Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Türkiye, kendi ekonomik dönüşüm rolünü tanımlayarak, bölgeye model olarak sunmak istiyor.

Bir teoriye doğru yada yanlış diyebilmek için yaşanan olayların ne oranda açıkladığına bakılır. Alıntılara bakılmaz. Önemli olan konuyu açabilmek ve sürekli olarak yeni örneklerle besleyebilmektir. Türkiye, Avrupa, Asya, Ortadoğu ve Afrika’yı etkileyen ülke olma yarışında başarılı olursa elbette güçlü ekonomisiyle hedefine ulaşacaktır. Türkiye’nin, dünyada yeni çıkan güçlerden birisi olduğu yaptığı çok sayıda ekonomik ve politik girişimi ile açıklanabilir, tersi olmuş olsa bu görünmez. Türkiye‘nin, dışarıdan yatırım aldığını görüp Türkiye‘nin de başka ülkelere sermaye ihraç ettiğini görmeyenler Türkiye‘nin şu anki konumunu anlamamış olanlardır. ABD, küresel bir güç olmasına rağmen sermaye ithalatçısı bir ülkedir. ABD’ye yatırım yapan dış sermaye ABD‘den dışarıya yatırım yapan iç sermayeden daha fazladır.

Küreselleşmenin etkisiyle dünya ekonomisinde bir büyümeyi tetiklendi ve bizim gibi ülkelerin ihracatlarındaki sanayi ürünlerin payı artmaya başladı. 2000’li yıllardaki büyüme ile birlikte Türkiye, Brezilya, Güney Afrika, Hindistan, Malezya, Meksika, Nijerya gibi ülkeler hızlı bir ekonomik büyüme süreci yaşadılar. Tüketimin ve iç pazarın büyümesi Türkiye‘deki şirketlerin güçlenmesini sağladı ve kendi çapında sermaye ihraç edebilecek konuma gelerek bölgesinde ekonomik etkiye sahip hale geldi. Küresel sistem içerisinde bölgeye yayılarak sermaye ihraç eden Türkiye, kendi ekonomik dönüşüm rolünü tanımlayarak, bölgeye model olarak sunmak istiyor.

Türkiye, ABD ve Rusya yada değişik ülkeler arasında oynayarak kendine yol açan bir ülke konuma geldi. Buna örnek olarak ABD/İsrail‘in bölgede denize açılan bir Kürdistan (2. İsrail) kurmak istemesi ve Türkiye‘nin Rusya ile beraber olarak bunu önlemesi. Türkiye, bunu başarırken Rusya ile Türk Akımı Projesi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve S-400 anlaşması yaparak başardı.

Türkiye, ABD‘nin maşası olmadığını başka örneklerle de gösterdi. Venezüella, ABD‘nin uyguladığı ambargo nedeniyle altınlarını piyasaya süremiyordu. Türkiye, bu ambargoyu delerek Venezüella’nın altını işleyip satılacak duruma getirmeyi üstleniyor ve altınların piyasaya sürülebilir hale getirilmesi için Çorum‘u seçiyor. ‪24 Haziran 2005 İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Mahmud Ahmedinejad, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra İran, ABD ambargosunu Türkiye üzerinden aşıyor. ABD‘nin uyguladığı bu ambargoları ABD‘nin maşası nasıl delebiliyor?‬

Türkiye, bir Almanya değil ama sermaye ihraç eden bir ülke ve bu ihraç gittikçe artıyor. Türkiye, Libya, Rusya, Orta Asya ülkeleri, Tunus, Ürdün, Yemen, Kuveyt vd. inşaat sektörü pazarı ile “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde Çin’in ardından dünya ikincisidir. Türkiye‘nin, inşaat sektörü pazarında ilk sırayı Libya‘da, 1972’den beri 40 milyar dolarlık iş alıyor. Libya‘daki savaş sonrası Türkiye’ye, şimdi en az 50 milyar dolarlık iş fırsatı doğuyor.

Türkiye, inşaat sektörü pazarının yanısıra silah sanayisine de ağırlık verdi. SİHA/İHA (silahlı/silahsız insansız hava aracı) üretebilen ve satan az sayıdaki ülkeden birisi oldu. Silah sanayisi ve ihracatı önemli başka bir bileşendir. Önceleri Almanya’dan küçük savaş gemileri alan Türkiye, şu veya bu teknolojiyi başkalarından alarak kendi tersanesinde kendi muhribini üretmeye başladı ve kullanmak için de kimseden izin almıyor. Şimdi Almanya’ya yapılan denizaltı siparişleri var.

Üretime yönelik 15-20 civarında ülkede yatırıma sahip Koç, Sabancı, Yıldız holding ile birlikte Şişe-Cam, Anadolu Efes, Ülker, TPAO ve Tosyalı Demir Çelik örnek verilebilir. Koç grubu Pakistan ve Bangladeş’te birkaç firmayı satın alarak geniş bir beyaz eşya pazarı ile bu ülkelerin iç piyasasına buzdolabı, çamaşır makinesi vb. ürünleri üretiyor. Belçika’nın dünyaca ünlü Godiva şirketini satın alan Ülker grubu (Yıldız holding) daha sonra ABD ve İngiltere’de çikolata fabrikaları satın almıştır ve bisküvi üretimi alanında dünya üçüncüsüdür. OYAK Portekiz’de Avrupa’nın en büyük çimento fabrikalarından birini aldı. Burada iç ve dış politika birliktedir. Sermaye ihracında Türkiye‘nin 30 yıllık tarihi vardır.

Bu bileşenler sürekli büyüyorlar ve başka bileşenler de katılıyor. Her birleşen Türkiye‘nin büyümesine yeni bir katkı olarak görülmelidir. Kendisine güveni artan Türkiye‘nin, Ayasaofya‘yı, Cami olarak ibadete açması kendisini bölgeye model olarak sunmak istemesi ile ilgili. Ayasofya’nın müze olması Türkiye’nin, Ortadoğu’dan uzaklaşarak Batı’ya yaklaşmasının sembolüydü. Şimdi Ortadoğulu olduğunun sembolü oldu…
 

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.