Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Türk Alevi’ler, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Sigortasıdır…

Kızılbaşlar’ın katline yönelik fetvalarıyla bilinen Ebussuud 1490’da İskilip’te doğdu. 1545’te Meşihat makamına oturdu. 1574’te de İstanbul’da öldü.

Şeriat adına insanların canlarını almakta bir an dahi tereddüt etmeyen Ebussuud için insanların katline binbir gerekçe bulmak hiç de zor değildir. Ramazan’da oruç tutmamak, namaz kılmamak, Yezid’e lanet etmek, Yunus’tan deyişler okumak ve daha ne sudan sebepler.

Ekim 1470‘de doğan, Eylül 1520’de şarbon hastalığına bağlı olarak Aslan Pençesi (Şirpençe) denilen sırtındaki küçücük bir çıban yüzünden henüz 49 yaşında iken vefat eden Yavuz Sultan Selim böğüre böğüre ölmeden önce sekiz yıl çektiği hastalığı için benim hastalığım nedeni Kızılbaşlara verdirdiğim fetva der ve tekrar ölmeden önce Ebussuud ‘a verdirdiği fetvayı kaldırtır.

Türkiye‘nin omurgasız kesimi bugün Arapların arkasına takılırlar, yarın Yahudi’nin, daha sonra Hristiyan’ın. Kimi görseler, kim onlara vaatde bulunsa, peşlerine takılır ve giderler.

Türk Aleviler, karakterlidirler. Özgürlüğü severler, sözünden dönmezler, menfaat karşılığında kendilerini satmazlar. Kısaca Türk Aleviler, adam gibi adamlardır, Ser verir sır vermezler.

Aşağılık suç işlemeyen Türk Alevi‘lerin temeli çok sağlamdır. Tarihte de Dağa kaçtılar yine zalime biat etmediler.

Ahmet Yesevi‘den başlayan Lokman Perende ile devam eden ve Hacı Bektaşi Veli‘de kendilerini bulan Türk Alevi‘ler kendi neslini, kendi ceddini boğazlayan Arapların peşinden gitmediler, gitmezler.

Askeriyeyi kuran, Yargıyı kuran “Türk Alevi“lerdir.

Demokrasi şu günlere geldiyse Türk Alevi‘lerin sayesinde gelmiştir. Çünkü Demokrasiyi bu ülkeye yerleştiren Türk Alevi‘lerdir.

Türk halk edebiyatının seçkin simaları Köroğlu, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal gibi halk şairlerine Türk halk kültüründen kopmayan Türk Alevi‘ler, sahip çıkmıştır ve halen sahip çıkarlar.

Türk halk edebiyatının seçkin simalarının tamamı Ahmet Yesevi, Lokman Perende, Hacı Bektaşi Veli yolunda kendilerini bulan halk Ozanlarıdır.

Bu Ozanlar hiç bir zaman Arap Kültürünün etkisinden kalmamışlardır ve Arap Kültürünü benimsememişlerdir.

Bugün dillerde pelesenk olan türkülerin hepsi, Türk Alevi geleneğinden gelen ozanlarımızın eserleridir. 

Türk kültürü ve mazisiyle hiçbir ilgisi ve bağı olmayan düşüncelerin, Türklüğün mirasıyla Türk düşmanlığı yapması, bizim sahip çıkmadığımız ve burun kıvırdığımız içindir.

Kendi geçmişine sahip çıkmayanlar, maziden kopuk yaşayanlar, eninde sonunda yok olmaya mahkumdur ve olacaktır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.