Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Saddam Hüseyin’in, mezhepçi politikasını anlamadan Suriye, yada Yemen’i, anlayamazsınız…

Nedense Diktatörler kendi ecelleriyle ölmez…

Saddam Hüseyin‘in bir numaralı adamı, İzzet İbrahim el-Duri, Salahaddin iline bağlı Hemrin‘deki güvenlik güçleri ile Şii milislerden oluşan Haşdi Şabi (Halk Toplulukları) ve IŞİD arasındaki çatışmalar sırasında öldürüldü.
Saddam Hüseyin döneminde katliamlar yapan Arap Milliyetçisi, IŞİD askeri kanat sorumlusu olarak bilinen İzzet İbrahim el-Duri, Türkiye‘nin IŞİD‘e verdiği destekten dolayı haliyle, bizimde sağ kolumuz sayılmaz mı?
Yüzde 65’i Şii’nin olduğu Irak’ta Şiilerin hiç birisi Saddam Hüseyin‘i sevmezdi
Hatta Sünnilerden de Saddam Hüseyin‘i sevmeyen çok.
Filistin‘lilere çok yardım yapan Saddam Hüseyin ölen Filistin‘lilerin ailelerine maaş veriyor ve ABD‘yi sevmezdi ama Irak‘ta, Saddam Hüseyin, gitmese iyi olurdu diyen Şii’de Sünni’de yoktur.

Bölgedeki çözümsüzlük süreci Irak işgali ile başlarken İran, karşıtlığını İran, karşıtı olan Irak, yönetimi üzerinden dengeleyen Sünni Arap devletlerinin, belki hayal etmedikleri bir denge oluştu.
Böyle bir dengenin oluşmasını ne Sünni Arap devletleri ne İran, nede ABD, bekliyordu.
Çünkü Irak‘ta, İran’dan, toprak talebi olan ve nefret eden Askeri anlamda da güçlü Sol Milliyetçi Baas vardı.
Başında çok güçlü ihtiraslı bir lider vardı
Doğal olarak Irak-İran ilişkileri İran‘ın, gücünü törpülüyordu
Diğer Arap ülkelerine ciddi bir şekilde oyun alanı yaratıyordu.
Ama ortada Saddam Hüseyin gitti. O yapı dağıldı. O yapı dağıldıktan sonra Irak, İran ve Arap dünyasında Balans-Denge gücünü kaybederken de ortada İran‘ı, dengeleyen bir güç kalmadı ve Araplar için önemli bir unsu İran lehine değişti.
İran, 1979’dan sonra bölgedeki Şiileri destekleyerek örgütleyip, kendi devrimini ihraç etmek istiyordu ama bir türlü başarılı olmuyordu.
Bazı yerlerde belirli rahatsızlıklar çıkarabiliyordu ama bu rahatsızlıklar stratejik bir dengeye yol açmıyordu.
Şiilerin en fazla olduğu Irak’ta bile istediği başarıyı elde edemiyordu ki İran‘ın, 1979’da kurduğu hayalini ABD, altın tepsi ile sundu.

%70’inin Şii olduğu Basra körfezinde intihara kalkışan Suudi Arabistan, Yemen‘e operasyon düzenlerken kesin kaybedeceğini hesaplayamayan Recep Tayyip Erdoğan, İran‘ın söz sahibi olduğu topraklarda Osmanlı hayaliyle yola çıktı ve tabi ki de hayali yıkıldı.
AKP‘nin, Ortadoğu Politikasının çökme nedeni İran‘dır.
Ortadoğu‘da zulüm gören, fakirlik çeken, kendi topraklarında söz sahibi olamayan, merkez yönetimlere girmelerinin yolları her türlü filmle kesilen, bulundukları coğrafyada nüfusun çok olmasına rağmen Şiiler, İran‘ı, kurtarıcıları olarak görüyorlar.

Ortadoğu, yeniden şekillenirken çıkartılmak istenen “mezhepsel savaş“ın galibi olmaz.
Türkiye‘nin de bu oyunda taraf olmaması gerekir.

İran merkezli kurulan yeni Ortadoğu’da, Arap devletleri ABD‘ye, güvenmiyor.
ABD-Batı‘ın, yeni Ortadoğu projesinde Türkiye, ABD‘ye, güveniyor mu?
ABD-Batı, Türkiye‘yi, bırakır mı?
ABD-Batı, Türkiye‘yi, İran karşısında yalnız bırakırsa ne olur?

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.