Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Suriye’de, “Çatışmasızlık” yada “Gerilimi Azaltma” Bölgeleri…

30 Aralık 2016’da Kazakistan’ın başkenti Astana’da, varılan ateşkes anlaşmasına Suriye, desteklediğini açıklarken Rusya, Türkiye ile birlikte ateşkesin garantörü oldu. Muhaliflerin Astana‘ya, katılması kendi aralarında bölünmelerine neden olurken bölünen gruplar arasında şiddetli çatışmalar patlak vermişti. Rusya, devrim projelerini sonlandırmak adına bu bölünmeyi tetikledi. Rusya ve İran’ın, hazırladığı bu oyun Suriye‘deki, Muhalif örgütlerin cazibesini azaltırken El Kaide çizgisine kayışları artıracak ve Rusya’nın istediği olan terörle mücadele konsepti öne çıkacaktı.

Muhalifleri temsilen Astana’ya giden heyet, imza sırasında gürültülü bir protesto ile salonu terk etmiş, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, devreye girmesiyle tekrar masaya dönmüştü. Muhalifler gerekçe olarak İran‘ı, göstermişti ama madem ki Muhalifler gerekçe olarak İran‘ı gösterecekti Astana‘ya, neden gitmişti? Hiç gitmemeleri gerekmezmiydi? Burada düşünülmesi gereken aslında Muhaliflerin finansörlerinin (Suudi Arabistan, Katar, Körfez Ülkeleri) sessiz kalması ve Astana’ya temsilci gönderen ABD’nin ikili oynayıp oynamadığıydı.

Rusya, İran ve Türkiye, Astana’da, yürüttüğü müzakerelerin dördüncü turunda çatışmasızlık bölgeleri ya da gerilimi azaltma bölgeleri oluşturmayı öngören bir muhtıraya imza attı. Belgeye göre çatışmasızlık bölgeleri İdlib‘in tamamı, Lazkiye, Halep, Hama, Humus, Şam kırsalındaki Doğu Guta, ülkenin güney batısında Dera, Kuneytra’nın belli bölümlerini kapsıyor. Bu anlaşmaya göre 15 gün içinde tayin edilecek bir çalışma grubu, 4 Haziran’a kadar çatışmasızlık bölgelerinin sınırlarını çizecek. Türkiye, ABD/Batı‘dan tampon bölge istemesine rağmen bunu başaramamıştı. Türkiye, Müttefiklerine kabul ettiremediği bu isteğini başka açıdan Rusya‘ya kabul ettirdi diyebiliriz.

Putin, Suriye’de, bir çatışmasızlık planını öncelikli olarak ABD Başkanı Donald Trump’a önerdi. ABD ve Rusya arasında Suriye için önerilen yeni bir proje üzerine anlaşma sağlandı ve bu öneri uluslararası kamuoyuna sunuldu. Suriye’de, Rusya ile sorun yaşayan ABD, bu planı desteklediğini açıklayarak çözümden yana olduğu mesajını verdi. Bu anlaşma resmileştirilmese de neyi içerdiği hiç şüphesiz ki önem arz ediyor.

Suriye‘deki çatışmasızlık bölgesi planından Türkiye ve Suriye karlı çıktı. Rusya ve İran, bu tür bir öneriye neden garantör oldu diye bakarsak Suriye‘de, kimin ne istediğine bakmak gerekiyor. Türkiye, Terör örgütü PKK/YPG‘e verilen desteğin bitmesini istiyor. Rusya, deniz bağlantısı için Lazkiye‘yi istiyor. İran, Suriye‘deki hakimiyetinin kalmasını istiyor. İsrail, Esad‘ın olmamasını ve yerine gelecek olanın ne Türkiye‘ye, ne İran‘a yakın olmasını istemiyor. Kısaca İsrail, Suriye‘de, kaos istiyor.

Türkiye, Pentagon’un PKK/YPG‘ye verdiği destekten rahatsız. Türkiye, her ne kadar Şam‘a kin beslese de ABD-İsrail koridorunu çökertmek için Suriye politikasını çöpe atacaktır. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın, ABD ziyaretinden önce böyle bir planı kabul etmesi Donal Trump görüşmesinde Menbiç adına elini güçlendirdi. Çünkü Türkiye‘nin, bundan sonraki planı Menbiç‘e girmek adına adı ne olursa olsun yeni bir operasyon olacak. Zaten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın, “Bir gece ansızın gelebiliriz” açıklaması da Menbiç‘e, operasyon yapılacağıdır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.