Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Türkiye, Hava ve Karadan sonra Denizde de güçlü…

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 1984’te PKK terör örgütü ile amansız bir savaşa başladı. Ama o zamanlar ordunun elektronik donanımları gelişmediğinden istediği başarıyı elde edemiyordu. Zaten Türkiye‘nin 1991’deki Birinci Körfez Savaşı’na katılmak istememesi ve ordunun ısrarla karşı çıkmasının nedeni buydu.

1996’da TSK‘nin savaş uçaklarının gerekli elektronik donanıma sahip olmaları için İsrail ile askeri bir anlaşma yapıldı ve Savaş uçakları gece operasyon yapabilecek konuma getirildi. Daha sonra da helikopterler ve tanklar elektronik araçlarla donatıldı. Savaş uçaklarının gece operasyon yapabilir konuma getirilmesiyle, helikopterler ve tankların elektronik araçlarla donatılmasıyla PKK ile savaşta isabet güçleri artı. İsrail ile yapılan bu anlaşma karşılığında İsrail uçakları da geniş olan Konya ovasında eğitimlerini yaptı. (Türkiye ile İsrail’in, ekonomik ilişkileri iyi ama politik ilişkilerinin şu an bozuk. Bu nedenle İsrail, yıllardan beri Yunanistan ile anlaşmış durumda olduğundan İsrail savaş uçakları İsrail – Girit arasında eğitim uçuşu yapmaktadır.)

PKK ile yapılan savaşla bir taraftan ordunun savaş tecrübesi gelişirken bir taraftan da ordunun elektronik donanımlarındaki eksikler tespit edildi. Türkiye, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan‘ın, Suriye‘de, olmasından rahatsızdı. Çünkü Türkiye‘ye, terör Suriye‘den geliyordu. Suriye ile terör örgütü nedeniyle savaşırsa Yunanistan‘ın, Ege ve Akdeniz karasularındaki konumunu güçlendirmek için harekete geçeceğini biliyordu. O zamanki Türkiye‘nin, deniz gücü de zayıftı. Bu durumda Türkiye, hem PKK ile hem Suriye ile hem de Yunanistan ile olası bir savaşta başarısız olacağını biliyordu. Türkiye, gece savaşı yürütebilecek kapasiteye ulaştıktan sonra savaşı göze aldı. Savaş araçlarının elektronik donanımlarını geliştiren ve savaş tecrübesi gelişen ordusuyla Türkiye, Suriye’yi, Abdullah Öcalan‘ı, Suriye‘den, çıkartmazsa Suriye‘yi, işgal etmekle tehdit etti ve başarılı oldu.

Türkiye şimdi Akdeniz, Suriye, Irak, Katar, Somali, Libya, Azerbaycan, Afganistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Kuzey Kıbrıs, Lübnan, Mali, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Sudan‘da yer yer gücünü gösteriyor.

Türkiye‘nin güç gösterisi ille de silah kullanması demek değildir. Türkiye, ordusuyla devriye gezerek, tatbikat yaparak da gücünü gösteriyor. Gücü göstermek onu bir çeşit kullanmaktır. Rakibe mesaj vermek için silahlar konuşmasa da güç yığılması gerekmektedir. Türkiye‘nin, ordusuna yıllardan beri silah ve personel verdiği Azerbaycan’da da Akdeniz’de de durum budur.

Daha önce Ege‘de, Yunanistan ile sadece havadan it dalaşı yaşayan Türkiye, Akdeniz‘de, şimdi benzerini denizde yaşamaktadır. Fransa ve İsrail‘in açıklamalarına göre Akdeniz ve Güney Kıbrıs‘ta Türkiye‘nin, rakibi sadece Yunanistan değildir. Türkiye, Akdeniz’de şu an İsrail, Fransa ve Yunanistan‘a karşı hamle yapabiliyorsa deniz kuvvetlerini istediği oranda geliştirmiş demektir.

Almanya, Avrupa Birliği (AB) dönem başkanı olarak Yunanistan’ı destekliyor olsa da Türkiye, özellikle Almanya’dan aldığı deniz savaş araçları ile denizde gücünü artırdı. Not: Almanya’nın silah ihracatının üçte birini Türkiye satın aldı. Denizaltı siparişleriyle bu oran daha da yükselecektir.

1984’ten beri PKK ile yürütülen savaş Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) en iyi savaş tecrübesine sahip ordulardan birisi konumuna getirdi ve dünya da böyle kabul ediliyor.
 

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.