Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Suriye’deki savaşının merkezinde Rakka, El-Bab ve İdlib bulunuyor.

Suriye barış görüşmeleri Birleşmiş Milletler’in (BM) öncülüğünde 2012 ile 2014 yıllarında İsviçre‘nin, Cenevre şehrinde üç kez görüşüldü ve sonuç alınamadı. Cenevre‘de, sonuç alınamayan Suriye barış görüşmeleri bu kez Türkiye, Rusya ve İran‘ın öncülüğünde imzaladıkları Moskova anlaşmasıyla Kazakistan‘ın başkent Astana‘da görüşülecek. Türkiye’nin, garantör olduğu ateşkes sözleşmesi ile tarafları bir masa başında bir araya getirecek Astana görüşmeleri Suriye‘yi, yakıp yıkan yangının sönmesi, silahların susması, Siyasi görüşmelerin yapılacağı zeminin başlangıcı olabilir ve bir barışla da son bulabilir.

Suriye’nin ve bölgenin barışı, huzuru, istikrarı için her türlü çabayı göstermesiyle garantör ülke olarak Türkiye‘nin, Suriye’deki ateşkes sürecini denetleme sorumluluğu olması, sürece dahil edilmesi gereken örgütlerde de söz sahibi yaptı. Türkiye’nin, destekleyip yönlendirdiği Özgür Suriye Ordusu’nun, (ÖSO) Kazakistan’ın başkenti Astana’daki, barış görüşmelerine davet edilerek masada oturtulması Türkiye‘yi, politik ilişkilerde çok daha fazla güçlendirecektir. PYD, El Nusra ve DAİŞ’in dışında bırakılacağı görüşmelerde geçen “MuhalifTürkiye’nin, muhalif olarak kabul ettiği ÖSO ve tüm ÖSO gruplarının yer alması.

Türkiye, Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğü konusunda çok hassas olan Türkiye, Kürtleri temsil etmeyen PKK ve onun Suriye kolu olan PYD’nin de Suriye’deki Kürtleri temsil etmediğini biliyor ve oluşturmak istediği ABD/İsrail koridoruna şiddetle karşı olduğunu her zaman beyan etti ve ediyor. PYD, silahlı örgüt olarak Şam hükümetinin desteğiyle Suriye‘nin, Kuzey bölgesinde etkin gözükse de Türkiye, 10-15 farklı grubun daha olduğunu biliyor. Türkiye, PYD‘nin Suriye‘deki çözüm süreci ve silahların devreden çıkması ile birlikte bu etkinliğini korumasının mümkün olmayacağını da biliyor. PKK‘nin Suriye kolu olan PYD‘nin, Astana‘da masada olmayacak olması PYD’nin, başkalarınca belirlenmiş rolünün sonuna yaklaşıldığını gösteriyor.

Meşruiyetini Moskova antlaşmasıyla tasdik eden Esad, Moskova anlaşmasını memnuniyetle kabul etti. Silah bırakan ve teslim olan teröristleri affeden Esad rejimi, Suriye ordusu ile birlikte savaşa katılmak isteyenleri, yeniden savaş sürecine dahil ediyor. Suriye rejimi uyguladığı bu yöntemle birçok bölgeyi savaşmadan kontrol atına almaya başladı.

Suriye’deki savaşta çok yönlü uygulanmaya başlanan DAİŞ ve El Nusra’nın dışında bırakıldığı ateşkes, terör örgütlerini teslim olmaya zorlayarak savaşsız kontrol altına almayı hedeflerken ateşkes, teslim olmalarının dışında yapacakları başka bir şeyin kalmadığına ikna etmek istiyor. Terör örgütlerini ateşkesten yada savaştan yana tutum alanlar olarak içte bölünmeye zorlanarak güçleri çok önemli oranda parçalanmak isteniliyor. Terör örgütlerinin içerisinde başlamış olan bu tartışma, iç çatışmayı da kaçınılmaz olarak körükleyecektir. Derin politik ve askeri bir bunalıma yol açacak olan bölünmeler ateşkese uyanlarla birlikte Suriye Ordusu, bölgesel alanı kontrol etme gücünü giderek daha fazla artırırken ateşkese uymayan terör örgütlerinin bölgede kısmen var olan toplumsal güçlerini zayıflatacaktır. Aynı zamanda bölge ülkeleri tarafından verilen politik destek de kesilecektir.

Suriye‘deki savaşının merkezinde Rakka, El-Bab ve İdlib bulunuyor. Rakka‘da, DEAŞ bulunurken El Bab‘ta DEAŞ ve El Bab’a sızmaya çalışan YPG teröristleri de bulunuyor. İdlip’te ise El Nusra ve bölünüp savaşta ısrar eden diğer İslamcı örgütler bulunuyor. İdlib‘te, baskınlardan sıkışacak El Nusra‘nın, kaçacağı en yakın yerin Türkiye olması yeni bir krizle karşı karşıya getirebilir. Kısa bir süre önce Halep’ten, İdlib’e getirilen El Nusra örgütünden de TSK’nın destek verdiği ÖSO güçlerine katılmak isteyenler olacaktır. ÖSO güçlerine katılmak isteyenler yakında Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında İdlib’den, El Bab bölgesine getirilerek operasyona katılacaklardır. Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında ÖSO’cuların, DEAŞ ve YPG’ye karşı savaşarak El Bab’ın alınmasında etkili olacaklardır.

DEAŞ, El Nusra ve bunları destekleyenlerin sürecinin dışında tutulmasıyla birlikte terör örgütleri arasında başlatılan derin bölünme bundan sonraki süreçte Suriye muhaliflerinin kimler olacağını da belli edecektir. DEAŞ ve El Nusra gibi acımasız, barbar terör örgütlerine karşı mücadelede, onlar etkisiz kılınıncaya kadar devam etmesinde kararlı durulmasıyla çok yönlü savaşın cepheleri de belli olmaya başlayacaktır. Suriye’de ve Irak’ta durumun normalleşmesi, iç barışa ve demokrasiye ulaşmak, aynı zamanda bu tür örgütlerin etkisiz kılınması ile mümkündür. Taraflar arasında birikmiş kin, öfke, nefret öylesine büyük ki heran ateşkesin bozulma riski vardır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.