Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Türk Savunma Sanayi Ve Silah Teknolojileri, Düşmana Korku, Dosta Güven Veriyor.

ABD, SSCB dağıldıktan sonra Rusya’nın Kafkasya ve Orta Asya’da yeniden güçlü duruma gelmesini istemiyordu. Bu nedenle Kafkasya ve Orta Asya ile çok meşgul olmak zorunda kalacaktı ve Ortadoğu’dan çekildi. ABD’nin her tarafa yetişmesi mümkün olmadığından güçlü bölgesel ittifaklara ihtiyacı vardı. Bu nedenle ittifak yaptığı ülkeleri destekleyecek, onları özellikle arkalarından iterek Rusya’ya karşı yönlendirecek, tabi onlara ihtiyacı varsa onların isteklerini eskisine göre daha fazla dikkate almak zorunda kalacaktı.

Körfez Savaşı’ndan sonra ABD, Irak’ın kuzeyinde uçuşa yasak bölge kurdu ve bu Türkiye’nin aleyhine bir durumdu. Herhangi bir hava kuvveti giremediği için Talabani ve Barzani güçleri rahatlıkla örgütlendiler. Türkiye baştan veri bundan çok huzursuzdu. Saddam ciddi bir şekilde zayıfladığı için de PKK bir varlık olarak ortaya çıkmıştı.

Türkiye 1990’lı yıllardan beri Balkanlar, (Bosna Hersek, Kosova, Hırvatistan, Arnavutluk) Kafkasya, (Azerbaycan) Afrika’da (Nijerya)birçok ülke ordusuna askeri eğitim vermektedir. Eğitim amaçlı asker bulundurulması, sadece o ülkenin silahlı güçlerine eğitim vermek, silah kullanmayı göstermek demek değildir. Alan tanımak, kurumları bilmek, etkin durumda olan kişileri, ilişkileri tanımak, bunlarla yakın ilişki kurulması için yol açmak ve gelecek için bir yol döşemektir. Türkiye askeri eğitim veriyordu ama Türk ordusu iyi durumda değildi.

1990’daki 1. körfez savaşına zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın da çok istemesine rağmen Genelkurmay Başkanının kesin karşı çıkması üzerine Türkiye katılmadı. TSK’nın 1. Körfez Savaşı’na katılmak istememesinin nedeni, tarihin ilk elektronik savaşı olmasıdır. Önce savaşların tamamı olmasa da çoğunluğu hedef net göründüğü için gün ışığında yapılırdı. Elektronik savaş ise elektronik araçlar vasıtasıyla ister gece, ister gündüz her ortamda yapılabiliyordu.

Bakü – Ceyhan projesinin ilk hikayesi 1989 yılında başlar. 1993 yılının 11 Haziran’ında Azerbaycan devlet başkanı Ebulfez Elçibey, bir anlaşma imzalar. Bir hafta sonra 18 Haziran’da, Azerbaycan KGB eski şefi ve Politbüro üyesi Haydar Aliyev bir darbe yapar ve anlaşma iptal olur ve Bakü – Ceyhan hattı uzunca bir süre unutulur.

Bakü – Ceyhan boru hattının amacı petrolü denize ulaştırarak, tankerlerle değişik ülkelere ihraç etmekti. Ceyhan’a kadar uzanan enerji nakliyatı kurulacaksa ortaya şöyle bir sorun geliyor. Pahalı olan bu hattın güvenliğinin sağlanması gerekir. Petrol boru hattı güzergahı boyunca sık aralıklarla jandarma karakolları kurulması, ayrıca hızlı müdahale için iyi bir helikopter filosuna sahip olmanız gerekiyor. Bunun için Türkiye, başka ülkelerden helikopterler satın aldı. Bunların bir bölümü elektronik araçlarla donatılmıştı. Bir bölümü İsrail tarafından elektronik araçlarla donatıldı.

1995 yılında İsrail ile ekonomik ve askeri anlaşma imzalandı ve o anlaşma üzerine önce Türk jetleri, sonra da helikopterler İsrail’e giderek burada elektronik araçlarla donatıldılar. Türk savaş pilotları da bu ülkede eğitim gördü. Başka ülkelerin ordularına askeri eğitim verecekseniz son model tekniği öğrenmeniz ve bunu da onlara öğretebilmeniz gerekir.

Türkiye stratejik konumu itibarıyla ABD’ye bölgede uygun müttefik olmuştu ve bu alanda kendisini dayatabilecek konuma sahipti. Türkiye NATO üyesiydi ama durumu değişmişti. Türkiye, Kuzey Irak konusunda eleştiriler yöneltebiliyordu. 1990 öncesi böyle birşey düşünülemezdi. Türkiye’nin 1991 sonrasında stratejik konumu değişmiş askeri olarak bölgesel bir güç konumuna gelmişti ama askeri olarak halen eksikleri vardı. 1995’de İsrail ile yapılan ekonomik ve askeri anlaşması ile askeri olarak eksiklerini gideren Türkiye, daha sonra sıçrama yaptı.

Türkiye 1990’lı yılların sonlarında ordusunu mümkün olduğu kadar modernleştirdi. TSK’nin savaş araçlarının elektronik savaşa hazır hale gelmesi ile Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Atilla Ateş, 16 Eylül 1998’de Suriye sınırına giderek Abdullah Öcalan’ı bu ülkeden çıkaracaksınız, yoksa Suriye’ye giriyoruz tehdidini yaptı. Çünkü Türkiye artık, Suriye ile savaşabilecek konumdaydı. Suriye ile savaşırsa Yunanistan’da saldırabilirdi. Kısaca Türkiye, Suriye, Yunanistan ve PKK’ya karşı savaşacak konumdaydı. Türkiye’nin verdiği gözdağı ve kararlı politikası sonucu Abdullah Öcalan, Suriye’den çıkarılmak zorunda kaldı.

Türkiye’nin Küresel güç olma aşaması böyle başladı. Yani ilk yıllarında Türkiye, ABD’ye bağlıydı ama eskisi gibi bağlı değildi.

Yeni dünya düzeni 1997-1998’lerde çok kutuplu (ABD, Çin, Rusya, AB) oldu. Türkiye, büyük değişik güçler arasında oynayabilme kapasitesine ulaştı. Güçler arasında oynayabilmek için önce belli güçlerin, farklı merkezlerin bulunması gerekir ki siz bu farklı merkezler arasında oynayabilesiniz.

Yaklaşık on yıl önce Türkiye ile ABD arasındaki gerginlik başladı. Türkiye ABD’ye ihtiyacı olmaktan daha çok ABD-Rusya arasında oynamaktadır ve kendi isteklerini iki büyük güç arasında oynayarak her tarafa dayatabilmektedir.

Türkiye’nin ülke dışında değişik ülkelerde askerleri ve birkaç ülkede üsleri bulunuyor. Katar’da büyük bir askeri üssü bulunan Türkiye, Suudi Arabistan’ın Katar’a yapmak istediği darbeyi buradan önledi. Ayrıca ülke dışındaki en büyük askeri üs Somali’dedir.

Türkiye halen bir taraftan silah ithal etse de kendi silah sanayisini kurduktan sonra silah ihracatına da başladı. Türkiye değişik uluslararası silah fuarlarına katılarak ürettiği silahlarını burada sergiliyor. Türkiye, ekonomik olarak, askeri olarak gelişti ve Türk Savunma Sanayi Ve Silah Teknolojileri’ni, kurdu. Türk Savunma Sanayi Ve Silah Teknolojileri’ni, kuran Türkiye, İHA/SİHA ve çeşitli askeri savaş araçları üretti. Türkiye, alıcılara NATO standartlarını sunuyor. Azerbaycan ve Libya’daki askeri başarılarından sonra Afrika ülkeleri de artık İHA/SİHA istiyor. Türk İHA/SİHA’lar hem ABD veya İsrail’de yapılanlardan daha ucuz hem de kullanımı kolay ve Türkiye, koşulsuz bir silah satış politikası sunuyor. Bir İHA/SİHA operatörü veya teknisyeni yaklaşık dört aylık bir eğitim alıyor.

Türkiye, uzun yıllardan beri denizlerde zayıftır. Türkiye denizde özellikle hücum botlar yada küçük savaş gemileri vasıtasıyla bayağı ciddi bir güç durumuna geldi. Deniz kuvvetlerinin ciddi olarak ortaya çıkması, ürk Savunma Sanayi Ve Silah Teknolojileri’nde önemli bir gelişmedir. Zaten kısa süre önce Doğu Akdeniz’de Fransa’ya, Mısır’a. Yunanistan’a açık bir şekilde kafa tutması, denizlerdeki güçlenmesiyle mümkün olmuştur. Önümüzdeki yıl Türkiye’nin, küçük bir uçak gemisini denize indirmesi bekleniyor. Kısaca Türkiye, geniş bir bölge çapında askeri güç olarak ortaya çıkmıştır. Rahatlıkla bölgesel bir güç olan Türkiye, küresel güç olmayı hedefledi diyebiliriz. Bölgenin dışındaki faaliyetleri de bariz bir biçimde zaten genişliyor.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.