Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Türkiye, ABD/AB/NATO ilişkilerinde darbe almıyor. Atlantik’ten koparak Avrasya’ya yöneliyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Uluslararası ve bölgesel dengeler değişirken Türkiye’nin, jeo-stratejik konumu nedeniyle ABD/Batı‘nın, yeşil kuşak projesinin merkez üssü Türkiye olarak belirlendi. ABD/Batı’lı stratejisyenler tarafından da geliştirip uygulandı.

NATO‘nun kurulması ve Türkiye‘nin, üyeliğinin kabul olması ile Türkiye‘de, NATO üsleri kuruldu ve Türkiye, NATO‘nun, en stratejik ortağı oldu.

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasıyla ABD, hayali olan dünyada tek kutuplu Amerika İmparatorluğunu gerçekleştirdi. Ama bu hayali 1998’e kadar sürdü. ve Dünya, 4 kutuplu oldu. (ABD, AB, Rusya, Çin) Dünyanın 4 kutuplu olmasından sonra başlayan jeo-stratejik ve jeo-politik ilişkiler sürecinde ülkelerin bölgesel öncelikleri de farklılaştı.

Türkiye‘nin, İkinci dünya savaşından sonra yer aldığı Atlantik, önce Sanayi üretimini daha sonra da Tarım üretimini bitiren uygulamalar yaptırdı. Üretimi biten Türkiye‘ye, borçlanma Ekonomisini dayatan Atlantik, borç verdi ve faizini de alırken Türkiye‘nin, borç batağına saplanmasına neden oldu. Atlantik‘in, dayattığı Borçlanma Ekonomisi Türkiye‘nin, bölgesel önceliklerinin ağır basmasına neden oldu.

Jeo-stratejik ve jeo-politik ilişkiler sürecinin mecburiyetleri Türkiye‘yi, stratejik çıkarlarının da olduğu Avrasya’ya zorunlu yönlendirdi. Türkiye‘nin, Enerjisi ve sınır güvenliği, jeo-stratejik ve jeo-politik önceliğinin Atlantik‘te değil Avrasya‘da, yer almasının gerektiğini zorladı. Çünkü Türkiye‘nin, Enerjisi (Petrol, Doğalgaz)  Avrasya yer alıyor. (Rusya, Azerbaycan, İran) Atlantik, Türkiye‘nin, bölünmesini dayatırken Avrasya toprak bütünlüğünü savunuyor

Türkiye‘nin, ABD/AB/NATO ilişkilerinde darbe aldığını savunanlar Türkiye‘nin, Atlantik‘ten koparak Avrasya’ya yöneldiğini göremeyenlerdir.

Atlantik‘ten koparak Avrasya‘ya yönelen Türkiye‘nin, NATO‘ya, stratejik yönelimleri de değişti. Türkiye‘nin,  NATO politikası ve ittifak ilişkileri değişme sürecine girdi. Türkiye‘nin, NATO‘ya karşı Politikasının değişimiyle NATO‘nun, bölgede konum kaybı başladı ve yeni arayışlara yöneldi. (PKK/YPG silahlı gücüm diyerek 3000 TIR silah vermesi vb)

Türkiye’nin, NATO stratejisi dışına çıkmak istemesi ve ŞİÖ ile yakın ilişkilere girmesi Bölgede konum kaybetmeyi kabul edemeyen ABD/AB/NATO‘ya, Türkiye‘yi zorlayacak yaptırımlar dayattı. (Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin dondurulması tehdidi, gümrük anlaşmasının yenilenmemesi, Türkiye’yi zorlayacak ekonomik yaptırımlar, Türk ordusuna askeri yedek parça ve teçhizat tedarik eden şirketlerin örtülü ambargoya başlaması, NATO’nun, TSK ile stratejik bilgi paylaşmaması, NATO’nun çok önemli gizli bilgilerine sahip oldukları ve NATO’nun zarar göreceği düşüncesiyle asker üniforması giymiş FETÖ’cü teröristleri NATO’nun, Türkiye’ye “Türk subaylar terörist olamaz” cevabı ve 200’ün üzerinde FETÖ’cü teröristi Türkiye’ye iade etmemesi, NATO’nun, yurt dışına kaçan FETÖ’cülerden Almanya’ya iltica etmelerini istemesi, NATO’nun, müttefikim dediği Türkiye’ye değil darbeci FETÖ’cülerin içerisinde yer aldığı Gülen cemaatine güvenmesi)

Türkiye‘nin, Çin’den füze savunma sistemleri almak istemesi ve Rusya’dan, S-400 füze savunma sistemleri alması Türkiye‘nin, satın almalarının daha da ilerleyeceğini ve Türkiye‘nin, ABD/Batı stratejisindeki değişimi ortaya koyuyor. Uluslararası gelişmeler dikkatli okunduğunda Türkiye, kendi politik kararlarını ve bölgesel politik stratejisini kesintisizce uyguluyor.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.