Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Sıcak Paranın Gelişi Serinlik Verir, Gidişi Yıkım Bırakır…

2000 yılındaki Dünya borsalarında başlayan kriz, Türkiye’yi de etkilemeye başlayınca, sıcak paranın ülkeden çıkmaması için TL’ye, yüksek faiz ödenir olmuştu. Ürettiğinden fazlasını tüketen yada tükettiği kadar üretemeyen Türkiye, cari açık verdiği için 21 Şubat 2001’de serbest dalgalı kur rejimine geçti.

Serbest dalgalı kur rejimi en doğru yöntem ancak, en büyük dezavantajı, belirsizlik. Kur seviyesinin yarın öbür gün ne olacağının bilinmemesi küçük, büyük tasarruf sahiplerini iş yapmak/ticaret yapmak isteyen şirketleri kısaca herkesi etkiliyor. Sorunlu tarafları olduğu pratikte gözleniyor. Serbest dalgalı kur rejimi, uygulanmaya başlandığı ilk günden itibaren hem şahıslar, hem şirketler için kurun yükselmesi, düşmesi ile ortaya, bir “Kur Riski yönetimi problemi” çıkardı. Dövizle borçlananlar, dövizi en tepede alıp aylarca bekleyenler, TL’ye güvenip TL’de kalanlar, TL’nin yarattığı gelirden mahrum olanlar son 20 yılda yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor.

Türkiye’nin, Üretim-Tüketim dengesizliğinden kaynaklanan dış ticaret açığı, cari açığı finansmanı sorununu doğurdu. Cari açığın finansmanının bir kısmını borçla, bir kısmını da sıcak para ile kapatması gerekiyordu. (Sıcak para, yabancı fonların sermaye piyasası üzerinden Türkiye’ye soktukları para) Sıcak paranın gelişi ile ilgili örnek: 24 Mart 2003’de, döviz fiyatları en yüksek seviyelerdeyken ABD senatosu Türkiye’ye 1 Milyar$ hibe ya da 8,5Milyar $ düşük faizli kredi imkanı veren kararı açıklıyor ve haliyle döviz fiyatları düşmeye başlıyor.

Sıcak paranın Türkiye’ye gelebilmesinin bedeli ağırdır. Sıcak paranın ülkeye gelebilme şartlarından birisi TL’ye yüksek faiz verilmesidir. Sıcak paranın bedeli sadece TL’ye yüksek faizde değildir. Büyüme, istihdam vs gibi makro ekonomik dengeler üzerinde, çok olumsuz etkileri bulunan Sıcak para ürkek, çekingen, her şeyden nem kapan, şımarık, verdikçe daha fazlasını isteyen, çekip gitmesin diye bir şey diyemezsiniz ve TL’ye her seferinde daha da yüksek bir faiz vermek zorunda kalabilirsiniz.

Ülke sıcak para ile büyüyorsa iç dinamik yada dış dinamik kaynaklı, en ufak bir olumsuzlukta, arkasında ciddi bir hasar bırakıp, çekip gidebiliyor. Sıcak para tsunami gibidir, gelişi serinlik verir, gidişi yıkım bırakır.

2008 Ocak ayından itibaren başlayan Sıcak Para çıkışı (hisse senet/tahvil TL varlıkları satıp döviz alıp çıkması) ve daha sonralarda ivme kazanmasıyla dolar 2021 Eylül ayında, 9’lu rakamlara kadar yükseldi..

2008’den beri gelen süreçte, Devlet, serbest dalgalı kur rejiminin teorik yaklaşımına gayet uygun bir şekilde, çok da endişelenmeden sıcak paranın kaçmaması ve ülkede kalması için aşırı yüksek faizler vermedi. Ilımlı bir faiz politikası ile, 2021 yılı Eylül ayına kadar geldi. Bu faiz politikasından bir anda vazgeçilip, TL’ye enflasyon altında bir faiz verme politikası, Ekim 2021 ve Kasım 2021de uygulanmaya başlandı

2008’de sıcak para kaçmaya başladığında devlet bu politikayı uygulasaydı, Döviz öncesine göre çok daha hızlı yükselebilir, ancak serbest dalgalı kur rejimi teorisi gereği, döviz kuru, hızla bir doyum noktasına ulaşabilir, çıkmak isteyen sıcak para, artık buradan çıkılmaz diyerek ve hatta yükselmiş olan döviz kuru yeni sıcak para girişleri için cazip olur, her şey daha bir dengeye oturabilirdi.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.