Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Tüm dünya Joe Biden’e göre şekilleniyor.

 Sadece ABD değil, dünyanın birçok noktası ile birlikte Ortadoğu’daki ülkeler de ABD’nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden’e göre pozisyon almaya başladı. Joe Biden, Donald Trump döneminde bozulan Transatlantik ilişkileri onarıp çoklu ittifaklara dayalı şekilde ABD’yi yeniden dünyanın jandarması haline getirme politikası, NATO müttefiki Türkiye ile Suriye’de işbirliği, Esad’ın gitmesi, PKK/YPG/DSG’nin güçlenmesi, Rusya ve Çin’e müttefiklerle baskı politikaları gütmesi bekleniyor.

 Çin’in dünyadaki ve bölgedeki artan etkisini zayıflatmak için Hindistan ile stratejik bağlara odaklanan Donald Trump, 4 yıldır Hindistan ile yakın ilişkiler kurdu, bu ülkeyi ziyaret etti, güvenlik, istihbarat ve ordu üzerine bir dizi anlaşma imzaladı. Washington, Çin’in Hindistan sınırındaki çatışmalarda Delhi’yi savundu. Delhi’de, Çin’e karşı mücadelede güçlü bir müttefik kazandı.

 Joe Biden, Çin ile ticaret savaşından yana değil ve Trump’ın aksine Pekin ile diyaloğu sürdürmek istiyor. Biden yönetimi, Hindistan ile ilişkiler için Çin ile diyaloğu feda etmeyecektir, Hindistan ile stratejik ortaklıktan da vazgeçmeyecektir. Bağlarını zayıflatırsa Hindistan, Rusya’ya yaklaşmaya başlar ve bu ülkeden askeri teçhizat almayı tercih eder. Başkan Yardımcısı Kamala Harris Hindistan kökenli ve başka Hintliler de bulunuyor. Gerçi Barack Obama’da Başkanı seçildiğinde Kenyalı akrabaları kutlama yaptı ama Kenya’nın ekonomisi ve ticaretinde önemli bir rol oynamadı. Yani ulusal ve güvenlik çıkarları ABD için önemlidir. Joe Biden’in önce Çin’e veya Hindistan’a gitmeyi tercih edebilir.

 Joe Biden’ın planları arasında 2015’te İran ile yapılan nükleer anlaşmaya yeniden dahil olmak da var. Donald Trump, Mayıs 2018’de ülkesini nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çektiğini açıklamış ve anlaşmayı işlevsiz kılmak için elinden geleni yapmıştı. Donald Trump’ın gidiyor olmasını İran, bir kazanım olarak görüyor. Çünkü İranlılara göre Donald Trump döneminde İran, çok zor bir dönem geçirdi. Ortadoğu’daki nüfuzu git gide azalan İran ekonomik olarak da çok kötü durumda. Bunu Irak ve Lübnan’daki İran karşıtı yapılan eylemlerden de anlayabiliyoruz. Bunları aşabilmesi için İran’ın ABD ile yeni bir anlaşmaya ihtiyacı var.

 Her iki tarafta da nükleer anlaşmaya istekli görünse de ciddi engeller var. Masaya oturabilirler ama bu engelleri aşıp aşamayacakları yani masada başarılı olup olamayacaklarını zaman gösterir. ABD ile İran arasında nükleer müzakere başarılı olursa, Tahran’ın Ortadoğu’daki etkinliği artabilir. Her ülke bu süreci kendi lehine döndürmeye çalışacaktır. Ortadoğu’da yeni saflaşmalar, yeni ilişkiler, yeni yakınlaşmalar ortaya çıkabilir. İsrail ve Suudi Arabistan, İran ile ABD arasında nükleer anlaşmanın yapılmasına karşılar ve müzakereyi etkilemek için yakınlaşabilirler.

 Joe Biden, kabinesini yavaş yavaş şekillendirmeye başlarken bölgedeki etkinliği azalan ABD’yi de eski rolüne geri döndürmeyi hedefliyor. Bu süreçte İsrail hiçbir zaman devre dışı bırakılmaz. Ama Türkiye de denklemden çıkartılacak bir ülke değildir. Türkiye ve İsrail’e, yeni roller biçilebilir.

 Biden’in, Trump’ın Ortadoğu siyasetinden çok farklı politikalar hayata geçirileceği öngörülüyor. Biden’ın açıklamalarına bakıldığında ABD ile Türkiye arasında sıkıntı yaşanacak görünüyor. Bazı konularda bedel ödetmek isteyebilir. İlişkilerde bu tür sorunlar zaman zaman yaşanabilir. Yani Joe Biden’nin, Türkiye’yi silip atması mümkün değil. Zaten böyle bir şey Türkiye – ABD ilişkilerine aykırıdır.

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile yeni ilişki modeli geliştirmek isteğini söyledi. Bu anlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiçbir ülke ve kurumla aramızda siyasetle diplomasiyle diyalogla çözülemeyecek sorunumuz olmadığını düşünüyoruz. ABD ile uzun ve yakın müttefiklik ilişkilerimizi bölgesel ve küresel tüm meselelerin çözümünde aktif olarak kullanmak arzusundayız. Rusya ve İran gibi köklü tarihi münasebetlerimizin bulunduğu ülkeleri asla göz ardı edemeyiz. İslam alemi ve Türk dünyasıyla kimi zaman birlikte kimi zaman ayrı ayrı çok derin ilişkilerimiz var. Dünyadaki bölgesel paktların hemen hepsiyle işbirliğimizi geliştirme arayışındayız” dedi. Erdoğan’ın, ABD’ye gönderdiği mesajlar, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz el-Suud ile görüşmesi, Erdoğan’ın yaptığı iddiaların pratikte yansımalarıdır.

 ABD, Kafkasya’da, Rusya’nın etkinliğin ve ağırlığını azaltmak istiyorsa Ortadoğu’da, Arap dünyası ve diğer ülkeler arasında bir denge kurmak istiyorsa Türkiye’ye, ihtiyacı var. Türkiye, ABD ile ilişkilerinin daha kötüye gitmesini engellemek için hatta ilişkilerini daha sağlam ve sağlıklı hale getirecek yeni ilişki alanları, farklı işbirliği fırsatları sunabilir. Örnek: Türkiye ekonomik şartları için Orta Asya, Kafkasya, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Çin’e kadar transit yolları açmaya çalışıyor. Azerbaycan-Ermenistan arasında varılan ateşkes kalıcı hale dönüşürse Türkiye, Ermenistan ile olan sınır kapısını açabilir ve ABD ile yeni bir ilişki ağının kurulmasını sağlar. ABD’nin Ortadoğu’da en stratejik müttefiki İsrail’dir. Ankara, Tel Aviv ile ilişkilerini düzelmeye çalışırsa ABD ile yeni bir ilişki alanı geliştirmiş olur.

 ABD ile İran’ın nükleer anlaşma masasına yeniden oturması demek bölgedeki yeni konjonktürün nasıl şekilleneceğini de gösterecektir. ABD’nin olası nükleer anlaşmaya yeniden dahil olması Ortadoğu’da yeni dengelerin kurulmasına yol açabilir. Zaten ABD’nin nükleer anlaşmaya yeniden dahil olması ihtimali Arap ülkelerini şimdiden kaygılandırmaya başladı. Körfez ülkelerinin bu kaygısı İran etkinliğini dengelemek için Türkiye ve İsrail’e yaklaşabilirler ve Türkiye – İsrail ilişkileri de yeniden düzelme yoluna girebilir. Körfez ülkeleri hem İsrail’e hem de Türkiye’ye yaklaşarak İran’ı dengelemeye çalışıp ABD’nin Körfez ülkelerine yönelik politikalarını kendi lehlerine dönüştürmeye çalışabilirler.

 Zaten Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İsrail ile ilişkilerini başlatmıştı. BAE ile birlikte İsrail ile işbirliğine girecek Arap ülkelerinin sayısı daha da artabilir. Bu işbirliği başka ülkeler arasında da yaşanabilir. ABD’nin Irak işgali sonrası İran’ın yayılmacı politikaları Türkiye ile Arap ülkelerini ilişkilerini iyi yönde değiştirdi. Yine benzeri bir süreç başlayabilir.

 Barak Obama döneminde İran, Ortadoğu’da en güçlü devlet durumuna gelmişti. Obama, İran üzerinde hem Arap ülkelerini hem de Türkiye’nin politikalarını belirlemek ve dengelemek istedi. Trump döneminde tam tersi oldu. İran’ın Ortadoğu’daki nüfuzu azaldı. Biden, Obama’nın Ortadoğu politikalarını yürütmeye çalışırsa yeniden İran’a alan açabilir ve İran yeniden atak yapabilir.

 Anlaşma sağlanmazsa Irak ve Yemen’de yeniden mezhep eksenli çatışmalar hız kazanır, Körfez ülkeleri ve İran ilişkileri daha da gerilebilir. İsrail, İran’ı durdurulması için bazı ülkelerle gerginlikler yaşayabilir. Suriye dahil birçok alanı olumsuz etkileyebilecek bir süreci başlatabilir.
 

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.