Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Türkiye’ye, ister alt emperyalizm deyin isterseniz bölgesinde güç sahibi deyin…

Karşı görüşler bulunsa da Türkiye’nin, dünyada yeni çıkan güçlerden birisi olduğunun görülmesi giderek daha fazla kişi tarafından dillendiriliyor yazılıyor. Türkiye‘nin, bu yükselişi de devam edecektir..

Türkiye‘nin, 1991’den sonraki büyüme hedefi diğer güçleri dışlamak yada geçmek anlamına gelmez. Türkiye‘nin, dünya ile birlikte değiştiğinin anlaşılması gerekir. Güç denilince sadece ABD‘yi, yada Rusya‘yı, yada Çin‘i, anlamamak gerekir. Bilinen dünya güçleri bölgesel güçleri çiğneyerek isteklerini dayatamayacaklarını bilirler. Bu nedenle dünyanın değiştiğini bu değişiminin de yeni güçleri ortaya çıkardığını anlamayan Dünyayı da Türkiye‘yi de anlamamıştır.

Dünyada güç denilince anladıkları tek kelime ABD olanlar halen ABD‘yi dünyanın jandarması zannediyor. Bu insanlar 30 yıl geriden geldikleri için günümüze yetişmelerini beklemeyin. Rusya, dünyada güç olan ülkelerden birisi değil mi? Türkiye, halen ABD‘nin maşası olduğunu zannedenlerin Rusya‘nın, başka bir güç olduğunu kabul etmeleri mümkün değil. Eğer kabul ederlerse onların bildikleri dünya olmaz.

ABD, Rusya rakipse ve Türkiye, ABD‘nin maşasıysa Türkiye ile Rusya arasında Türk Akımı Projesi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve S-400 anlaşması nasıl olabiliyor?

Sovyetler Birliği‘nin dağılması Türkiye‘ye, geniş bir faaliyet alanı sağlamıştır. Türkiye, kendinden daha güçlü ülkeleri birbirine karşı kullanarak aralarından kendi gelişme yolunu açtı. Bunu yaparken de kendisini zora soktuğu hamleleri oldu. Ama yılmadı ve başka hamleleri deneyerek yoluna devam etti.

1991’de Sovyetler Birliği dağılmasıyla iki kutuplu (ABD-Sovyetler Birliği) dünya sona erdi. ve tek kutuplu (ABD) dünya ortaya çıktı. 90’lı yılların sonlarına doğru tek kutuplu dünya da sona erdi ve çok kutuplu dünya ortaya çıktı. (ABD, Çin, Rusya, AB) Çok kutuplu dünya bölgesel güçlerin tırmanması için önemli bir zemin hazırladı. Çok kutuplu dünyayı temsil edenler bölgesel güçlerin bulunduğu alanda bu güçleri dikkate almadan hareket edemez. Bu nedenle de bölgesel güçler çok kutuplu dünya temsilcileri arasında manevra yapabilme ve kendi politikasını dayatabilme olanağı bulur.

Akdeniz’de, Libya‘da, ABD, Rusya ve Fransa‘ın çıkarları birbirinden farklıdır. Türkiye, Fransa ile sürtüşmeyi göze alabildiğine göre ABD‘nin mi Rusya’nın mı yoksa denizde eskisine göre güçlü olduğu için kendi izlediği politikasını mı yerine getirmek istiyor? Türkiye‘nin, Libya seferi ve Fransa ile Akdeniz’de sürtüşmeyi göze almasının nedeni şu şekilde açıklanabilir. Almanya‘dan, Fırkateyn de ithal eden Türkiye, Almanya‘dan sipariş ettiği modern deniz üstü savaş araçlarıyla Türk deniz kuvvetlerini donattı ve Akdeniz‘deki konumunu güçlendirdi. İthal edilen savaş gemileri (fırkateyn) Türkiye‘nin, daha büyük savaş gemisi üretmek istediğini gösteriyor. Türkiye, Almanya‘dan, denizaltı siparişlerinin tamamlanmasıyla ve kendi üreteceği büyük savaş gemisi ile Doğu ve Orta Akdeniz‘deki faaliyetlerini genişletecektir.

Türkiye, bağımlı bir ülke olsa da kendi politikasını dayatabilecek, farklı merkezler arasında manevra yapabilecek kapasiteye sahiptir. ABD ve Rusya, Suriye‘de, hava gücü, özel kara kuvvetleri ve askeri üsleri ile bulunuyor. Aralarında çıkar çatışması olsa da istedikleri gibi hareket edemezler. Türkiye, bu iki gücün Suriye’de bulunmasına rağmen Suriye’nin, belli bir bölgesi için burada söz sahibi benim dedi ve kaymakam da atadı, Türk Lirası’nı (TL) para birimi olarak da kullandırmaya başlattı.

ABD/İsrail bölgede denize açılan bir Kürdistan (2. İsrail) kurmak istedi ama Türkiye’nin, buna karşı gelmesiyle hayallerini gerçekleştiremedi. Türkiye bunu başarırken bazen ABD ile bazen de Rusya ile birlikte hareket etti. Gerektiğinde de ikisini birbirine karşı kullanan politikasını yürüttü. Rusya, Suriye’de, hava sahasını açmamış olsa Türkiye‘nin, operasyon yapması mümkün olmazdı. Türkiye‘nin, Rusya ile Türk Akımı Projesi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve S-400 anlaşması Türkiye‘nin, Suriye‘deki operasyonlarının önünü açtı ve ABD/İsrail‘in, Arapları da bölerek denize açılan Kürdistan (2. İsrail) projesini bitirdi. PKK/YPG ile ABD’nin ilişkisi biliniyor. ABD’nin bölgedeki gücü PKK/YPG’ye, Türkiye‘nin yapacağı operasyona ABD, engel olmak istese de Türkiye, Rusya ile anlaşıp yine operasyon yaparak terör örgütünü zayıflatmaya devam ediyor. Özet olarak Türkiye, Suriye politikası ile iki güç (ABD, Rusya) arasından kendine yol çizmiştir.

Türkiye, otuz yıl önceki ABD‘nin maşası olan bir ülke değil. Eğer ABD‘nin maşası olan bir ülke olmuş olsaydı ABD‘den izin almadan Suriye‘de, Irak‘ta PKK’ye, operasyon yapamazdı. PKK’nin Kandil’de konuşlanması Birinci Körfez Savaşı sonrasında ABD tarafından Irak’ta ilan edilen uçuşa yasak bölge sayesinde oldu. Eğer Türkiye, halen ABD‘nin maşası olsaydı şimdiye kadar Kürdistan (2. İsrail) kurulmaz mıydı? ABD‘nin, bölgedeki müttefiki Suudi Arabistan, Katar‘da darbe yapmak istediğinde Türkiye, üssündeki askerleriyle bu darbeyi engel oldu. Eğer Türkiye, halen ABD‘nin maşası olsaydı Suudi Arabistan‘ın, Katar‘da yapmak istediği darbeyi engeller miydi?

ABD, Venezüella‘ya uyguladığı ambargo nedeniyle Maduro yönetimi ülkenin elindeki altınları piyasaya süremiyor. Türkiye‘de, Venezüella’nın altını işleyip satılacak duruma getirmeyi üstleniyor. Ve altının piyasaya sürülebilir hale getirilmesi için de Çorum seçiliyor. Türkiye, değişik ülkeler arasında oynayabilmekte ve kendine yol açabilen bir konumdadır. ABD‘nin uyguladığı bir ambargoyu ABD‘nin maşası nasıl delebiliyor?

24 Haziran 2005 İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Mahmud Ahmedinejad‘ın, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra İran’ın, ABD ambargosunu Türkiye üzerinden aşmasını da hatırlarsak Türkiye, bölgede nasıl ABD‘nin taşeronu, maşası oluyor?

Türkiye‘yi halen eski Türkiye zannedenler bugünlere gelmeye çalışmalıdır. Çünkü bu insanlar bugünün Türkiye‘sinde değil otuz yıl öncesinin Türkiye‘sinde yaşarlar. Bir ülkede mevcut olanı değiştirmek için mücadele ediyorsanız önce olanı iyi tanımak, ülkede olan değişimi iyi görmek gerekir. Başka türlü bir şans aramayın; mümkün değil…!

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.