir parçası gözüküyor. Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan‘da iki ay tutuklu kalan Twitter‘in yatırımcısı, Hillary Clinton‘un bağışçısı ve ABD‘nin küreselci tarafının adamı olan Suudi Prens Velid bin Tellal‘a yakın birisiydi. Cemal Kaşıkçı/Prens Tellal ekibi Kralın adamlarına karşı zıt cephede bulunuyorlardı. Cemal Kaşıkçı, olayı sıradan muhalif bir gazeteci olayı değil. Çünkü Washington Post için yazdığı yazılarında sadece Suudi Arabistan’ı değil aynı zamanda ABD/İsrail‘in Körfez planlarını ifşa ediyordu.

Cemal Kaşıkçı‘nın öldürülmesine karar veren CIA/MOSSAD, ABD yada başka bir yerde de kolaylıkla yapabileceği bu cinayetin suç mahallini Türkiye seçmiş. Suçu Türkiye‘de işleyip İran’ın üzerine atacakken Türkiye/MİT, devreye giriyor ve bu tuzağı bozuyor. Cemal Kaşıkçı’nın dublörünün kullanmalarının nedeni cinayeti konsolosluk dışında göstererek İran’a, yıkma planının ispatıdır. ABD/İsrail’in, İran karşıtı stratejinin Türkiye olmadan sonuç alması mümkün değil. Reza Zarrab, Halk Bankası, gümrük yaptırımlarına, dolar krizi, Rahip Brunson vakası, gibi Kaşıkçı cinayeti de ihtiyaca göre hem sopa hem de duruma göre havuç olarak değerlendirilmek istenmiş görünüyor.

ABD‘nin, bu suçtaki amacı Türkiye, İran ilişkisini bozmak ve Türkiye‘nin, İran‘a karşı yanına gelmesini sağlamak. ABD’nin, en büyük rahatsızlıklarından biri Rusya, İran ve Türkiye’nin oluşturduğu Astana üçlüsü. Ortak nokta: Suriye’deki İran rahatsızlığı ABD’nin bu noktadaki kozu ise AKP’nin Şii karşıtlığı. Fakat Türkiye’yi, AKP’nin Şii karşıtlığına rağmen İran’a karşı konumlandırmak pek olası görünmüyor. ABD/İsrail/Suudi Arabistan‘ın, Suriye, Irak ve İran’a karşı uyguladıkları politikalar Sünni-Şii çatışmasını körüklüyor. Nedeni de Şii-Sünni eksenli bir mezhep savaşı çıkartmak istiyorlar. Türkiye’nin, toprak bütünlüğünü tehdit ederek Türkiye‘yi, de ortak düşman ilan ettiler.

ABD‘nin, bölgedeki planını özetlersek : Doğu Akdeniz havzası dâhil olmak üzere, bölgedeki enerji kaynaklarının kontrolünü sağlamak, İsrail’in güvenliğini garanti etmek, 2. İsrail, (Kürdistan) devletinin kurmak, İran rejiminin değiştirmek, İran’ın Suriye ve Irak’taki varlığını sona erdirmek, Bölgede Rusya ve Çin’in, artan gücünü sınırlandırmak, Bölgede enerji politikaları açısından Çin’in, bölgeden petrol ve doğalgaz alımlarını kontrol altında tutmak,

İran’ı çevrelemek isteyen ABD, yaptırımlarla köşeye sıkıştırarak Türkiye ve Katar’la ilişkisini koparmak ve Suriye’den çıkarmak istiyor. İran’ı teslim almaya çalışan ABD, İran’a karşı İsrail-Suudi Arabistan-Mısır üçgeninde Arap NATO‘sunu inşa etmek istiyor. Temel amaç İran gibi görünse de gerçekte Türkiye’yi de içine alan sınırların tesis edilmesi ve inisiyatifi ele almaktır. Resmin bütününde Siyonizmin himayesinde Ortadoğu hakimiyetini ele geçirmek üzerine kurulu olduğu görülüyor.

Bölgede, ABD’nin ve İsrail’in gerek duyduğu düzenlemeleri yapmak için Suudi Arabistan’ın başaktör olduğu bir cephe oluşturuldu. Bu cephe ile ABD, Suudi Arabistan ve Mısır üzerinden “Arap NATO”su kurmayı amaçlıyorlar. Bu Arap NATO‘su ile hem Suriye sahasında Türkiye‘nin itiraz edemeyeceği bir Arap gücü oluşturmak hem de ABD /İsrail‘in tehdit olarak gördüğü İran, Rusya ve Çin’e karşı kullanılabilecek stratejik planlarını hayata geçirmek istiyor.

Suriye’de, Fırat’ın Doğu‘sunda PKK/PYD terör örgütüne binlerce TIR silah veren ABD, silahlı gücüm diyerek bir terör örgütü ordusu kurdurdu. Fırat‘ın Doğu‘sundaki terör örgütünün finansörlerinden birisi de Suudi Arabistan. Arap NATO‘sunu, Suriye’de, önce İran’a, karşı sonra da Türkiye‘ye karşı savaştıracaklardı.

Erdoğan, Putin, Merkel, Makron dün bir araya geldiler. Erdoğan, Suudi Başsavcının Türkiye‘ye geleceğini açıkladı. Sıradan muhalif bir gazeteci olayı olmayan Kaşıkçı olayı belli ki masaya yatırılmış. Erdoğan, Putin, Merkel ve Makron‘nun bir araya gelmesi ve Kaşıkçı olayının derinleşecek olması ABD/İsrail‘in, çıkaracakları mezhep savaşında kullanmak için PKK/PYD’yi silahlı gücü yapacakları Arap NATO’sunu da alt-üst etti. Cemal Kaşıkçı olayının Türkiye‘de tezgahlanmasındaki “akıl” Suudi aklını aşar. Olayla ilgili gözüken uçaklar neden Mısır ve BAE’ye gitti? CIA/MOSSAD’ın bilgisi yok mu?

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.