Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Reza Zarrab

Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’nin 2007-2012 yılları arasında izlediği politika, ABD’nin bölgesel çıkarlarıyla çelişmeye başladı.

Recep Tayyip Erdoğan, Beyaz Saray’ın özel odasında karşılandı ve çok önemli uyarılar yapıldı, izlemesi gereken rota önüne konuldu ve takibe alındı.

Recep Tayyip Erdoğan ise kendi kafasında bölgesel güç olma hayaline tutuştu.

İsrail, Suriye, Mısır, İran politikalarında kendi bildiğini yapmaya yöneldi.

Bir NATO ülkesi olarak, Çin füze sistemini kullanmaya karar vermesi, Rusya’dan Shangay beşlisine alınması isteğini basın önünde öneri götürmesi gibi bir kısım faktörler, ABD bakımından dikkatle izlendi.

Bu gelişmeler, Recep Tayyip Erdoğan iktidarının kontrol altına alma ve iç politikadaki gücünü sınırlama fikri giderek güçlendi.

Bu bakımdan küresel güçlerin onayı, yönlendirmesi ve olanaklarıyla bu süreç başlatıldı.

Bir başka ifadeyle ABD gibi küresel güçler bu süreci organize ediyor.

Azeri kökenli olan ve İran istihbaratı ile yakın ilişkisi olan Reza Zarrab’ın bu sürecin önemli bir figürü haline getirilmesi, sokakta para dağıtır gibi AKP’li bakanları ve onların çevresine rüşvet dağıtması, acemice yapılan bir iş olmayıp, tersine çok planlı örgütlenen bir projenin parçası olarak işlev gördü.

Ebru Gündeş’i bu plana bir meze olarak sunan Reza Zarrab, kendi görevinin son aşamasına geldi.

İran yönetimi, genç Reza Zarrab’ı harcamadı, tersine kendisine verilen görevi tamamlamış oldu.

Ayrıca savcılığa verdiği bilgiler, AKP için önemli sorunlar yaratacak gibi görünüyor.

Böylelikle yıpranmış ve iç politikada istikrarsızlaşmış bir Türkiye, Ortadoğu’da güç olamaz.

Bunun tersine İran, eğer çok ciddi bir aksilik ve strateji değişikliği olmazsa küresel sermayenin desteğiyle Ortadoğu’nun Mısır ile birlikte iki lider ülkesi olacaktır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.