Gülümseyerek ve umutlarla teslim ettik geçmlşi geleceğe

Yoksulluğun iteklediği yeni Ortaçağ öğrenci yurdundaki yangına Yobazlık, odun taşır..!

Batı’nın dayattığı proje olan Eğitim gibi kurumlarım kamunun dışına itilerek milletin etnik gruplara, mezheplere ayrıştırılması Türkiye’ye, ölüm ve yıkım getirdi. Türk insanının bugün yaşadığı bütün güvensizlik ve geleceksizlik ortamı, ikinci Dünya savaşından sonra Türkiye‘nin, Batı kapısına itilerek o kapıya bağlanması ile başladı. O kapı Türkiye‘nin, Cumhuriyet ve Demokrasi değerlerini çürüterek çökertti ve yitirmemize neden oldu.

Yoksul çocukların okuduğu köy enstitülerini ve öğretmen okullarını kapatıldı. Okullar ve üniversiteler özelleştirildi. Üniversite sınavlarında olan genel yetenek testi sayesinde zeki ve yoksul öğrenciler üniversitelere girebiliyordu. Bu test kaldırıldı. Yerine ezbere dayalı sistemler getirildi. Dershaneler sisteme girdi. Öğrenciler bölümlerinin dışındaki dersleri öğrenmek zorunda kaldı. Düşük puan alan zengin çocukları için özel üniversiteler kuruldu.

Ve el kadar yoksul çocuklar 4+4+4’le kasaba, il merkezlerinde ihmal edilerek kalacak yer bulamadılar. Yasadışı bir biçimde tarikat evlerine ve yurtlarına hükümet eliyle yerleştirilirken önlem de en başta ihlal edilmiş oldu. Bu konuyu siyaset dışı teknik bir konuymuş gibi ele alanlar da siyaset yapıyor, kendilerini koruyorlar.

Taciz, tecavüz ve faciaların hepsi yurtlarda, hepsi tarikat hücreleri ve hepsinde kurbanlar çocuk. Toplumun geleceğini ihmal ve siyasi çıkarlar uğruna Kamu görev/yetkilerini tarikat ve cemaatlere teslim ederseniz gerçekleşen tecavüzlere ölümlere kılıfınız “doğal felaket” olur.

Küçücük çocukların cahiliye dönemi gibi tecavüze uğramaları, ölmeleri siyasetin konusudur, ideolojiktir ve katili siyasal İslam’dır. Siyasal İslam ideolojisi, önce devlet yurtlarını yıktı. Sonra da çocuklar yasadışı bir şekilde Rant uğruna Tarikat/Cemaat yurtlarına, evlerine kaptırıldı. Bu yoksul çocukları, ya darbeci katil oldu, ya tecavüze uğradı, ya da yanarak öldü. Siyasal İslam ideolojisinin Tarikat/Cemaatlerin çöktüğü, yönettiği, çürüttüğü ülkede çocukların bu yurtlarda neden kaldığı ve neden tecavüze uğradığı, neden öldüğü sorgulanmalıdır.

Bir ülkede nedeni ne olursa olsun ölümlerin, tecavüzlerin hesabı sorulamıyorsa orada toplum değil, topluluk vardır. Halkın özgürlüğü, eşitliği, bağımsızlığı, kardeşliği adalet temelinde, insanların geleceğini garanti altına alınamadığı için yaşam hakkı güvenceye kavuşamamıştır.

Şeffaflığı unutan Hükümetin ilk Refleksi yayın yasağı getirmek. Yasaklar beceriksizliği, ihmali, suçu, kayırmayı örtmenin bir yolu olarak algılanıyor ve artık adaletinize, hukukunuza hiç kimse güvenmiyor.

Devlet Baba üvey olursa, adam hacı olur, ulaşmakla Mekke‘ye, Eşek derviş olur, taş çekmekle tekkeye. Neden mi “Milli Hükümet” istiyoruz? Cemaat ve Tarikatları tasfiye ederek, eğitim kurumlarını kamulaştırmak, çocuklarımız devletin şefkatli kollarına teslim etmek artık bir zorunluluktur. Çocuklarımıza cemaatler değil, devlet sahip çıkmalı. Çıkmayınca hem geleceklerini hem de kendilerini yakıyoruz.

Devletin kendi yurdunu yıktığı, çocukları siyasi niyetlerle alıp siyasi nedenlerle denetlemedikleri tarikat yurduna, evine yönlendirdiği bu ülkede çocuk yapılır mı, büyütülür mü, emanet edilir mi, yetiştirilir mi.?

Yorum Bölümü

You must be Giriş to post a comment.