Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Yeni Sünni koalisyon Türkiye-Suud-Katar, ABD’yi, İran’a karşı dize getirebilir mi?

Suudi Arabistan, ABD’nin İran, Suriye, Irak ve Yemen politikasından mutsuz.
CIA’in Bölgede her türlü kirli işine ortak olan Suudi Arabistan, ABD-İran Nükleer Müzakere anlaşması nedeniyle ABD-İran yakınlaşmasını tehdit görüyor ve şimdi kalkmış Barack Obama’yı tehdit etmeye çalışıyor.

Müslüman Kardeşler’i güvenlik tehdidi olarak gören selefi Kral Abdullah’ın politikasını değiştiren Kral Salman, İran’ı Suudiler için birinci güvenlik tehdidi olarak görüyor.
Kral Salman’ın Müslüman Kardeşler’i güvenlik önceliği olmaktan çıkartması, yerine İran’ı yerleştirmesi, İran’a karşı Türkiye’nin de içinde yer alacağı bir “Sünni Koalisyon”u gerekli gördü.
Müslüman Kardeşler’e düşmanlık beslemeyen Kral Selman, Yemen’de Husilere karşı Müslüman Kardeşler’le işbirliğine yöneldi.

IŞİD’e karşı savaşta ABD-İran örtülü ortaklığı ABD‘nin Irak‘ta, siyasi istikrarı yeniden lehine çevrildiği için İran’la nükleer pazarlıkların dinamitlenmesini istemiyor.
ABD’nın Suriye‘de öldürücü darbenin vurulmasına yardım etmesini istiyorlar ama ABD, yeni bir savaşı finanse edemeyecek gözüküyor.
Suudi Arabistan, ABD‘nin, Bölgede İran Politikasını değiştirmek için Türkiye’yi de yanına çekerek yürüttüğü politika sonuç vermesi pek şüpheli.
Sünni koalisyonun ABD’yi kendi çizgisine çekmek isterken ABD‘nin çizgisine kendi geçebilir.

Suudi Arabistan, ABD‘nin. Ortadoğu Politikasını ABD’yi, tehdit ederek kendi isteğine göre şekillendirmek istiyor.
%70’i Şii olan Basra Körfez‘inde Suudi Arabistan‘ın, Yemen‘e, girmesi intihardı ve Yemen Suudi Arabistan‘ın, Vietnam’ı olur.
Suudi Arabistan’ın Yemen‘de istediği de “Mütakere” değil!
İran‘a ders vermek için Husilerin, ezilmesini istiyor.
Suudi Arabistan, Katar‘ı aracı kullanarak peşine taktığı dünya liderinin Osmanlı hayalini vaat ederek İdlib‘in, kuşatılmasında Türkiye, büyük rol oynadı.

Suudi Arabistan, neredeyse Şam Yönetimi’ne karşı Türkiye‘yi savaşa sokacaktı.
Yeni bir “Sünni ekseni” oluşturan Türkiye-Katar-Suudi Arabistan, büyük mali ve askeri destek sağlanarak El Nusra, Ahfadu Salatin, Ebu Amara Tugayları, Ahrar’uş Şam, Safva Tugayları, Birinci Fırka (Fevc’ul Evvel), Nusra Cephesi, Ahrar Suriye , Nureddin Zengi Hareketi, 16. Fırka, Fecr Hareketi, Şam Cephesi, Suriye Devrimcileri Tugayı, Feylak’uş Şam (Şam Şahinleri) ve Ceyş’ül İslam gibi 12 örgütü ittifak ile “Fetih Ordusu” adıyla birleştirdi ama şu ana kadar sadece, Suriye muhalefetinin vilayet merkezi İdlib ve onun stratejik önemdeki ilçesi Cisr el-Şugur’da sonuç alabildiler.

İdlib ve Cisr el-Şugur, ABD’den bağımsız olarak hatta Türkiye-Katar-Suudi Arabistan, ABD’ye yönelik rahatsızlığın bir sonucu olarak gerçekleşti.
İdlib düşer düşmez Beşşar Esad’ın günlerinin artık sayılı olduğu umut edilerek Beşşar Esad‘ın ömrü üzerinde spekülasyonlar canlanırken yeniden ömür biçilmeye başlayanlardan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Esad, Şam’dan Lazkiye’ye geçecek gibi” dedi.

Rusya ve İran‘ın desteklediği Suriye rejimi darbe aldı ama günlerinin sayılı hale gelmiş olduğu kuşkulu.
Suriye‘de rejimin gitmesi için Rusya ve İran desteğini kesmesi gerekir.
Bu şekilde yıpratma savaşı olur ve Suudi Arabistan rejiminin peşine takılarak, bu savaşta Türkiye yıpranırken Suriye‘de arzuladığı sonuçları alamaz.

Yemen, Suudi Arabistan‘ın, Vietnam‘ı olursa Beşşar Esad rejimine karşı savaşan Suudi Arabistan-Türkiye-Katar destekli Muhalif örgütler desteğe ihtiyaç duymadıkları anda bu koalisyona karşı dönerlerse bir Yemen olmayan Suriye‘de Türkiye’nin, Vietnam’ı olur…
Hatta Ortadoğu, hepten Sünni koalisyonun Vietnam’ı olur.
ABD‘de, Afganistan‘da, Kızıl Ordu’ya karşı destek verdiği örgütü karşısında bulmuştu…

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.