Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Türkiye, Suriye politikasında değişime gidecek mi?

ABD ve Rusya’nın, Suriye’deki çıkarları önemli oranda çakışmamasına rağmen, ortak bazı noktaları çok daha belirgin olarak ön plana çıkıyor. En başında da Beşşar Esad‘ın, başında bulunduğu bir geçiş sürecinin olması konusunda anlaşması. Türkiye, Suriye’de çıkarı olan bütün küresel güçlerle ittifak gücü haline gelirse Suriye’nin, geleceğinde önemli oranda söz sahibi durumuna gelir ve Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel ilişkilerdeki konumu bütün sınırların Türkiye denetimine geçmesine yol açar. PKK’nin egemenlik alanlarına karşı olduğunu bilen Türkiye, sınırlarımız içerisindeki Kürt meselesinde inisiyatifi zaten PKK’nin elinden aldı.

Türkiye‘nin, Suriye‘de Askeri ve siyasi varlığını göstermesinin nedeni Mülteciler ve PKK‘dir. Türkiye, bir taraftan taşınmaz hale gelen Mülteciler için Suriye‘de güvenli bir bölge oluşturmak için uğraşırken, bir taraftan da PDY/YPG‘nin, sorununda rol almaya çalışan PKK’nin, Kürt sorununu iç sorundan çıkartarak uluslararası sorun haline getirmeye çalışmasını önlemeye çalışıyor. Türkiye‘nin Küresel güçlerin desteğini alarak Cerablus‘a girmesi Türkiye için tehdit ve tehlike olarak algılanan Suriye’deki bütün dengeleri değiştirmiştir. PKK‘nin stratejisine ciddi bir darbe vurarak stratejik gelişmesini de engellemiştir. Türkiye‘nin, Cerablus‘a girmesi PKK‘nin, Türkiye içerisindeki hareket alanını oldukça daralttı. Aynı zamanda da Suriye‘deki, DAİŞ ile mücadelenin Türkiye‘siz olmayacağı gerçeği anlaşıldı.

DAİŞ, küresel güçlerin imkanlarını kullanan profesyonel bölgesel güçtür. DAİŞ’i, organize eden küresel güçler Türkiye’yi, itibarsızlaştırmak ve iç savaşa sürüklemek için 15 Temmuz‘da, bir Darbe girişiminde bulundu. 15 Temmuz, Türkiye adına büyük zaferdir ve büyük bir meşruiyet alanı yaratmıştır. Türkiye‘nin, Suriye‘de sıcakkanlı ve aceleci tavırlara sarılmadan, yeni düşmanlıklara yol açmaması gerekir.

FETÖ/PDY, başarısız darbe girişimine karşı örgütlenen toplumsal tepkinin kalıcı olması gerekir. Suriye‘deki politikamızı eski politikanın çökmesine neden olan olgu ve olayların üzerine değil de yeni değerler üstüne bina etmek gerekecek. Türkiye‘nin, yaşadığı FETÖ/PDY başarısız 15 Temmuz darbe girişiminden sonra oluşan 15 Temmuz ruhu bizim için en yeni değerdir.  Türkiye’nin, Suriye denkleminde kurucu bir güç olarak görülmesi ve ittifak gücü içerisinde yer alması çok daha belirginleşir.

DAİŞ ile mücadeleye kilitlenmiş ABD, Suriye‘yi DAİŞ‘ten arındırmak istiyor. ABD, Suriye’de, DAİŞ ile mücadelede yanında kim durmuşsa Suriye’nin, geleceğini onunla paylaşmak istiyor. Irak‘ta, Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) lideri Mesut Barzani‘ye destek veren Türkiye, Suriye‘de PKK‘ye mi karşı yoksa Kürt oluşumlarının tamamına mı karşı?  Türkiye‘nin, Suriye‘de ABD‘nin, PYD/YPG‘ye duyduğu ihtiyacı görmesi için Kürt sorununa iyi bakması gerekiyor. Suriye‘deki Kürtlerin ulusal çıkarlarıyla PKK‘nin, hedefleri arasında ortak hiç bir çıkar bulunmuyor. Suriye politikamızda PKK’yi Suriye’de yalnızlaştırmak için PYD/YPG’yi, PKK’dan ayrıştırma siyasetine ağırlık verebilir. Türkiye, Suriye‘de küçük roller peşinde koşan PKK‘yi uluslararası alanda zorda bırakacak bir hamle yapması gerekiyor. ABD’ye PKK ile PYD/YPG’nin ayrıştırılması koşulunda destek verilmesi önerilse nasıl olur? PKK’nin, Suriye denkleminden bütünüyle izole olması demek Türkiye’nin, yeniden oyun kurucu olarak sahaya dönmesi anlamına gelir. DAİŞ‘ten arındırılmak için Rakka‘ya girme hazırlığı yapan Türkiye, PKK’nin etkisizleştirilmesini de sağlayabilir. PKK‘nin göstermeye çalıştığı bağı kopartmak için Türkiye, Kürtlerin tamamının karşısına dikilmek yerine Kürtlerin de desteğini sağlayacak bir yol izlemesi Türkiye‘nin, yararına mı olur zararına mı?

Küresel güçler sizin ne düşündüğünüze bakmaz. İşbirliğine yatkın, yararlı ve elverişli pozisyonunuza bakar. ABD‘nin, Suriye‘de Türkiye’ye bakacağı yönü “Türkiye, anahtar rolü oynama beceresi gösterebilir mi gösteremez mi?” diye bakar. Türkiye‘nin, Suriye politikası DAİŞ karşıtlığı üzerine yapılanmalı ve Rakka ile Musul‘a mutlaka girilmeli. Türkiye, Rakka ve Musul’a girdiğinde bütün dünya ile ilişkileri normalleşir ve uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin, bir güç olduğunun tescil edilmesi olur. Suriye’deki ABD ve Rusya gibi küresel güçlerin uygulamak istedikleri stratejisine ortak olmak, politik kazancın bir parçası olmaktır.

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.