Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Yeni Tip Koronavirüs (Covid-19) “Ayağını Yorganına Göre Uzat” Dedi.

Yeni tip koronavirüsün (Covid-19) salgını ile dünyada ekonomi durdu. Yeni dünya sistemine geçmemiz hızlandırıldı. E-ticarete geçilmişti. Şimdi daha da hızlandırıldı. E-ticaret ile dijital parayı kullanıyorduk. Şimdi tamamen dijital paraya geçilecek.

Salgınla birlikte evlere kapatıldık. Birbirimizden uzaklaşarak yalnızlaşmamızı küreselciler çok iyi yürütüyorlar. Sosyal mesafe adı altında kimse kimseye gidip gelmesin ve kimse kimseyle görüşmesin diyorlar. Yani yalnızlaşalım istiyorlar. Oysa virüs kapmamak için aramızdaki fiziki mesafeyi ayarlayarak herkes herkesle görüşebilir. Zaten sosyal mesafe kelimesi de çok büyük bir algı oyunu. Gerçeği fiziki mesafe. Korkan bir topluma her şeyi kabul ettirirler. Bu nedenle kesinlikle korkmamak gerekiyor. Korkunun ecele faydası var mı? Onların bir planı varsa onların karşısında olanlarında bir planı var ve bu plan da işleyecek. Çünkü üst akıl varsa biz de üst akılın üstüyüz

 Peki bu virüs kime yaradı? İlk bakışta hemen tefecilere (IMF) yaradığı görünüyor. Küreselcilerin amacı yeni tip koronavirüsün (Covid-19) salgını ile ulus devletlerin ekonomisi çöksün istiyorlardı. IMF hiç zaman kaybetmeden Ekonomisi kötüye giden 25 ülkeye borç para dağıtılmaya başladı. Verirken de ağır bir şartname koydular. Zaten virüs ile amaçları ulus devletler bana gelsinler, para istesinler ki dayatacağım şartları karşı gelmeden kabul etsinlerdi.

 Dünyadaki statüko değişiyor. Petrol fiyatları düşerken petrolden geçinen ülkeleri çok kötü günler bekliyor. Belki petrol daha bitmez ama fiyatı çok düşük olur. Şimdiye kadar petrolden geçinen ülkelerin ekonomisi kötüye gidince gıda krizi ile birlikte Türkiye’ye yaklaşacaklar. Önümüzdeki zaman ABD de AB’nin dağıldığını gösterirken Türkiye’nin liderliğinde Türkiye’nin, Türk cumhuriyetleri ile birleşerek genişlediğini gösterecek. Türkiye tarımsal bir devrim yaparak krizi kara geçirecek.

 Bankaların işi para dağıtmak kredi kartı ile sizi olmayan parayı harcamaya alıştırıyorlar. Düzenli ödüyorsan limiti de artırılıyor. Sonuç olarak sen sürekli faiz ödemek zorunda kalıyorsun ve o sarmaldan bir daha çıkamaz duruma geliyorsunuz. Borcu ve faizi ödemek için başka bir kredi arayarak sürekli borç ve faiz ödemek zorunda kalıyorsun. Zaten kredi kartları boşuna verilmedi. Borçla yaşamaya alıştırıldık. Borç tuzağına girmez ben varıl der, varolduğunu tanırsan, köleliği kabul etmemiş olursun. Her birey borcu kabul edip yaşıyorsa özgürlüğünü teslim etmiş demektir.

 Sorunca herkes küreselcilere kızıyor ama hiç kimde onlara karşı gelmiyor. Karşı gelmiyorsan sen parasal dünyaya bağımlı olarak teslim olmuş ve onların köleliğini kabul etmişsin. Sen artık kesinlikle özgür olamazsın. Bunlara nasıl karşı gelirim diyorsan borç almayacaksın, faiz ödemeyeceksin. Eğer borç almayıp elimizdekilerle yetinsek bunlar bir hiçtir.

 Zaruri ihtiyaç için kredi olabilir ama arzular için kredi olmaz. İşyeri kapanmış, işten çıkarılmış kredi ile ev, araba alanlar şimdi bu borcu nasıl ödeyeceğim diye düşünmeye başladı. Borcu olmayanlar borcu olanlara göre çok daha rahat. Borcu olmayanlar, zaruri ihtiyaç için para kullanıp masraflarını daha da kısarak idare etme şeklini buldular.

 Dinin en ihtiyaç olduğu şu salgın döneminde din, sosyal hayattan çekildi, kutsal mekanları boşaltıldı. Sanki sizin nerde Allah’ınız, neden sizi kurtarmıyor? dediler. Bundaki amaçları da inanç sistemini sarsmak istemeleriydi. İnsanlar Allah’tan dinden uzaklaşsınlar ki bizim ileride sunacağımız dini kabul etsinler. Allah ile insanın arasındaki kutsiyet koparsa, o insandaki bütün anlayışlar gider. Bu nedenle önce Allah’ını tanıyacaksın…

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.